Toplumsal muhalefetten Sivas Katliamı açıklamaları: “Yitirdiklerimiz, demokrasi mücadelesinin ertelenemez bir görev olduğunu hatırlatmaktadır”

Sendikalar, siyasi partiler, sol sosyalist örgütlerin Sivas Katlimı'nın 27'nci yılında yaptıkları açıklamalarda faillerin yargılanması talep edilirken, demokrasi ve özgürlük çağrısı yapıldı

Toplumsal muhalefetten Sivas Katliamı açıklamaları: “Yitirdiklerimiz, demokrasi mücadelesinin ertelenemez bir görev olduğunu hatırlatmaktadır”

2 Temmuz 1993’de Sivas’ta “Pir Sultan Kültür Etkinlikleri”ne katılan 33 aydın, sanatçı, yazar, emekçi, kadın, erkek, genç, her şeyden önce insan, Madımak Oteli’nde planlı bir organizasyonla yakılarak katledildiler.  Geçen 27 yılda katliamcıların bir kısmı yurt dışına çıkarken, kalanlar serbestçe dolaşmaya devam ettiler. Yargılanmanın uzatılması ile zaman aşımına uğratılan dava da, tutuklu sanık da Erdoğan’ın affı ile tahliye edildi.

Sendikalar, siyasi partiler, sosyalist örgütlerin Sivas Katlimı’nın 27’nci yılında yaptıkları açıklamalarda faillerin yargılanması talep edilirken, demokrasi ve özgürlük çağrısı yapıldı.

DİSK: “Sivas Katliamı hala toplumun vicdanında kanayan bir yara olarak duruyor!”

DİSK yönetimi adına açıklama yapan Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu açıklamasında, “Kendinden olmayana, farklı olana, “öteki” sayılana karşı tam bir tahammülsüzlük ve yok etme histerileriyle dolu olan bu gerici oluşumların ilk “çıkarması” değildi Madımak. 80 öncesi yine Sivas, Çorum, Malatya ve Kahramanmaraş’ta onlarca insanımız, kadın, çocuk denilmeden vahşice katledilmişlerdi” ifadelerine yer verdi.

Çerkezoğlu açıklamasının devamında şunları söyledi:

Devletin “derinlerinden” üretilen politikalarla birleştirilen ırkçı-gericiliğin tek hedefi kuşkusuz Aleviler değildi. Geçmişe baktığımızda, 12 Eylül’e giden yolda Türkiye, faşizmin ve gericiliğin yoğun bir saldırısıyla karşı karşıya kaldı. İçlerinde Kurucu Genel Başkanımız Kemal Türkler’in de olduğu bütün ilerici, demokrat insanlara, aydınlara, gazetecilere, işçilere, öğrencilere, öğretim üyelerine karşı cinayet ve katliamlar düzenlendi; Kahramanmaraş’ta, Çorum’da, Malatya’da  gerici ayaklanmalar çıkarıldı, mezhep ayrılıkları körüklendi. Yüzlerce insan öldürüldü, binlercesi yaralandı, sakat bırakıldı.

24 Ocak Kararları’yla ilan edilen, sınırsız bir sömürü anlamına gelen ekonomik politikalara karşı oluşması muhtemel muhalefet hareketleri de “zapt-ü rapt” altına alınmaya çalışıldı.

12 Eylül mevcut sömürü düzeninin onarılmasını hedefledi ve ekonomik krizin yükünün emekçi halkın üzerine yıkılması için gündeme getirildi.

Türkiye’de emekçilerin, işçi sınıfının geleceğinin teminatı olan demokrasi güçlerinin gelişiminin bastırılması ve sindirilmesi politikalarından bağımsız tutmuyoruz Madımak yangınını! Ve geçmişte ülkemizin aydınlık geleceğini karartan bütün tertipçilerinin cezalandırılmaları şöyle dursun, “kahraman” ilan edildiklerine, makamlar ve payeler verilerek mevkilerinin yükseltildiğine içimiz yanarak tanıklık ediyoruz.

Sivas Katliamı hala toplumun vicdanında kanayan bir yara olarak duruyor! Ve Sivas’ın ateşi 27 yıldır hiç sönmedi…

  • Sivas’ın ateşi sönmedi çünkü olayın gerçek yönlendiricileri yargı karşısına çıkarılmadı.
  • Sivas’ın ateşi sönmedi çünkü Madımak’ın yakılmasına göz göre göre müdahale etmeyenler, ettirmeyenler yargı karşısına çıkarılmadı.
  • Sivas’ın ateşi sönmedi çünkü faillerinin bir bölümü de “zaman aşımı” ile ceza almaktan kurtarıldı.
  • Sivas’ın ateşi sönmedi çünkü insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı mümkün değil iken, bu yargı kararı ülkeyi yönetenler tarafından “hayırlı olsun” denilerek karşılandı.
  • Sivas’ın ateşi sönmedi çünkü laikliğin ve demokrasinin üzerine yükselmiş bir cumhuriyeti bu topraklarda var etme borcumuz sürüyor.

Tüm acılarımıza karşın inançlarımızı, düşüncelerimizi özgürce dile getirebileceğimiz bir dünya yaratmanın umudunu büyütüyoruz.

Yitirdiklerimiz, demokrasi mücadelesinin ertelenemez bir görev olduğunu hatırlatmaktadır. Onları uğrunda yaşamlarını verdikleri insanlığı, demokrasiyi ve özgürlükleri toplumda egemen kılarak yaşatmalıyız.

Sivas katliamını bir kez daha kınıyor, yitirdiğimiz canları 27 yıl sonra aynı duygularla anıyoruz

KESK: “Katliamların Hesabını Barışın, Kardeşliğin, Emeğin Ülkesini Kurarak Soracağız!”

KESK Yürütme Kurulu tarafından yapılan açıklamada “Yaşanan onca katliam gibi Sivas katliamının da gerçek sorumlularının açığa çıkarılıp hesap sorulması engellenmiştir” ifadelerinin altı çizilirken, “KESK olarak, yirmi yedinci yıl dönümü vesilesiyle, Sivas Katliamı nezdinde yaşadığımız tüm katliamları bir kez daha lanetleyip yaşamını yitiren insanlarımızı saygıyla anarken diyoruz ki:

Katliamlara, ölümlere alışmayacağız, unutmayacağız, unutturmayacağız. Karanlığa teslim olmayacağız. Kutuplaştırma siyasetine karşı zenginliğimiz olan farklılıklarımızı ısrarla ve inatla koruyacağız.

“Dostluğu ve sevgiyi, onlarla birlikte büyüsün, bütün dünyayı sarsın diye yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak” için;

Özgür, demokratik, laik bir ülkede barış içinde bir arada yaşam mücadelemize devam edeceğiz. Yaşadığımız katliamların hesabını barışın, kardeşliğin, emeğin ülkesini kurarak soracağız” sözlerine yer verildi.

TMMOB: 27. Yılında Sivas katliamını unutmadık!

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz imzasıyla yapılan açıklamada şu cümlelere yer verildi:

Başta alevi yurttaşlarımız olmak üzere hepimizin içinde derin yaralar açan katliam, farklı inançları ve kimlikleri düşmanlaştıran, toplumu kutuplaştıran bir anlayışın ürünüdür. Dolayısıyla katliamla hesaplaşmak, sadece katliamı gerçekleştiren kişilerin cezalandırılmasıyla değil, Sivas’ta ve daha pek çok farklı yerde gerçekleştirilen benzeri katliamlara zemin hazırlayan karanlık anlayışın toplumsal temellerinin ortadan kaldırılmasıyla mümkündür.

Ne yazık ki, aradan geçen 27 yılda, katliamı gerçekleştirenler hukuk önünde hak ettikleri cezayı almadıkları gibi, katliama zemin hazırlayan anlayışın temelleri de ortadan kaldırılamadı. Bu anlayış, toplumsal barışımızın, kültürel çeşitliliğimizin, bir arada yaşam arzumuzun üzerine karabasan gibi çökmeye devam ediyor.

Toplumun farklı kesimlerini birbirine karşı kışkırtan, farklı yaşam tarzlarını hedef gösteren bu tek tipçi anlayışa karşı mücadele etmek, huzurlu bir toplum ve aydınlık bir gelecek isteyen hepimizin görevidir. Dinci gericiliğin, faşizmiz ve ırkçılığın toplumumuzu sürüklediği nefret bataklığına saplanmamak için eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir ülke için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Kimsenin düşünceleri, inançları ve yaşam tarzları nedeniyle katledilmediği aydınlık bir Türkiye dileğiyle, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta kaybettiklerimizi bir kez daha saygı ve özlemle anıyoruz.

Halkevleri: Sivas Katliamı’nda insanlarımız, türküler, şiirler, çizgiler, tiyatro katledildi

Karanlık aydınlıktan, faşizm demokrasiden, gericilik özgür düşünceden her zaman korktu. Sivas’ta bir araya gelenlerin aydınlığı bu yüzden boğulmak istendi. Yıllarca devlet eliyle beslenen, palazlandırılan İslamcı gericilik ve faşizmle beslenen kontrgerilla unsurları, tekrar devreye sokuluyordu. Sonradan açık bir biçimde görüldü ki katliam hazırlığı günler öncesinden planlandı. “Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmayız” denilerek kışkırtılan gerici, faşist katiller kolluk kuvvetlerinin adeta seyrettiği saldırı sonucunda insanlarımızı katlettiler. Yakılanlar Aleviydi, aydındı, sanatçıydı. Hepsi uzun yıllar boyunca bu topraklara yüzlerce eser verecekler, üretecekler, yaşayacaklardı. Katliamla ülkemizin büyük kültürel mirasının adeta damarları kesildi. Yakılan yalnızca insanlarımız değildi! Sivas’ta 2 Temmuz’da türküler yakıldı; şiirler, resimler, oyunlar, fotoğraflar, karikatürler, romanlar, tiyatro yakıldı.

Sivas Katliamı aynı zamanda 12 Eylül karanlığını mücadeleleriyle yırtan halka verilmek istenen gözdağıydı. Egemenler ülkemiz halklarının insanca yaşam, eşitlik, özgürlük, barış düşlerini, laiklik talebini baskı altına almak için her türlü insanlık dışı provokasyonu devreye sokabileceğini bir kez daha gösteriyordu. Bu “gelenek” bugün de sürüyor.

Katliamın ardından ülkemizi yönetenler ve egemen medya saldırıya uğrayanları suçladı. Aziz Nesin hedef haline getirildi. Kendisini “liberal” olarak tanımlayan birçok köşe yazarı bile katledilenlerde suç arayıp, katledenleri anlamaya çalıştı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel saldırganların sağlığına zarar gelmemesine sevindiklerini belirten açıklamalar yaptılar.

Dava süreci boyunca katillerin cezalandırılmaması için büyük çaba harcandı, birçoğunun kaçmasına göz yumuldu. 2002 yılında iktidara gelen AKP’nin hemen her döneminde Sivas Katliamı faillerinin avukatları milletvekilliği yaptı. Bazı firari faillerin AKP’li belediyelerde çalıştığı ortaya çıktı. Dava süreci boyunca katledilenlerin yakınları mağdur edildi. Katliam davası insanlık suçu kapsamında değerlendirilmediği için kasıtlı bir biçimde zaman aşımına uğratıldı. Ve bizler zaman aşımı kararından sonra “hayırlı olsun” diyenleri, mahkeme önünde davayı takip edenlere gazlarla coplarla saldıranları, katilleri affedenleri unutmayacağız.

27 yıl önce aramızdan aldıkları canlarımıza olan hasretimiz, acımız hafiflemiyor. Katillere, emri verenlere, maşaları tutan ellere duyduğumuz öfke azalmıyor. Sivas’ta katledilen insanlarımızın temsil ettiği değerlerin mücadelesi sürüyor. Katleden zihniyetin ise tüm ilerici değerlere, demokrasiye, özgürlüğe, laikliğe, barışa ve haklarımıza açtığı savaş devam ediyor. Bugün ülkemizde işsize iş, işçiye insanca yaşam hakkı yok. Binlerce kişinin öldüğü bir salgın karşısında halkı değil sermayeyi koruyan bir iktidar var. Salgını bilimsel, insanı koruyan sağlık politikalarıyla önlemeyen, halkı fetvalarla kandırmaya çalışan bir iktidar var. Demokrasiden, hakkını arayandan, gazeteciden, fikirlerden, hakkını savunandan, düşünenden, sorgulayan dan, gençlerden korkuyorlar. Savaş siyasetinin karşısında “barış” diyenlerin sesinin büyümesinden korkuyorlar. Eşitlik isteyen, yaşamak isteyen kadınlardan korkuyorlar. Geleceğini isteyen gençlerden korkuyorlar. Kendi dayattıkları inançtan, mezhepten olmayanları yok sayıyorlar. Yetmedi düşman ilan ediyorlar. Özgür düşünceden, bilimden, aydınlanmadan, laiklikten korkuyorlar. Ve bu yüzden insanlık tarihinin sayfalarında utançla yer almak pahasına ülkemizi faşizmle, siyasal gericilikle yönetmeye çalışıyorlar.

Ancak ne yaparlarsa yapsınlar eşit, özgür, kardeşçe yaşadığımız, haklarımızı kazandığımız bir ülke için verdiğimiz mücadeleyi, umudumuzu yok edemiyorlar. Bizler Sivas’ta aramızdan aldıkları insanlarımızı unutmamanın, onların fikirlerine, ülkemiz için kurdukları hayallere ve mücadelelerine sahip çıkmakla mümkün olacağını biliyoruz. Onlar, eşitliğin, özgürlüğün, barışın, laikliğin ülkesini kurma mücadelesinde yaşıyor. Onlar, ülkemizin özgür yarınlarında b��raktıkları eserlerle halkı aydınlatmaya devam edecekler. Ve bizler sizin mirasınız olan değerlerin yolundan yürümeye devam edeceğiz. Saygı, sevgi ve hasretle…

HDK: Adalet istiyoruz!

Aradan geçen yıllar içerisinde yapılan göstermelik yargılamalar sonucu katliamda rol almış kimi katiller hapis cezasına çarptırılmış, kimileri ise yurtdışına kaçmıştır. Katliamın baş sorumlularından birisi ise güya yıllardır arandığı halde Sivas’ta yaşamına devam etmiş, evinde eceliyle ölmüştür.

Sivas katliamı davası ise yıllar sonra zaman aşımı gerekçe gösterilerek düşürüldü. İnsanlık suçunda zamanaşımı söz konusu olamayacakken, 33 canımızın katilleri bu sayede “aklanmış” oldu.

18 yıllık AKP dönemi ise Alevi halklarımıza dönük saldırıların arttığı bir dönem oldu. Cami Cemevi projesi ve benzeri tahrip edici politikalar ve uygulanmalarla Alevileri asimile etmeye çalışarak, dedelere maaş bağlanması gibi projelerle yeni Hızır Paşalar yaratma arayışlarını bugün de sürdürüyorlar. Sivas Katliamı’nda yer alan katillerin savunmasını yapan avukatların AKP’nin avukatları arasında olduğunu akla getirdiğimizde AKP’nin bakış açısını net bir şekilde görebiliriz.

Katliamın yıldönümünde hiç dinmeyen acımızla sesleniyoruz: Adalet istiyoruz!

Halklarımıza asimilasyon politikalarınızı dayatmaktan vazgeçin. Tüm katliamlarda ve direnişlerde yaşamını yitirenlerin katillerinin açıklanmasını, katliamları planlayan ve yönetenler yargılansın ve cezalandırılsın.

Halkların Demokratik Kongresi Halklar ve İnançlar Meclisi olarak, Sivas Madımak Oteli’nde yaşamını yitiren 33 can şahsında, katliamlarda yaşamını yitiren canları saygı ve minnetle anıyoruz. Halkların birlikte yaşam kültürlerini yok sayarak, savaş ve katliam doğuran devlet ve yönetim yaklaşımlarının son bulması için, Türkiye halkları olarak varlığı doğduğu toprakta yaşam hakkını kutsal sayıyor, ortak yaşamı tüm renklerin birbirini anladığı ve ifade ettiği barış içerisinde ortak vatanlara dönüştürme inancımızı yineliyoruz.

HDP: Sivas ve Çorum katliamlarını unutmadık, unutturmayacağız!

Sivas katliamından sonra yaşanan adaletsizlikler bu katliamın acısını misliyle katladı. Haklarında dava açılan katillerin bir kısmı hiç bulunamadı. Daha sonra bu katillerin bazılarının Sivas’tan hiç ayrılmadan yaşamlarına devam ettikleri, hatta resmi olarak haklarında arama kararları olmasına rağmen evlendikleri, askere gittikleri, işe girip çalıştıkları, ehliyet aldıkları anlaşıldı. Sivas katillerinin bir kısmı da arama kararlarına rağmen ellerini kollarını sallayarak yurt dışına çıkartıldılar. Son olarak cezaevindeki Sivas katillerinden birisi yüzlerce yaşlı ve ağır hasta mahpus cezaevlerinde ölüme terk edilirken, AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından yaşı ve sağlık sorunları gerekçesiyle affedildi.

