Cumartesi Anneleri 801. haftada Süleyman Cihan için adalet istedi

Cumartesi Anneleri, koronavirüs salgını nedeniyle 801. hafta açıklamasını da sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdikleri canlı yayınla yaptı. Bu hafta, 39 yıl önce İstanbul’da gözaltına alınan ve işkenceyle katledilen Süleyman Cihan için adalet istendi

801 haftadır fail meçhul cinayete uğrayan yakınlarının faillerini ve kaybedilenlerin akıbetini soran Cumartesi Anneleri, koronavirüs (COVID-19) salgını nedeniyle bu haftaki açıklamayı da sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdi.

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanması nedeniyle eylemlerini 82 haftadır İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde gerçekleştiriyordu. Koronavirüs salgınına rağmen eylemlerini sürdüren Cumartesi Anneleri, son 19 haftadır sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları canlı yayınlarla adalet taleplerine devam etti.

Bu haftaki açıklamada, 29 Temmuz 1981 tarihinde İstanbul’da gözaltına alınan ve işkenceyle katledilen Süleyman Cihan için adalet istendi.

Ahmet Cihan: “801 haftadır adalet arıyoruz”

Açıklamada ilk sözü Süleyman Cihan’ın kardeşi Ahmet Cihan aldı.

Süleyman Cihan’ın işkence sonucu öldürülmesine dair soruşturma dosyasının 12 Eylül döneminde hiçbir delil dikkate alınmadan kapatıldığını ve 2012’de yeniden yapılan suç duyurusu üzerine soruşturma başlatıldığını belirten Ahmet Cihan, “Ancak açılan soruşturma dosyası İstanbul ile Anadolu adliyeleri arasında 2,5 yıl boyunca gidip geldi. Dosyada beş savcı değişti. Son savcı, Süleyman’ın o dönemin emniyetçileri tarafından işkenceyle sonucunu öldürülmüş tespit etmiş olmasına rağmen zamanaşımı nedeniyle takipsizlik kararı verdi. O dönemin emniyetçileri yine korunmuştur. Korunan o ekip, birçok dosyada adı geçen Mehmet Ağar ve ekibiydi” dedi.

Ahmet Cihan, sözlerinin devamında “801 haftadır adalet arıyoruz. Ancak yetkililer sesimizi duymadıkları gibi sesimizi kısmak adına kayıplarımızı arama mekânımız olan Galatasaray Meydanı da bize kapattılar. Bilinmelidir ki kayıplarımızı aramaktan, hakikat ve adalet talebimizden ve Galatasaray Meydanından asla vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Av. Erdoğan: “Failler, devletin sağladığı imkânlarla cezasızlığa kavuştu”

Cihan Ailesi’nin avukatlarından Aydın Erdoğan ise “Devlet, cunta döneminde işlenen suçların üzerinin örtülmesi konusunda vardığı iç mutabakat sonucunda bu dosyaları zamanaşımı gerekçesiyle kapattı. Bize göre, insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı sözkonusu olamaz. Devlet, soruşturmayı kendisi engelliyorsun zamanaşımı sözkonusu olmaz. Süleyman Cihan’ın failleri, devletin sağladığı imkânlarla cezasızlığa kavuştu” dedi.

“Kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz”

Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Aysel Ocak da bu haftaki açıklamayı okudu:

Anayasal olarak tanınmış haklar, hükümet faaliyetlerinin sınırlarını belirler ve bireyi devletin gücüne karşı korur. Ancak Türkiye’de devleti salt baskı aracı olarak gören bir siyasi iktidar var. Elindeki gücü kötüye kullanan, yurttaşın anayasal haklarını ihlal eden bir siyasi iktidar var. O yüzden anayasal haklarımızı kullanmamız polis şiddetiyle bastırılacak bir suç muamelesi görüyor.

Ama biz kararlıyız; gözaltında kaybedilenlerin akıbetleri açığa çıkartılana kadar, yargısal süreçler adaletle sonuçlanıncaya kadar mücadelemiz sürecek.

801. haftamızda yine bir inkâr ve cezasızlık örneği olan Süleyman Cihan dosyası ile kamuoyunun karşısındayız.

31 yaşındaki 2 çocuk babası Süleyman Cihan öğretmendi ve İstanbul’da yaşıyordu. 12 Eylül Askeri Darbesi’nin ardından hakkında arama kararı çıkartıldı.

29 Temmuz 1981 tarihinde Edirne’den İstanbul’a gelmek üzere bindiği yolcu otobüsü İstanbul’a yaklaştığı sırada sivil bir ekip tarafından durduruldu. Otobüsten indirilerek gözaltına alınan Süleyman Cihan, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Durumdan haberdar olan ailesi ve avukatları hemen, İstanbul Emniyeti ve Askeri Savcılık nezdinde girişimlerde bulundu. Ancak tüm girişimler sonuçsuz kaldı.

Gözaltı kararını veren İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı ve gözaltı işlemini gerçekleştiren İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 23 kişinin ‘Emniyette işkencede gördüm’ diye tanıklık ettiği Süleyman Cihan’ın gözaltına alındığını reddetti.

Ailesi,  85 gün süren ısrarlı arayışının sonunda O’nun ağır işkence görmüş bedenine ‘meçhul kişi’ olarak defnedildiği Zindanarkası Mezarlığı’nda ulaştı.

Bu sefer de gözaltını aylarca inkâr eden İstanbul Emniyeti Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin’in de imzası bulunan gerçek dışı bir belge düzenledi. Belgede, Süleyman Cihan’ın 30 Temmuz 1981 tarihinde yer göstermeye götürüldüğü apartmanın 6. katından atlayarak intihar ettiği yazıldı.

Gerçekte ise çok sayıda tanık beyanına göre Süleyman Cihan, gözaltında aylarca işkence gördü. Ayrıca cansız bedenini kapısı kırılarak girilen ve uzun zamandır kimsenin yaşamadığı bir evin penceresinden atılarak intihar görüntüsü yaratılmak istendi.

Olaydan 21 yıl sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, dosyadaki otopsi bulguları ve tıbbi verilerden hareketle bir rapor hazırladı. Raporda Cihan’ın ağır işkenceye maruz bırakıldığı ve apartmanın altıncı katından atılmadan önce öldürülmüş olduğu kayıt altına alındı.

2012 yılında Cihan Ailesi bu raporla birlikte dosyayı canlandırmak için Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Başvuruda: Süleyman Cihan’ın kaybedilmesinde sorumluluğu olan kişilerin isimlerini vererek haklarında şüpheli sıfatıyla kamu davası açılmasını talep etti. Sürüncemede bırakılan dosya güvenilir kanıtlar ve tanıklar olduğu halde zamanaşımı devreye sokularak kapatıldı.

Gözaltında kaybedilişinin 39. yılında Süleyman Cihan dosyasında etkin bir soruşturma ve kovuşturma talebimizi tekrarlıyoruz. Süleyman Cihan’ın kaybedilmesi insanlığa karşı işlenmiş suçtur ve zaman aşımıza tabi tutulamaz.

Kaç yıl geçerse geçsin Süleyman Cihan için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz! 102 haftadır hukuksuz bir biçimde bize kapatılan kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.

Sendika.Org