DİSK’in bir “kadına yönelik şiddet beyanı” ile imtihanı: Üç ayda neler oldu?

9 Temmuz günü “Rojdaezji” isimli ve Şişli Belediyesi çalışanı olduğunu ifade eden Twitter kullanıcısının, DİSK’te örgütlenme uzmanı olarak görev yapan Faruk Işık’ın kendisini taciz ve tehdit ettiğine dair beyanı üzerine, DİSK Yönetim Kurulu tarafından kurulan soruşturma komisyonu 16 Temmuz 2020’de çalışmalarına başlamıştı. Konu son günlerde sosyal medyada da tartışılıyordu. DİSK, soruşturma ile ilgili kararını nihayet bugün açıkladı ve kadına yönelik şiddetin ve tacizin tüm yaşam alanlarında kaldırılmasının ısrarlı savunucu olduğunu vurgulayarak Işık'ın konfederasyonla ilişkisinin sona erdirildiğini duyurdu. Peki kadınların işçi sınıfı içinde önemli bir yere sahip olmasına rağmen hala "erkek egemen" bir karakter taşıyan sendikal hareketin bir parçası olarak DİSK'te bu üç aylık süreçte neler yaşanmıştı?

DİSK’in bir “kadına yönelik şiddet beyanı” ile imtihanı: Üç ayda neler oldu?

DİSK Örgütlenme Uzmanı Faruk Işık hakkında sürdürülen taciz, şiddet ve mobbing soruşturmasına dair DİSK Yönetim Kurulu’nun alacağı karar bir süredir sosyal medyada tartışma konusu oluyor.

9 Temmuz 2020 günü “Rojdaezji” isimli ve Şişli Belediyesi çalışanı olduğunu ifade eden Twitter kullanıcısının, DİSK’te örgütlenme uzmanı olarak görev yapan Faruk Işık’ın kendisini taciz ve tehdit ettiğine dair beyanı üzerine, DİSK Yönetim Kurulu tarafından kurulan soruşturma komisyonu 16 Temmuz 2020’de çalışmalarına başlamıştı.

Komisyonun çalışmaları 6 Ağustos 2020’de tamamlandı ancak aradan geçen sürede konuya dair bir kararın kamuoyu ile paylaşılmamasının ardından sosyal medyada bir tartışma başladı. Anonim bir hesabın soruşturmaya dair belgeleri paylaşmasının ardından DİSK Yönetim Kurulu’na İstanbul Sözleşmesi’ne uygun bir karar alınması çağrıları yapıldı.

DİSK Yönetim Kurulu nihayet bugün konuyla ilgili bir açıklama yaparak “Temmuz 2020 başlarında DİSK çalışanı Faruk Işık hakkında gündeme gelen kadına yönelik taciz ve şiddet iddiaları DİSK Yönetim Kurulu tarafından hassasiyetle ele alınmıştır. Yönetim Kurulumuz iddiaları soruşturmak üzere kadınlardan oluşan bir soruşturma komisyonu oluşturmuş ve ayrıca soruşturma boyunca ilgili kişi tedbiren DİSK’ten uzaklaştırılmıştır. Son olarak, Soruşturma Komisyonu’nun çalışmalarını değerlendiren Yönetim kurulumuz Faruk Işık’ın DİSK’le ilişkisinin kesilmesine karar vermiş ve DİSK ile ilişkisi sona erdirilmiştir” dedi.

DİSK YÖNETİM KURULU’NDAN ‘FARUK IŞIK’ AÇIKLAMASI 

Beyan esas değil mi, özel hayat soruşturulmaz mı?

Şişli Belediyesi’ndeki işinden atılmasının ardından 2015 yılında Genel İş kadrosuna alınan ve bir süre DİSK Genel Başkanı Kani Beko’nun şoförlüğünü yapan, daha sonra DİSK Eşgüdüm Dairesi’ne atanan ve bir süre sonra da DİSK Örgütlenme Dairesi’nde çalışmaya başlayan Faruk Işık hakkındaki soruşturma sürecinde iki ayrı rapor ortaya çıktı.

