Koronavirüs: Yolcu gemileri için yolun sonu mu?

Kruvaziyer gemi işletmecileri sağlık önlemleri ile güveni yeniden inşa etmeyi hedefliyor olsalar da mürettebatlarının çalışma koşullarını iyileştirme talepleriyle karşı karşıyalar

Koronavirüs: Yolcu gemileri için yolun sonu mu?

Kruvaziyer sektörü bugüne kadar, Sars ve Mers’in yanı sıra gastroenterit ve lejyoner hastalığı salgınlarından kurtuldu. Ancak koronavirüs, yolcu gemisi endüstrisine, sakat bırakacak bir darbe vurmuş gibi görünüyor. Endüstrinin filosunu oluşturan 338 gemi limanlarda veya demirde bekliyor.

Dünyanın en büyük kruvaziyer şirketi olan Carnival, filosunu korumak için aylık masraflarının toplamı olan 1 milyar dolarlık bir para ödüyor. Hükümetlerin gemilerin seyirlerine yasak koymaları sonucu, Kruvaziyer Şirketleri Uluslararası Birliği’nin bu yıl kruz gemilerinde yolculuk yapacaklarını tahmin ettiği 32 milyon yolcunun çoğunluğu evlerinde kaldı.

En azından ağustos ayına kadar operasyonların durması, limanlarda mahsur kalan gemilerin çalışmayan sistemlerinin arıza yapmaması için sürekli bir harekete hazır olma durumunda bulunmalarını zorunlu kılmakta. 2021 için yapılan rezervasyonların geçen senekiyle neredeyse aynı seviyede olduğunu söyleyen sektör uzmanları, şimdi yeni sağlık önlemleriyle halkın güvenini yeniden inşa etmek istiyor.

Ancak bir yatırım bankası olan Baird’in seyahat konusunda uzmanlaşmış bir bankacısı olan Martin Luen, bunun büyümeye yavaş bir dönüş olacağı konusunda uyarıyor: “İlk darbeyi alan sektörler genellikle pek nadiren ilk iyileşen sektörler olurlar.” Seyahat ve turizm işletmeleri, kuzey yarımküredeki önemli yaz sezonu öncesinde büyük bir baskı altındalar ve ayrıca kruvaziyer şirketleri, alışılmadık bir şekilde sadık bir müşteri tabanına sahip ve hatta bu müşteriler aynı şirketin gemilerinde tekrar seyahat etmeye istekli olsalar da COVID-19’a yakalanma riskleri ve sosyal mesafe kurallarının denizdeki etkisi işletmeciler üzerinde alışılmadık bir yük oluşturuyor.
Endüstrinin karşılaştığı zorlukların açık bir örneği olarak, gemilerde mahsur kalan 60 binden fazla mürettebatın kendi ülkelerine geri gönderilip gönderilmeyeceklerini öğrenmeye çalıştıklarını belirtmemiz yeterli.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, kruvaziyer gemisi çalışanlarının, ancak şirketlerin evlerine dönmek için özel uçuş kiralamayı garanti etmeleri ve yöneticiler ile acentelerin sağlık protokollerinin izleneceğine dair yasal güvenceler imzalamaları durumunda gemiden inmesine izin vereceğine dair karar almış durumdalar.

En büyük üç kruvaziyer şirketinden biri olan Carnival, ülkesine geri dönmeyi bekleyen 32 bin mürettebatı olduğunu, Royal Caribbean şirketi ise kendi bünyelerinde çalışan 77 bin gemi çalışanının 26 bininin geri döndüklerini ve “geri kalan tüm mürettebatın Haziran ayı sonuna kadar evde olmalarını ümit ettiğini” söyledi. Norveç Cruise şirketi ise bir açıklama yapmadı.

Firmaların söylediğine göre, limanların giriş-çıkışa kapatılmaları nedeniyle oluşan aksamalar ve bu yaz tatil sezonunda ilan edilen küresel seyahat kısıtlamaları sektörü fena halde baltalamış durumda. Adının açıklanmasını istemeyen bir Royal Caribbean çalışanı, gemisindeki mürettebatın çoğunun nisan ortasında evlerine dönene kadar bin 600 kişilik mürettebatın üç hafta boyunca denizde olduğunu, ancak birkaç kişinin COVID-19 testi pozitif çıktıktan sonra karantinaya alındığını söyledi. Konuk kamaralarında kalıyor olsalar da odalarından ayrılırlarsa “kovulmaktan” korktuklarını söylüyor.

Royal Caribbean şirketinin açıklamasına göre; “Önceliğimiz mürettebatımızı güvenli bir şekilde evlerine götürmek. Bunu sağlamak için hem yoğun çaba gösteriyor hem de büyük yatırımlar yapıyoruz.”

Şubat ayında Carnival’ın Diamond Princess gemisinde meydana gelen salgın, endüstrinin bir sorun yaşadığının ilk işaretiydi. Japon yetkililer Diamond Princess gemisini Yokohama kıyılarında karantinaya almıştı. Johns Hopkins Üniversitesi verilerine göre, gemide bulunan 712 kişiden 13’ü öldü.

O zamanlar Çin dışındaki en büyük tek vaka kümesini Diamond Princess gemisi oluşturmuştu. Kardeş gemisi Grand Princess daha sonra Oakland, Kaliforniya’da karantinaya alındı ve 78 yolcusunu testleri pozitif çıkarken, Holland America şirketinin Westerdam gemisi de ülkeler için potansiyel olarak enfeksiyon riski taşıdığı için limanlar arasında seyir yapmaya zorlanmış ve hiçbir limana kabul edilmemişti.

Medyadan elde edilen izlenim, binlerce insanın kısıtlı bir ortak alanı paylaştığı bu gemilerin “yüzen laboratuvar bakteri kapları” gibi görülüyor olduklarıydı.

Kruvaziyer endüstrisindeki gemilerinin yüzde 70’ini oluşturan Carnaval, Royal Caribbean ve Norwegian şirketleri, şimdi yakınlarını kaybeden yolcular ve hasta olan mürettebatların açtıkları birden fazla dava ile karşı karşıyalar. Yorum yapmayı reddeden Norwegian kruvaziyer şirketine karşı, rezervasyonlara başlamak için hastalığın ciddiyeti ile ilgili kendilerine yalan söylediğini iddia eden bir grup yatırımcı tarafından dava açıldı. Carnaval şirketi de ayrıca ABD ve Avustralya’da enfekte olmuş yolcuların gemiden inmesine izin verdiği için soruşturma geçiriyor.

Yine de endüstriyi takip eden Miami Herald gazetesinin verilerine göre, yolcu gemilerinde koronavirüsten sadece 82 kişinin öldüğü düşünülüyor. Kruvaziyer şirketlerinin yöneticileri, dünya çapında 500 bine yakın koronavirüs kaynaklı ölümün meydana geldiği bir ortamda, endüstrinin haksız yere karalandığını söylüyorlar.

En büyük kruvaziyer şirketlerinden birinde çalışan üst düzey bir yönetici, “Bu salgın herkesi şaşırttı, önleme ve korunma amacıyla neler yapılacağı ile ilgili sınırlı bilimsel veri ve yönergeler vardı ancak biz günah keçisi olduk” diyor. “Medya için çok çekici olan durumlardan uzaklaşmamız zor oldu.”

GlobalData’da bir seyahat ve turizm analisti olan Ben Cordwell, CDC gibi sağlık otoritelerinin virüsün yayılması için kruvaziyer endüstrisini suçladığı duyurularının sektörün geleceği için “felaket” olduğunu söylüyor. “Yine de kruz gemileri seyir yapacaklar, tüm endüstri yok olmayacak” diyor. “[Ama] almış olduğu olumsuz intibayı silmek zor olacak.” 2010-2020 yılları arasındaki on yıllık süreç kruvaziyer sektörü için büyük bir yükseliş gösterdiği dönemdi.

