DİSK-AR: “TÜİK’in işsizlik hesaplama tekniği COVID-19 gibi bir salgının etkilerini yansıtmaktan uzaktır”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından Haziran 2020 “İşgücü İstatistikleri” açıklandı. DİSK-AR verilerin gerçek tabloyu yansıtmadığını belirtti: “İstihdam ve işsizlikteki vahim tablo sürüyor”

DİSK-AR: “TÜİK’in işsizlik hesaplama tekniği COVID-19 gibi bir salgının etkilerini yansıtmaktan uzaktır”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran 2020 Hanehalkı İşgücü Araştırması (HİA) sonuçlarını bugün (10 Eylül 2020) açıkladı. Haziran 2020 HİA sonuçları ekonominin yeniden açıldığı haziran ayı verilerini yansıtması açısından son derece önemli. Haziran 2020 verileri salgının en yoğun geçtiği nisan ve mayıs aylarından sonra salgında kısmi bir gerilemenin görüldüğü ve ekonominin açıldığı dönemi yansıtıyor. DİSK-AR’a göre, “İstihdam ve işsizlikteki vahim tablo sürüyor” .

TÜİK’e göre dar tanımlı işsizlik oranı 0,4 puanlık artış ile yüzde 13,4 seviyesinde gerçekleşti. TÜİK’e göre Türkiye genelinde işsiz sayısı 2020 Haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 152 bin kişi azalarak 4 milyon 101 bin kişi oldu. 

TÜİK’in verilerinin ardından “İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporunu” yayımlayan DİSK-AR, “TÜİK açıkladığı dar tanımlı işsizlik oranı ve işsiz sayısı ile COVID-19’un yarattığı depremi yansıtmaktan oldukça uzaktır” diye belirtti. DİSK-AR ayrıca, işten çıkarma yasağı nedeniyle dar tanımlı işsizlik verilerinin işgücü piyasalarındaki gerçek tabloyu yansıtmadığını belirtiyor. 

DİSK-AR, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) yöntemini esas alarak COVID-19’un yarattığı gerçek istihdam kaybını ve işsizliği hesapladı. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün, COVID-19 nedeniyle çalışılmayan süreyi eşdeğer tam zamanlı istihdama dönüştürerek meydana gelen iş kaybını hesapladığını belirten DİSK-AR, geniş tanımlı işsiz sayısının geçen yıl haziran ayına göre yükseldiğini açıkladı:

ILO’nun hesaplama yöntemini kullanırken mevsim etkisini ortadan kaldırmak için geçen yılın aynı dönemini (Haziran 2019 tarihini) baz aldık. ILO metodolojisinden yararlanarak yaptığımız hesaplamaya göre COVID-19 nedeniyle meydana gelen eşdeğer iş kaybı 5 milyon 484 bin olarak gerçekleşti. Haziran 2020’de revize edilmiş geniş tanımlı işsiz sayısı (tam zamanlı istihdam kaybı dahil) Haziran 2019’a göre 4 milyon 69 bin artarak 14 milyon 263 bine yükseldi. 35 milyon 310 bin olarak hesapladığımız geniş işgücüne göre revize edilmiş geniş tanımlı işsizlik (istihdam kaybı dahil) oranı ise yüzde 40,4 olarak hesaplandı.

COVID-19 döneminde kadın işgücünün durumunu da DİSK-AR şöyle ifade etti: 

Bütün veriler kadın işgücünün erkeklere göre COVID-19’dan daha olumsuz etkilendiğini gösteriyor. Kadınlar COVID-19 döneminde ücretli istihdamdan daha fazla çekilmek zorunda kaldılar. Bu durum kadınların ev içi iş yükünü kuşkusuz çok daha fazla artırdı. Haziran 2019’da kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 34,7 iken Haziran 2020’de bu oran yüzde 30,8’e düştü. Haziran 2019’da yüzde 72,4 olan erkeklerin işgücüne katılma oranı Haziran 2020’de yüzde 67,6’ya geriledi. 

DİSK-AR verilerine göre, son bir yılda toplam işgücü yüzde 6,5, erkek işgücü yüzde 4,8 ve kadın işgücü yüzde 9,9 oranında azaldı.  

DİSK-AR “işsizlikle mücadele önerilerini” de aşağıdaki gibi sıraladı:

  1. İşten çıkarmalar COVID-19 süresince kesin olarak yasaklanmalı.
  2. İşsizlik sigortasından yararlanma koşulları ve ödenek miktarı iyileştirilmelidir.
  3. COVID-19 koşullarında işsizlik ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanmada ön koşul aranmamalıdır.
  4. İşsizlik Sigortası Fonu’nun amaç dışı kullanımına son verilmelidir.
  5. “Herkesin çalışması için, herkesin daha az çalışması” ilkesi doğrultusunda haftalık çalışma süresi gelir kaybı olmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
  6. İstihdam artışlarında kamunun payı dikkate değerdir. Kamu istihdamının artırılması, kamuda eğreti ve güvencesiz çalışma biçimleri yerine, kadrolu ve güvenceli istihdam artışının sağlanması yaşamsal önemdedir. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalı ve kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
  7. İş başında eğitim adı altında çırak, stajyer, kursiyerlerin ve bursiyerlerin ucuz işgücü deposu olarak kullanılması uygulamasına son verilmelidir.
  8. Uluslararası çalışma normları doğrultusunda herkese en az bir ay ücretli yıllık izin hakkı tanınmalıdır.
  9. Güvencesiz çalışma biçimlerine son verilmeli, tüm taşeron işçilere kadro verilmelidir. Kamu taşeron işçileri kamu işçisi olarak kadroya alınmalıdır.
  10. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) “insana yaraşır iş” yaklaşımı temelinde herkese güvenceli ve nitelikli işler sağlanmalıdır.
  11. Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
  12. Toplum yararına çalışma programları kapsamında çalıştırılanlar daimî işçi statüsüne geçirilmelidir.
  13. Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır

“İşten çıkarma yasaklarına rağmen işsizlik rekor seviyede”

İktisatçılar Mustafa Sönmez ve Orhan Karaca açıklanan TÜİK verilerini sosyal medyada yorumladı. Sönmez açıklanan endeksin tartışmalı olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye’de gerçek işsizlik %40. Güney Afrika ve Arjantin’i bilemem, ama Türkiye, ayrışmış durumda” dedi.

Karaca ise “mevsimsel düzeltilmiş işsizlik oranı”nın haziranda 14,3 ile tarihinin en yüksek seviyesine çıktığına dikkat çekti.

Sendika.Org