Şişli Belediyesi’nde çalışan ve soruşturma komisyonunun Genel İş’li iki kadın üyesinin imza attığı raporda konu sadece Şişli Belediyesi’ndeki taciz iddiasıyla sınırlı tutularak, bu beyanı yapan kadının bulunamadığı, soruşturma süresince gündeme gelen diğer konuların ve beyanların Faruk Işık’ın sosyal yaşamı olduğu ve sözlü beyan haricinde bir delil olmadığı, bu nedenle dikkate alınmadığı belirtildi.

Aynı raporda aralarında kadınların da olduğu birçok DİSK çalışanının Faruk Işık hakkında şiddet, sözlü cinsel taciz ve mobbinge uğradıklarına dair beyanları da “ifade veren iş arkadaşları, Faruk Işık hakkında uyumsuz ve agresif tavırlarından rahatsızlık duyduklarını iletmişlerdir” diye özetlendi.

Üç kişilik komisyonun Birleşik Metal İş çalışanı diğer kadın üyesinin imza attığı raporda ise diğer iki kadın üyeyle anlaşmaya varılamadığını, daha önce dile getirdikleri “Arkadaşımız suçsuz yere işinden olacak” önyargısının çalışma boyunca devam ettiğini, taciz ve tehditlere ilişkin verilerin görmezden gelindiğini, tacize uğrayan kadınların beyanlarının kabul edilmediğini, kadınlardan bunun ispatlamalarının beklendiğini ve bu sebeple ortak bir rapor hazırlanamadığını ifade etti.

Bu ikinci raporda dikkat çeken bazı noktalar şöyleydi:

  • Rojdaezji isimli sosyal medya hesabını kapatan kişiye ulaşılamamış ve e-mail hesabına gönderilen elektronik mektuplara dönüş yapılmamıştır. Diğer komisyon üyeleri Şişli’de araştırma yaptıklarını beyan etmişler ancak yapmış oldukları çalışmalara yönelik bir tutanak veya belge komisyon dosyasına yansıtılmamıştır.
  • Çalışmalar sırasında birden fazla kadın Faruk Işık tarafından tehdit, şiddet ve ilişkiye devam etmeye zorlandığını söylemiştir. Ekli tutanaklarda Faruk Işık’ın işyerinde ve sosyal hayatında kurduğu ilişkilerde şiddet, cinsel taciz ve sataşma, mobbing uyguladığı, tehdit yoluna başvurduğu yönünde dikkat çekici ifadeler yer almaktadır.
  • Faruk Işık’ın eski sevgilisi olan bir kadın başka bir kadınla ilişkisinin ortaya çıkmasının ardından Faruk Işık’tan ayrılmak istediğini, ancak Faruk Işık’ın kendisini ilişkiye zorladığını, sürekli mesaj attığını, evine geldiğini, başka bir kadınla ilişkisi olduğu bilgisini kendisine veren kişinin evine gidip kapısına dayandığını, kişinin dışarı çıkmaması üzerine park halindeki aracına zarar verdiğini, öfke kontrolü problemi olduğunu, çok rahat yalan söyleyebildiğini söyledi. Faruk Işık’ı kendisinden uzaklaştırmak için evini ve telefon numarasını değiştirmek zorunda kaldığını ifade etti. Bu dönemde Faruk Işık’ın başka kadınları da tehdit ettiğini bildiğini de belirtti.
  • Faruk Işık’ın çalışma ortamında iş arkadaşları ile kurmuş olduğu ilişkilerde de psikolojik şiddet, sözlü cinsel taciz, tehdit ve ayrımcılık uyguladığı anlaşılmıştır.

Diğer iki soruşturma komisyonu üyesinin soruşturma alanının sadece Şişli Belediyesi olduğu, diğer bulguların Faruk Işık’ın özel hayatı olduğu ve sözlü beyan dışında kanıt olmadığı yolundaki yaklaşımlarının sonucu olarak DİSK Yönetim Kurulu’na ortak bir rapor sunulamadı.

