Sınır tanımayan çöpler

Çöp sınır tanımadığından denizlere, okyanuslara dökülüyor. Çöpte geri dönüşüm konusunda katı yasalarla karşılaşan ve ceza ödemek istemeyen üreticiler çöpten en az maliyetle kurtulmak için yasadışı yollara başvuruyorlar. Mafya çöp işine el atıyor

Sınır tanımayan çöpler

Şengen sözleşmesiyle Avrupa’da insanlar sınır tanımaksızın gezip dolaşıyorlar. Çöplerini de gezdiriyorlar ama Avrupa sınırları dışında serbestçe ve kimi kez de hileli yolla ya da aracı firmalar yoluyla.

Gelişmiş ülkelerde çöp arttıkça ve geri dönüşüm de sınırlı kaldıkça çöpten yasadışı şekilde kurtulmaya çalışıyorlar. Okyanuslara yolluyorlar. Hatta uzaya yollanması bile düşünülüyor. 1970’li yıllarda NASA özellikle radyoaktif çöpler için bu seçenek üzerinde çalışmış.

Çöpler kuzey ülkelerinden güney ülkelerine sınır tanımadan gidiyor. Zengin ve tüketime boğulmuş ülkelerin çöpleri fakir ülkelere gidip insanını ve çevresini kirletiyor.

Sınır tanımayan doktorlar ya da gazeteciler gibi yardıma gitmiyorlar. Pislik yer değiştiriyor; kiminin çevresi çöpten kurtulurken kiminin çevresi çöple boğuluyor.

Ve kimsenin de sesi çıkmıyor!

Niye çıksın ki? Gönderen memnun; çöp yükünden kurtuluyor, mali dengesini kurtarıyor; çöpü alanda yeniden kullanımla ya da geri dönüşümle istihdam sağlıyor, para kazanıyor ve kazandırıyor; insan ve çevre sağlığını hiçe sayarak.

Zengin ülkelerin çöpü arttıkça çöple ilgili mevzuat da ağırlaşıyor. Vergiler yükseliyor. Çöpü azaltmanın maliyeti (marjinal maliyeti de) arttıkça çöp maliyeti ucuz olan ve mevzuatı yetersiz olan ülkelere sınır tanımadan ve yasadışı yollardan gidiyor. Bunlar uluslararası çöp ticaretinin konusu dışında gezen çöplerdir.

Sınır tanımayan çöplerin başında plastik ve plastikten ambalajlar, sonra da tehlikeli çöp kapsamına girse de elektrik ve elektronik çöpler geliyor.

Son 65 yılda plastik üretimi tüm malzemeleri geride bırakarak artışını sürdürdü. Dayanıklılığı ve bozulmaya karşı olan direnci onu önemli bir ürün haline getirdi ve tüm yaşamımıza girdi.

Ama plastik çöp hiç akla gelmedi. Geri dönüşüm hiç düşünülmedi.

Son 50 yılda plastik tüketimi 20 kat arttı ve üretimi de 2050 yılına kadar dört kat artacak. Bunun anlamı da sınır tanımayan çöplerin daha da artacak olması.

Çöp sınır tanımadığından denizlere, okyanuslara dökülüyor. Çöpte geri dönüşüm konusunda katı yasalarla karşılaşan ve ceza ödemek istemeyen üreticiler çöpten en az maliyetle kurtulmak için yasadışı yollara başvuruyorlar. Mafya çöp işine el atıyor.

Her yıl Avrupa��nın denizlere döktüğü plastik 150.000-500.000 ton arasında. Son 50 yılda üretilen plastiklerin yüzde 80’i doğada, topraklarda, akarsularda ve okyanus diplerinde gezmektedir. Mikro plastikler giysimizde, gıdamızda yine sınır tanımadan geziyor.

Çin, zengin ülkelerin çöplüğü idi. Kendi çöpü de artmaya başlayınca 2018 yılından sonra çöp ithalatına yasak getirdi. “Ulusal Kılıç” adlı planıyla hükümet, Kuzey Avrupa ülkelerinin uluslararası antlaşmaları çiğneyerek yolladığı “kirli” ve “tehlikeli” çöplerin ithalatına son verdi. Dünya çöp piyasasında bu karar bomba gibi patladı. Sınır tanımayan çöp kendine başka yollar bulacaktı ve buldu da. Asya ülkelerine, Afrika ülkelerine, ülkemize gidiyor. Endonezya’da çöp ithalatı yüzde 56, Vietnam’da yüzde 50, Tayland’da yüzde 1370 arttı.

Çin’in aldığı karar sonrası Endonezya 2019 yılında beş çöp konteynırını ABD’ye geri yolladı.

Yine aynı yıl, Filipinler hükümeti 70 çöp konteynırını Kanada’ya geri yollar. Kanada’dan gelen konteynırlarda “geri dönüşüm için plastik” yazısı bulunur ama konteynırlar çürümekte olan plastik içermektedir.

Kamboçya hükümeti de yasadışı çöp içeren 83 konteynırı ABD ve Kanada’ya geri yollar.

Sri Lanka’ya Londra’dan yollanan konteynırların içinde yatak olduğu söylenir. Oysa gümrük 2017 yılından beri limanda bekleyen konteynırlarda miadı geçmiş ilaçlar ve organik çöpler bulur ve geri yollar.

20 Ocak 2020 tarihinde Malezya plastik çöple dolu yasadışı 150 konteynırı -toplam 3737 ton- ülkelerine geri yollar: Fransa’ya 43, İngiltere’ye 42, ABD’ye 17 ve Kanada’ya 11.

Çöpü yollayan ülkeler sonra da uluslararası toplantılarda güzel sözlerle dünyayı kurtaracaklarını, doğayı koruyacaklarını yüzsüzce, sıkılmadan, utanmadan ilan ederler.

Çöpte ilk on ihracatçı ülke gelişmiş ülkelerdir.

Afrika’ya giden elektrik ve elektronik çöplerin, plastik çöpün yüzde 77’si Avrupa limanlarından geliyor. Almanya ve İngiltere’nin payı yüzde 20. ABD ve Çin’in payı yüzde 7. Çin hem satıyor, ham alıyor. Çoğu geri dönüşümün konusu bile değil. İkinci el arabaların içinde sınır tanımadan geziyor.

Çöp geri dönüşümün konusu olduğunda hammadde ihtiyacını azaltır (eğer doğru yapılırsa ve çöp geri dönüşüme uygunsa), çöplüğe daha az gider ve yakılan çöp azalır.

Elektrik ve elektronik çöpler, tehlikeli çöp kapsamında ve Basel sözleşmesiyle korunuyor. ABD imzalamamış. Ayrıca sözleşmede bulunan boşluklar nedeniyle ithalatına göz yumuluyor. Bu çöpler geri dönüşüm ve yeniden kullanım için yollansa da yüzde 50’si işlevsel değil ve çöplüklerde kalıyor. Cıva ve CFC içeriyorlar.

New York’tan çöp televizyon, Pakistan’ın Faysalabad kentine güya “geri dönüşüm” adı altında 186 günde gidiyor ve 18.015 kilometre yol kat ediyor. Yarattığı kirliliği düşünün!

ABD bir konteynır plastiği 300-500 dolara Asya ülkelerine yolluyor. Oysa aynı miktar plastiği geri dönüşüm için ABD’nin bir kentinden diğerine yollamanın maliyeti ise bunun 10 katı!

İktisadi açıdan çöplükte çocukların ölmesi önemli değildir!

Kimi hayvanları izlemek için elektronik yonga (çip) takılıyor ya, çöplere de takılırsa iyi olur. Bakın nerelere nasıl gittiğini göreceksiniz.

Dünya Bankası’nda görevli Larry Summers bakın ne demiş: “Zehirli çöpleri düşük gelirli ülkelere yollamak çok iyi ve kabul etmemiz gerekir ki az gelişmiş ülkeler önemli ölçüde daha az kirlenmiştir.”

O halde daha fazla kirletmeye devam edelim.

Kapitalist iktisadi mantığa göre eğer az gelişmiş ülkelerde çöplük yanında yaşayan nüfus az ise, nüfus çöp sorununa daha az duyarlı ve tehlike altında değil ise dışsal maliyet düşüktür. Ayrıca yönetmeliklerde çöpün azaltılması konusunda zorlayıcı değilse, çöpü bu ülkelere yollamak daha uygundur.

Asya ve Afrika ülkeleri çöpü aldıkça satış fiyatı da yükseliyor. Çöp ihracatı artıyor. Az gelişmiş ülkeler rekabeti hızlandırıyor. Avrupa ülkeleri çöpten kurtulmak için firmalara destek veriyorlar. Ancak destekler, çöpün geri dönüşümünü kolaylaştırmak yerine başka ülkelere yollanmasına neden oluyor. Ayrıca plastik, kâğıt-karton, elektrik, elektronik parçaların üretimini de yükselmekte olan ülkelere ya da az gelişmiş ülkelere kaydırarak sanayi çöpü sorunundan kurtuluyorlar.

Her ülke çöpünü azaltmak zorunda. Önce de kaynakta başlamak gerekir. Geri dönüşüm olmayan, tek kullanımlık nesnelerin üretimi yasaklanmalıdır. Programlı kullanımdan düşürme konusunda önlemler alınmalı, onarım, tamiratla yeniden kullanım teşvik edilmelidir.

Sadece tehlikeli çöp ihracatı değil, genelde çöp ihracatı yasaklanmalıdır.

Sömürgeci ülkelerin uyguladığı ve bugünde kapitalizmin küreselleşme yoluyla uyguladığı ekolojik emperyalizme son vermenin zamanı geldi geçti. Dünyayı kirletenlerden, doğayı sömürgeleştirenlerden kurtulmak gerek.

Yoksa çöplerin içinde boğulup gideceğiz.

Kaynaklar:

İsmail Kılınç, Çöp Ekonomisi, Epos Yayınları, 2015. Sendika.Org’da çöple ilgili diğer yazılar.

Christophe Magdelaine, “Pourquoi L’Asie renvoie des conteneurs de dechets dans les pays occidentaux?”, notre-planete-info, 3 Mart 2020.

theconversation.com; actu-environnement.com; robindesbois.org; france.tv; nationalgoegrahic.fr

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur