Nerede kalmıştık arkadaş?

Bugün bu memleketin maskeye ihtiyacı kadar Halkevi’ne ihtiyacı var. Mesafeye ihtiyacı kadar dayanışmaya; temizlik ihtiyacı kadar devrimcilere ihtiyaç var. Duyduk mu sesi? Çıkalım bir taşın üstüne, haykıralım en gür sesimizle...

Nerede kalmıştık arkadaş?

Evet duydunuz bu sesi… Nerde kalmıştık? İlk önce tıpkı eskisi gibi yılgınlığın olduğu yerde, yeniden taşın üstüne çıkmalı ve halkın yüzüne bakarak konuşmalıyız; bakarak gözlerine, bağırarak, onlara güven vererek, haklarının olduğunu yalnız olmadıklarını söylemeliyiz…

En önde mesela okulun önünde beklemeliyiz, velilerin yanında olmalıyız. Çocukların ellerinden tutup onlara uzun gelen Halkevi Yaz Okulu tişörtünü giydirmeliyiz. Gericiliğin bu kadar eğitimi kuşattığı yerde, Halkevi ışığını taşımalıyız. Elimizde okul raporları ile dayanmalıyız MEB kapısına! Biz mahalleye çıkmadan sesimiz gelmeli. Velilerin gözünde ışık, çocuklara umut olmalıyız yine… “Halkevi yine yaptı yapacağını, sorun çözüldü” sesi çınlamalı sokaklarda… Telefonu çalmalı merkezin, “bu okulda para topluyorlar gel Halkevi” demeli. Unuttuk mu? Hayır! Eskisinden daha isyankâr, yenisinden daha dirençli olmalı şimdi…

Mesela bir halk sağlığı sorunu olan bu virüslere karşı giyelim tulumları, çıkalım sokaklara. Dezenfekte edelim hayatı, onların çürüyen düzenini… Parasız sağlık diyerek umut olalım halkımıza. Kuralım sağlık hakkı meclislerimizi, uzatalım elimizi bizi bekleyenlere… Biz buradayız, diyelim!

Peki ya o barınma hakkı meclislerimiz? Hatırlıyor musunuz? Yılmadık, sokaklarda günlerce direndik. Halkın konut hakkı var dedik; kazandık. “Yerinde ıslah, maliyetine konut!” Yorulduk ama tarihe not düştük.

Durun, daha bitmedi. Mahalle meclisi kurmalıyız; her sorunla uğraşan içinde muhtar olan, meclis üyesine program çıkaran, apartmanı örgütleyen, mahallesine kim taşındı bilen, pandemide çorbasını paylaşan, dayanışmaya seferber olan… Memleketine ve mahallesine sahip çıkan… Mahallesine uyuşturucu sokmayan, gençlerin yanında olan, gencine sahip çıkan bir mahalle meclisi. Kadınların hep sözünü söylediği, kadın dayanışma ağlarını kurduğu, toplumsal cinsiyet eşitliğinin olduğu bir mahalle meclisi. İşçilerin derdini anlattığı örgütlendiği bir mahalle meclisi…

Evet, bizler kısa zamanda bu değerleri ellerimizde yarattık. Hatırlayalım mı? Mahallemize faşistler geldiğinde, bizlerin canına kast ettiklerinde devrimci irademiz ve mahalle halkı ile birlikte onları mahallemizden kovduk. Kendimize ve halkımıza inancımız sonsuzdu. Cami-Cemevi ucubesini mahallemize yapmak istediklerinde de ilk biz karşı çıktık, direndik, yaptırmadık. Yıllarca Mamak’ta Kömür Deposu konserlerinde binlerce insanı bir araya getirdik; gücümüz birliğimizdendir, dedik. Uyuşturucuya savaş açtık. Mahallede sokak sokak, adım adım mahalleli ile birlikte seferberlik başlattık. Ya kadınlar? Kadınlar hiç geri adım atmadı; sokakları onlara dar edenlere karşı 25 Kasımlarda, 8 Martlarda hakları ve yaşamları için en öncelerdi… Şiddete ve istismara karşı artık dayanışmanın ilk durağıydı Halkevci Kadınlar.

Evet, evet… Bir taşın üstüne çıktık, heyecanlıydık. Ama halkın gözüne bakınca başladı her şey…

Biz başarabiliriz dedik düştük yollara. Ve ne yaptıysak halk için halk ile birlikte yaptık…

Bugün bu memleketin maskeye ihtiyacı kadar Halkevi’ne ihtiyacı var. Mesafeye ihtiyacı kadar dayanışmaya; temizlik ihtiyacı kadar devrimcilere ihtiyaç var. Duyduk mu sesi? Çıkalım bir taşın üstüne, haykıralım en gür sesimizle…

BİZ BURADAYIZ!

Evet arkadaş halkımız seni bekliyor…