27 Mayıs 10 Temmuz 1980 tarihleri arasında bir buçuk ay boyunca Çorum’da onlarca canın hunharca katledilmesine ve yüzlercesinin yaralanmasına, kalanların ise önemli oranda şehri terk etmek zorunda kalmasına neden olan katliamın üzerinden tam 40 yıl geçti.

Bu katliamda resmi rakamlara göre 57 can yaşamını yitirdi. Yüzlercesi de yaralandı. Solcuların ve Alevilerin işyerleri ve evleri yağmalandı. Çorum’da 1,5 ay boyunca insanlar fırınlarda yakıldı, içlerinde kadınlar, çocuklar, ve yaşlılar dahil saldırganların eline geçen masum insanlar çeşitli işkencelerle katledildi, onlarca kadın tecavüze uğradı, malları mülkleri talan edildi.

Sivas ve Çorum Katliamları üzerinden yıllar geçmesine rağmen yüzleşilmeyen acısı yüreklerimizde asla dinmedi. Bu katliamlarda yitirdiğimiz canların anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.

ESP: Sivas için adalet herkes için adalet!

Dersim, Çorum, Maraş ve Sivas katliamlarıyla yüzleşilmeden, halklarımızın ne bugünü ne de geleceği güvencede olamaz. Kürt halkının, Alevilerin, kadınların, gençlerin kanı ile varolan bu düzen yıkılmadan adalete susayan bu topraklara adalet gelmeyecektir. Bu diktatörlüğü yıkmak ancak tarihler boyunca bu rejimin zulmüne uğramış Kürt ve Alevi halklarımızın özgürlük mücadelesinde yan yana saf tutmaları ile mümkün olacaktır. Sivas’ın hesabını sormak demokratik Alevi hareketinin ve Alevi halkımızın faşist saray diktatörlüğüne karşı birleşik mücadeleye daha aktif katılması ile mümkün olacaktır. 27 yıldır yanan Madımak için adalet, faşizme karşı Zülfikar’ı kuşanarak sağlanacaktır.

Sivas’ın katili Saray devleti!

Sivas için adalet herkes için adalet!

İHD: “2 Temmuz İnsanlığa Karşı İşlenen Suçları Kınama Günü”

Katliamın üzerinden tam 27 yıl geçti. Katliamın asli faillerinden olduğu gerekçesi ile hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş bulunan dava sanığı Ahmet Turan Kılıç tartışmalı ve uzman hekimlerin itirazını içeren bir Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından affedildi ve 31 Ocak’ta tahliye edildi.

1997 yılında tahliye edilen ve sonrasında hepsi firar eden sanıklardan Murat Karataş, Eren Ceylan ve Murat Sonkur’ın yakalanmaları noktasında hâlâ en ufa hakkında müebbet hapis cezası istemi ile dava devam ediyor. Ancak diğer firari sanıklar gibi yakalanmazlarsa 2023 yılında zamanaşımı nedeniyle haklarındaki dava düşecek.

“2 Temmuz İnsanlığa Karşı İşlenen Suçları Kınama Günü”

İnsan Hakları Derneği, 1-2 Kasım 2014 tarihinde yapılan 17. Olağan Genel Kurulunda, 2 Temmuz günü’nü “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçları Kınama Günü” olarak ilan etti.

Unutmamak ve unutturmamak için, adalet için, yeni katliamların önlenebilmesi için kerelerce dile getirdiğimiz taleplerimizi Sivas/ Madımak Katliamında katledilen canlarımızı anarak, bir kez daha yineliyoruz.

Türk Ceza Kanunu’nda yer alan İnsanlığa Karşı Suçlar, hangi tarihte gerçekleştiğine bakılmaksızın insanlığa karşı suçlarda “zamanaşımı” söz konusu olmayacak şekilde yeniden düzenlenmeli, Sivas davası yeni baştan ele alınmalı, cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, emniyet müdürü, vali dahil tüm sorumlulardan yargı önünde hesap sorulmalıdır.
Devletin ve toplumun geçmişle yüzleşmesinin sağlanması bakımından Hakikat Komisyonu kurularak katliamın bağlantılarını da içeren gerçeğin açığa çıkarılması sağlanmalıdır.

Madımak Oteli “Utanç Müzesi” yapılmalıdır.

Gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı ve 2 Temmuz günü ulusal düzeyde “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçları Kınama Günü” olarak kabul edilmelidir.

Kaldıraç

Sendika.Org