Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel hakkında tahliye kararı

Libya’da yaşamını yitiren MİT mensubunun cenazesini haberleştirdikleri için yargılanan gazeteciler bugün ikinci kez hâkim karşısına çıktı. Duruşmadan bir gün önce mütalaasını açıklayan savcı gazetecilerin MİT kanununa muhalefetten 19’a yıla kadar hapisle yargılanmalarını talep ederken, yargılanan gazetecilerin dostları da “Gazetecilik Suç Değildir” pankartıyla duruşma öncesi Çağlayan Adliyesi önündeydi. Gün boyu süren duruşmanın ardından Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel’in tahliyesine karar verildi.

Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel hakkında tahliye kararı

Libya’da yaşamını yitiren MİT mensubunun cenazesini haberleştirdikleri için yargılanan gazeteciler bugün ikinci kez hakim karşısındaydı.

Gün boyu süren duruşma sonunda Murat Ağırel, Aydın Keser, Ferhat Çelik, Hülya Kılınç, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Eren Ekinci “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklama” suçlamasından beraat etti. Barış Pehlivan ve Hülya Kılınç’a MİT kanununa muhalefetten ceza verildi.

Barış Terkoğlu ve Eren Ekinci MİT mensupları ve ailelerinin kimliklerini, makam, görev ve faaliyetlerini ifşa etme suçundan beraat etti.

Aydın Keser, Ferhat Çelik ve Murat Ağırel istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek suçundan 4 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edildi. Barış Pehlivan ve Hülya Kılınç ise aynı suçtan 3 yıl 9 ay hapis cezasına mahkum edildi.

Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel’in tahliyesine karar verildi.

Savcı 19 yıl hapis istemişti

Savcı, İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmayı beklemeden dün mütalaasını açıklamış, gazetecilerin ayrı ayrı “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama” ve “2937 Sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’na muhalefet” suçlarından 19 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etmişti.

Savcılık mütalaasında, 6 aydır Silivri Hapishanesi’nde tutuklu bulunan gazeteciler Barış Pehlivan, Murat Ağırel ve Hülya Kılınç ile tutuksuz gazeteciler Barış Terkoğlu, Aydın Keser, Ferhat Çelik, Eren Ekinci, Erk Acarer’in üzerine atılı “MİT mensubu olan şehitlerin kimlik bilgilerini ve dolayısıyla da ailelerinin kimlik bilgilerini, çalıştıkları görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgileri yayımlamak, yaymak ve açıklamak suretiyle 2937 Sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 27/3. fıkrasında tanımlanan suç ile TCK’nın 329. maddesinde tanımlanan devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama” suçlarını işledikleri iddia edilmişti.

Gazetecilerin atılı suçlardan ayrı ayrı 8 yıldan 19 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen mütalaada, Barış Pehlivan, Murat Ağırel ve Hülya Kılınç’ın tutukluluk halinin devamına, Erk Acarer’in ise yurt dışında olması nedeniyle savunması henüz alınamadığından dosyasının ayrılmasına karar verilmesi talep edilmişti.

Duruşma öncesi adliye önünde eylem

Duruşma öncesinde “Haberin var mı?” inisiyatifinin çağrısıyla yargılanan gazetecilerin dostları ve basın meslek örgütü temsilcilerinin de aralarında bulunduğu kalabalık bir grup Çağlayan Adliyesi önünde buluşarak bir basın açıklaması yaptı.

“Gazetecilik suç değildir!” pankartının açıldığı eylemde basın açıklamasını tutuksuz yargılanan gazeteci Barış Terkoğlu okudu. Terkoğlu şunları söyledi:

Biz bu Adliye’nin önünde kaçıncı kez toplandığımızı bilmiyoruz. Kaçıncı kez adalet çığlığı attığımızı hatırlamıyoruz. Kaçıncı kez yasalar aracı kılınarak rehin alınmış gazetecilerin fotoğrafını taşıdığımızı sayamıyoruz.

Şikayet için söylemiyoruz. Gazetecileri sudan sebeplerle tutuklayan zihniyet ne kadar sıradan ise biz de o kadar kararlıyız. Bunu anlatıyoruz.

Bu kez hapisteki üç gazeteci arkadaşımızın dışarıdaki sesi olmak için buradayız.

Barış Pehlivan, Murat Ağırel ve Hülya Kılınç 6 aydır Silivri Cezaevinde tutuklu. Elbette sebebi onların ellerini kollarını bağlamak için bahane edilmiş bir haber.

Bu öyle bir haber ki Cumhurbaşkanı milyonlarca insana açıkladığı halde “devlet sırrı” oldu!

Bu öyle bir haber ki bir köy muhtarından eski silah arkadaşlarına kadar binlerce kişi paylaştığı halde “ilk kez ifşa olmuş” oldu!

Bu öyle bir haber ki MİT Başkanı “Teşkilat Başkanı” diye çelenk gönderdiği halde “fark edilmez” oldu!

Bu öyle bir haber ki yüzlerce insanın eliyle kaldırılan bir cenazeyi anlattığı halde “saklı” oldu!

Bu öyle bir haber ki cenazeye katılan protokolün verdiği poza rağmen “gizli çekim” oldu!

Bu öyle bir haber ki Millet Meclisi’nde bir milletvekili tarafından açıklandığı halde “görünmez” oldu!

Biliyoruz, gazetecileri tutuklamak için senaryo yazanlar, herkesin gözü önünde verdikleri röportajlara bile manalar yükleyerek suç üretenler, kendi iddianamelerine bile inanmıyor.

Biliyoruz, cezaevine giren arkadaşımızı yumruklayanlar, salgın şartlarında onları hapiste tutanlar, 6 aydır tecrit işkencesiyle teslim almaya çalışanlar ülkemizde yolsuzluklar, hukuksuzluklar, istismarlar bir daha yazılmasın istiyor.

Birazdan duruşma salonuna gireceğiz. Bilekleri kelepçelenerek sanık sandalyesine oturtulan gazetecilerin yargılayanları yargılamalarını izleyeceğiz.

Karar ne olursa olsun, yıllardır başka başka ellerin sergilediği bu filmin sonunu görebiliyoruz. Emin olun, gazetecileri kurdukları kumpaslarla, tezgahlarla susturmaya çalışan bu zihniyetin sonu kendilerinden öncekiler gibi olacak. Ama adımız ne olursa olsun, biz onların ortaya çıkmasını istemediklerini yazmaya devam edeceğiz.

Tahammül etmeyeceğiz

DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren de bir konuşma yaparak baskıların tahammül edilemez bir noktaya geldiğini ama her şeye rağmen mücadeleye devam edeceklerini söyledi. Eren şöyle konuştu:

Bir ayda 30 gazeteci mahkeme önüne çıkacak. Bunlardan 3’ü, Barış, Hülya ve Murat arkadaşlarımız bugün tutuklu. Derhal tahliye edilmelerini istiyoruz. Basın özgürlüğü ayaklar altında biliyoruz. İfade özgürlüğü ayaklar altında. Bakın son örneği iki gün önce yaşadık. Van’da bir gazeteci bir TRT dizisiyle ilgili şaka yaptığı için evi basılarak gözaltına alındı. İfade özgürlüğüne, basın özgürlüğüne yönelik baskılar artık tahammül edilemez durumda. Tahammül etmeyeceğiz. Bu ülkede gerçekten demokrasiyi, gerçekten basın özgürlüğünü sağlayana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur