Oya Ersoy, Meclis kürsüsüne avukat cübbesi ile çıktı: “Baroları ele geçiremediniz, savunma hala direniyor”

HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, AKP'nin çoklu baro taslağını Meclis kürsüsünden protesto etti. Kürsüye avukat cübbesi ile çıkan Ersoy, "Halkı susturmak için savunmayı ele geçirmeye çalışıyorsunuz, ele geçiremediniz. Savunma direnmeye devam eder, savunmayı durduramazsınız. Bu halk da size biat etmeyecek, etmedi" dedi

AKP’nin baroları bölerek savunmayı güçsüzleştirme ve susturma planı toplumun her kesiminden tepki almaya devam ederken, HDP’nin hukukçu vekillerinden Oya Ersoy, konuya ilişkin Meclis Genel Kurulu’nda bir konuşma yaptı.

AKP’nin çoklu baro taslağını Meclis kürsüsünde protesto eden Ersoy, kürsüye avukat cübbesi ile çıktı. Ersoy’un cübbe ile çıkmasının iç tüzüğe aykırı olduğunu iddia eden AKP Isparta Milletvekili Recep Özel, Meclis Başkanı’nın duruma müdahale etmesini istedi.

Konuşmasına “Yıllardır hukuksuzluk düzleminin tam karşısında mücadele eden savunmaya ve savunmanın onuruna sahip çıkan, halkın haklarını ve insan haklarını ve hukuku savunan tüm meslektaşlarımı buradan saygıyla, sevgiyle selamlıyorum” sözleriyle başlayan Ersoy, konuşmasına cübbesini kürsüye asarak devam etti.

“Saray’ın derdini değil, hukukçuların sorunlarını tartışalım”

Avukatların çoklu baroya karşı verdikleri mücadeleyi aktaran Ersoy, 78 baro başkanının gazeteye verdikleri ilanın yandaş medya tarafından yayımlanmadığını belirterek şunları söyledi:

Şimdi, günlerdir baro başkanları başta olmak üzere bütün meslektaşlarım sokaklarda bir şey anlatmaya çalışıyor, bir şeyi engellemeye çalışıyor. Ve bugün itibarıyla sarayın yasa tasarısı Meclise sunuldu ve bugün Çağlayan Adliyesinde, İzmir’de, Adana’da meslektaşlarımız şu tabloda, buyurun bakın, sizin ele geçirdiğiniz o yandaş medya bunları vermiyor. 78 tane baro başkanımız bakın ısrarla söylüyorum, 78 baro başkanı, bir gazeteye ilan vermeye kalktı ve bu ilanda diyorlar ki: “Baroların bölünmesi, parçalanması bağımsız savunma yerine siyasete ya da başka ortaklaşmalara dayalı, sesi kısık, cübbesi düğmeli topluluklar yaratacaktır.” Ve bu ülkede yaşayan bütün vatandaşlara sesleniyor; hukuk devletine ve insan onuruna inanan bütün vatandaşlarımızı tarihsel sorumluluğa çağırıyor. Evet, siz bu ilanı görmediniz çünkü sizin ele geçirdiğiniz medya -Hürriyet gazetesi mesela- bu ilanı yayınlamadı. Tam da bu hâle getirmek istiyorsunuz işte hukuku ve barolarımızı. Çok somut bir örnektir bu.

Baroların çağrısının, herkesin çağrısı olduğunu dile getiren Ersoy, AKP’nin hukukçu vekillerine seslenerek, “Bırakın siyasi kaygılarınızı ve bir hukukçu olarak gelin birlikte toplanalım, baro başkanlarımızı davet edelim, meslektaşlarımızı davet edelim ve hep birlikte sarayın derdini değil, bu mesleğin, hukukçuların sorunlarını tartışalım ve birlikte çözümü tartışalım. Ve buradan, bu halkın Meclisinden bunun yasaları çıksın, yoksa sarayın yasaları değil, onun derdi değil; halkın sorunlarına avukatların, meslektaşlarımın sorunlarına çare bulalım burada” dedi.

Demokrasi demek eşit temsil demektir

AKP’nin çoklu baro planında sık sık dile getirdiği demokrasi söylemini eleştiren Ersoy, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

Bakın, demokrasiden bahsediliyor sabahtan beri burada, sunarken de zaten bu baro yasa teklifini baroların yapısının demokratikleştirilmesinden bahsediliyor. Şimdi, demokrasi demek eşit temsil demektir, demokrasi demek katılım demektir. Baro başkanlarından kaçırdınız bu teklifi. Bırakın Barolar Birliği Yönetim Kurulu üyeleri bile Feyzioğlu’nun attığı “tweet”ten öğreniyor bu teklifin geleceğini. Geçtim bunları da, meslektaşlarımızın zaten haberi yok, bizlerin zaten haberi yok, sizin bizzat Cumhurbaşkanlığı Kabinenizin haberi yok, Adalet Bakanının haberi yok. Bu mudur katılımcılık, bu mudur demokrasi? Biz demokrasi deyince eşit temsili, baro yönetim kurullarında kadınlara yüzde 50 kotayı savunuyoruz. Biz eşit temsilden bunu anlıyoruz. Bu, meslektaşlarımın yarısı, bu, halkın yarısı biz kadınlarız ve eşit temsilse, evet eşit temsil, biz bunu savunuyoruz.

“Baroları ele geçiremediniz, savunma hala direniyor”

Şimdi sizin derdiniz ne? Yargı ele geçirildi değil mi? Adli yıl açılışları sarayda yapılıyor, ‘hazır ol’da yapılıyor. Hâkimler cübbelerini iliklemek için birbirleriyle yarışıyor, bir de çay toplayanlar var. Savcılar bir talimatla davalar açıyor, yakalama kararları çıkarıyor. Peki ya savunma? Yok. O hâlâ direnmekte, savunma hâlâ direniyor. İstanbul Barosunu seçimlerinde yıllardır ele geçirmeye çalıştınız, ben, İstanbul barosuna bağlı bir avukatım her şeyden önce. Aldığınız oylar, şu ana kadar bırakın 2 bini, 3 bini geçmedi ve geçtiğimiz seçimlerde ilk iki adayın ikincisinin aldığı oy oranının bile altında oy aldınız.

Sizin şu anki Genel Başkanınızın İstanbul’a ilk belediye başkanı olduğu seçimde aldığı yüzde 25’in bile üstünde oy aldı, İstanbul Barosunda çıkan bizim 2’inci listemiz.

Yani siz o zaman ele geçiremediniz, bir de ajan sokarak yapmaya çalıştınız, devşirmeye kalktınız, onlar da avukat camiasında tutmadı, şimdi sarayda kadro verdiniz, para veriyorsunuz, maaşa bağladınız. Artık hiçbir itibarları kalmadı. Evet, bütün bunları yaptınız, ele geçiremediniz baroları, dimdik ayakta savunma, direniyor, o zaman diyorsunuz ki ‘örgütsüzleştirelim, bölelim, parçalayalım.’ Ama biz de diyoruz ki ‘Eğer avukatlar susarsa, eğer hukukçular susarsa bu halk susar.’ Sizin de derdiniz bu zaten, halkı susturmak için savunmayı ele geçirmeye çalışıyorsunuz, ele geçiremediniz, bölüp parçalamaya çalışıyorsunuz ama şuna inanın, bu savunma direnmeye devam eder, savunmayı durduramazsınız. Bu halk da size biat etmeyecek, etmedi, etmeyecek.

Sendika.Org