Ortak bir rapor sunulamamasının ardından, bu rapora göre karar alması beklenen DİSK Yönetim Kurulu’nun yaklaşık 1,5 ay kararını açıklamaması konunun sosyal medyada tartışılmasına neden oldu.

Remzi Çalışkan: “Beyan dışında kanıt yok”

DİSK Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel İş Genel Başkanı Remzi Çalışkan ise Artı TV’de yaptığı açıklamada iki üyenin imza attığı rapora paralel biçimde tacizin kanıtlanamadığını ve o nedenle Faruk Işık’ın bu gerekçe ile işten atılamayacağını savundu.

Çalışkan “Tacize uğrayana ulaşılamadı o nedenle bu gerekçeyle işten çıkarmamız mümkün değil ama bu kişi uyumsuz ve sendikada sorumluluk alacak bir kişi değil değil. Tacizden değil ama uyumsuzluğu nedeniyle işten çıkaracağız, bu yönde kanaatimiz var” dedi. Çalışkan, ayrıca soruşturma başladığında Faruk Işık’ın görevden uzaklaştırıldığını ‘bölge temsilciliğine atanması’na dair iddiaların söz konusu olmadığını belirtti.

Çalışkan, Evrensel gazetesine yaptığı açıklamada ise söz konusu kişiyi işe aldırdığına dair iddiaları yalanlayarak kendisinin bu şahsı 2020’de DİSK Yönetimine geldikten sonra tanıdığını, hiçbir yakınlığı ve bağı olmadığını iddia etti.

Çalışkan açıklamasında “Gerek raporlarda, gerek diğer arkadaşlarımızın ifadelerinde, ifadeler dışında elimize somut bir şey geçmemiş de olsa bu kişinin DİSK’te çalışmasının uygun olmadığı yönünde bir kanaatimiz var” dedi.

DİSK Yönetim Kurulu’nun açıklaması

Kadınların işçi sınıfı içerisinde önemli bir yere sahip olmasına, hatta son dönemde bir kadın başkan tarafından yönetiliyor olmasına karşın geleneksel sendikal hareketin bir parçası olarak DİSK de hala “erkek egemen” bir örgüt. Çalışkan’ın ifadelerine de yansıyan bu gerçeklik, soruşturma sürecinde de kendini hissettirdi.

Öte yandan DİSK Şubat 2020’de toplanan 16. Genel Kurulu’nda anatüzüğünde toplumsal cinsiyet eşitliği doğrultusunda bir dizi değişiklikler yapmış ve İstanbul Sözleşmesi’nin savunucusu olduğunu beyan etmişti. Bugün yayımlanan Yönetim Kurulu kararında bu tutum vurgulandı.

DİSK’in açıklamasında “Soruşturma Komisyonu’nun çalışmalarını değerlendiren Yönetim Kurulumuz Faruk Işık’ın DİSK’le ilişkisinin kesilmesine karar vermiş ve DİSK ile ilişkisi sona erdirilmiştir” denilirken, konunun DİSK kararı açıklanmadan önce sosyal medyaya yansıma biçimi karşısında da şu ifadelere yer verildi: “Sosyal medyadaki ‘sahte /isimsiz’ bir hesap üzerinden bu konu vesile edilerek DİSK üyesi sendikalarımıza ve DİSK yöneticilerine dönük asılsız ithamları büyük bir üzüntü ile izliyoruz. Bu asılsız itham ve iftiralar DİSK’in kurumsal kimliğine zarar vermeyi amaçlamaktadır. DİSK taciz ve şiddet konusunda gereğini yaptığı gibi DİSK’e dönük saldırılar karşısında da dimdik duracaktır.”

DİSK’in kurumsal kimliğine zarar verenin ne olduğu ve bu saldırılar karşısında nasıl durulabileceği belli ki daha uzun süre tartışılacak. İtham ve eleştiriler karşısında sarf edilen sözlerin gerçekliğini de bundan sonra atılacak somut adımlar belirleyecek.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur