Şam’dan Rusya’ya sitemler… – Hediye Levent (Evrensel)

Rusya, ��dlip meselesini Türkiye ile ilişkilerini gözeterek sürdürdükçe Türkiye’nin ve desteklediği grupların Suriye’nin kuzeyinde köklenmesini sağlıyor. Türkiye, “İdlip’ten çekiliyorum ama El Bab ve Cerablus’ta kalacağım” şeklinde İdlip’i pazarlık konusu yapmak isterse Rusya’nın tavrı ne olur?

Şam’dan Rusya’ya sitemler… – Hediye Levent (Evrensel)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov dikkat çekici bir ekiple Şam’daydı. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile görüşen Lavrov Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ile bir basın toplantısı yaptı.

İki ülke arasındaki ilişkinin derinleştirilmesi, Suriye’nin toprak bütünlüğüne vurgu, ülkenin kuzeyindeki Suriye Demokratik Güçlerinin ABD ile yakınlaşmasına yönelik mesajlar ve yeni anlaşmalar gibi unsurlar öne çıktı.

Ancak ziyaretin zamanlaması, Şam’daki hava ve resmi açıklamaların satır araları bu ziyaretin ‘biraz farklı olduğunu’ gösteriyor.

Suriye toprak kaybeder mi?

Rusya, Suriye’de ayaklanma başladığından beri yani sahaya askeri olarak girmeden çok önce ülkenin toprak bütünlüğüne vurgu yapan birkaç ülkeden biri oldu.

Bu vurgu, İdlip sorununun çözümü için Rusya’nın inisiyatifi ile ortaya çıkan, Türkiye ve İran’ın da katıldığı Astana görüşmelerinde de birçok kez öne çıktı.

Ancak bir süredir İdlip konusunda Şam’dan yükselen rahatsızlıklar var.

Astana süreçleri Rusya’nın Türkiye’yi oyun içinde tutmasını, Türkiye’nin de Suriye içine müdahalesini sağladı. Aslında Soçi Anlaşması başta olmak üzere Astana’nın her aşamasında Türkiye İdlip’te çözüme dair sorumluluklar üstlendi, vaatler verdi ancak bunların neredeyse hiçbirini yerine getirmedi.

Zaman zaman TSK ile Suriye ordusu da karşı karşıya geldi ve sınırlı, küçük çatışmalar yaşandı.

Diğer taraftan Rusya’nın hava desteği ile Suriye ordusu İdlip’e yönelik birkaç yıldır devam eden askeri operasyonlar yaptı. Bu operasyonların zamanını, süresini, hedefini belirleyen başlıca faktör ise Türkiye-Rusya ilişkileriydi.

Rusya destekli Suriye ordusunun her operasyonuna Türkiye tepki gösterdi, diplomasi kanallarını zorladı, sahada TSK -desteklediği gruplar ile Suriye ordusu karşı karşıya geldi. Moskova’ya heyetler gitti, bir mutabakata varıldığı resmi açıklamalarla duyuruldu. Suriye ordusu operasyonu durdurdu, kontrolü altına aldığı son hatta durdu. Son 2 yıldır birçok kez tekrarlanan bu durumla birlikte İdlip içindeki cihatçı gruplar çok küçük bir alana sıkıştı.

Suriye’nin diğer bölgelerinde şiddetli çatışmaların devam ettiği yıllarda bu anlaşma Şam’ı çok rahatlatmıştı. Ancak 2018 yılının başından itibaren çatışmalar büyük ölçüde bitti, gözler İdlip’e döndü.

Şam’a göre;

-İdlip operasyonu gereğinden fazla zamana yayıldı.

-İdlip’te cihatçı yapıların varlığı sebebiyle sürekli kent etrafında askeri yığınak tutuluyor ve zaten ekonomik krizle boğuşan ülkede büyük bir bütçeyi yutuyor.

-Çatışma olmadığı halde neredeyse her gün askerler küçük saldırılarla, roket saldırıları ile ölüyor.

-Ülke ekonomisi için hayati önemde olan M-4 ve M-5 Karayolları hâlâ İdlip kırsalının güvenli olmaması sebebiyle aktif hale getirilemedi. Türk ve Rus devriyelerinin güvenliğe çok da etkisi yok. Zaten bu devriyeler, TSK’nin kara yoluna yakın gözlem noktaları bile saldırılara hedef oluyor.

-İdlip, Türkiye’nin Suriye içinde kalmasını sağlayan yer çünkü Soçi anlaşması ile Türkiye’nin burada gözlem noktaları oluşturması ve garantör olarak süreçlere dahil olması meşrulaşmıştı. Ancak Türkiye Soçi anlaşmasının şartlarını ve yükümlülüklerini yerine getirmedi. Bu nedenle, Türkiye’nin fiilen bulunduğu İdlip’ten çıkması gerekiyor.

-Rusya, Türkiye ile Suriye dışında farklı dosyalar sebebiyle ilişkilerini korumak karşılığında İdlip’te Türkiye’nin kalıcı olmasının önünü açıyor.

Şam cephesinden yükselen bu serzenişler yeni değil ancak son aylarda daha yüksek sesle dile getirilir oldu. Yukarıda genel olarak aktardığım bu yaklaşımın son halkası ise toprak kaybı endişesi.

Buna göre; Rusya, İdlip meselesini Türkiye ile ilişkilerini gözeterek sürdürdükçe Türkiye’nin ve desteklediği grupların Suriye’nin kuzeyinde köklenmesini sağlıyor. Türkiye, “İdlip’ten çekiliyorum ama El Bab ve Cerablus’ta kalacağım” şeklinde İdlip’i pazarlık konusu yapmak isterse Rusya’nın tavrı ne olur?

Yazının girişinde Rusya’nın Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda birçok kez çıkış yaptığını, resmi açıklamalarda mutlaka bu vurgunun yer aldığını belirtmiştik ya; son dönemde Şam’da Rusya’nın bu duruşuna ilişkin şüpheler var.

Moskova’nın Kürt girişiminin amacı ne?

Şam, Suriye’nin kuzeyindeki öz yönetim ve SDG ile ilgili durumu sorun olarak değerlendiriyor ancak Suriye içinde yani iç mesele olarak değerlendirilmesini ve çözülmesini istiyor.

Yakın zamana kadar öz yönetimin ve SDG’nin ABD ile yakınlaşmasına Şam kadar Rusya, İran ve Türkiye de karşıydı, tepkiliydi.

Bu durum özellikle petrol, tarım arazileri, canlı hayvan gibi gelirlerin kaynağı olan çok kıymetli bir bölgeyi elinde tutan SDG’ye karşı önemli bir kozdu.

Rusya, öz yönetimle, SDG ile hatta doğrudan PYD ile ilişkilerini hiç kesmedi ancak yakın zamana kadar ara bulucu pozisyonunu korudu.

Şam açısından; 2011 sonrası dönemde iç muhalif isimler arasında yer alan ve muhalif sıfatıyla bakanlık da yapan Kadri Cemil’in Moskova’da bir hareket kurduğunu ilan etmesi dikkate değer. Özellikle Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin tek parça olmadıkları, PYD-ENKS arasında çatlakların ABD’nin heyecanlı girişimlerine rağmen kapanmadığı, küçük küçük farklı oluşumların da olduğu düşünüldüğünde… Yani Şam’a göre, Kadri Cemil ülkenin kuzeyindeki mevcut hareketlerden rahatsız grupları etrafında toplayabilir.

Ancak Kadri Cemil’in bu girişimini Şam’a göre gölgede bırakan çok önemli bir gelişme yaşandı. Moskova, şimdiye kadar koruduğu ara bulucu pozisyonu ile pek örtüşmeyecek bir şekilde Şam’ın ‘sorunun diğer tarafları’ olarak gördüğü başka bir heyeti daha ağırladı.

Bu durumun Şam’da ağırlıklı olarak “ABD’den sonra Rusya da öz yönetimi/Kürtleri muhatap alarak meşruiyet kazandırması” şeklinde yorumlanması çarpıcı.

Yani Şam’a göre, ülkenin kuzeyindeki yönetimin eli şimdi artık daha güçlü olabilir. Üstelik arada Rusya’nın olması sebebiyle Türkiye’nin tepkileri de yumuşayabilir. Ankara-Şam arasında kanallar kapalı olsa da farklı derecelerde olmakla birlikte ‘ortak tehdit’ algısının Şam’ın birçok kez elini rahatlattığı biliniyor.

Velhasıl, Şam ile Moskova arasında en başından itibaren çatlaklar, ajandaların veya yöntemlerin örtüşmediği birçok dosya da vardı. Mesela İran konusu… Ancak Lavrov’un son ziyareti Moskova-Şam ilişkileri açısından yeni bir eşik olabilir. Bu ziyaretten sonra Rusya’nın atacağı adımları daha dikkatli izlemek gerekiyor gibi görünüyor.

Kaynak: Evrensel