Sadece 2020 yılında piyasaya maliyetleri 9 milyar dolardan fazla olan on dokuz yeni geminin girmesi bekleniyordu. Bunlardan birisi de Richard Branson’un Virgin şirketine ait olan ve yapımı 600 milyon avroya mal olan Scarlet Lady gemisiydi. Bu arada kruvaziyer gemiler de büyüyor. Dünyanın en büyüğü Titanik’in beş katı büyüklüğünde olan, içerisinde karanlık macera parkı ve 10 katlı su kaydırağı bulunan Royal Caribbean’ın 228 bin tonluk Symphony of the Seas gemisi.

İlk seyrini geçtiğimiz ağustos ayında yapan Carnival’ın Mardi Gras gemisinde altı temalı eğlence alanı ve dünyanın ilk denizdeki lunapark treni bulunuyor. Dünyanın dört bir yanındaki limanlar, yolcu gemilerini ve bu gemilerden gelen yolcuları barındıracak şekilde düzenleniyorlar. Global Port Ortaklığı, 2019 yılında kruvaziyer limanı gelirlerinde yüzde 15’lik bir artış bildirdi ve iki yeni Karayip limanına da yatırım yapmaya devam ediyor. Buna karşılık, geçen haziran ayında yaklaşık 170 bin yolcunun şehre seyahat ettiğini gören Venedik, en büyük gemilerin ziyaretlerini azaltmak istiyor.

Ancak, Uluslararası Kruvaziyer Şirketleri Birliği’ne göre, küresel ekonomiye tahmini 150 milyar dolar kazandırmasına rağmen, geçen yıl dünya çapındaki 1,1 milyar turistinin sadece yüzde 3’ünden daha azı kruvaziyer seyahati tercih ediyor. Rekor kâr elde etmek bir yana, üç ana işletmeci, 2019 yılında 38 milyar dolarlık gelirden neredeyse 6 milyar dolar kâr elde etti. Sektör şu anda nakit krizi içerisinde. Norwegian şirketi mayıs ayında, yolcu gemilerinden ikisini ve iki adasını, sermaye, kredi ve özel yatırımlardan oluşan 2,4 milyar dolarlık bir fon toplamak için teminat olarak kullandı.

Bunun 18 ay boyunca seyir yapmamak anlamına geldiği söylenebilir. Çok daha büyük rakibi Carnival, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’ndan 430 milyon dolarlık hisse de dahil olmak üzere nisan ayında sermaye ve borç yoluyla 6,4 milyar dolar topladı, ancak yine de personelini işten çıkarmayı ve ödemeleri kesmeyi planlıyor.

Yine mayıs ayında, Royal Caribbean, S&P ve Moody’s’in şirketin kredi notunu önemsiz seviyeye düşürmesinden kısa bir süre sonra 28 gemiye ve “maddi fikri mülkiyete” karşı güvenli bir şekilde 3,3 milyar dolar topladı.

Endüstri, sadece tatillerin yeniden başlayabileceği zamanlar için gemileri iyi durumda tutabilmek amacıyla bakım maliyetlerine değil, aynı zamanda müşterilerin iptal edilen yolculukları için geri ödeme talep etmeleri nedeniyle de önemli nakit çıkışları ile karşı karşıya.

Norwegian firması, 11 Mayıs’tan itibaren seyahatleri iptal olan müşterilerin yarısından biraz fazlasının, orijinal tatil değerlerinin yüzde 125’ini sunan açık tatil kuponları yerine nakit iadesi talep ettiğini söyledi.

Mart sonunda seyahat rezervasyonlarında 1,8 milyar dolarlık müşteri mevduatı bulunuyordu. Otel ve restoran sektörlerinin aksine, ticari sicil kayıtları çoğunlukla Panama ve Bahamalar gibi vergi dairelerinde kayıtlı olan kruvaziyer şirketleri, ABD hükümetinin 3 trilyon dolarlık yardım programından da yararlanamıyorlar. Uluslararası Kruvaziyer Şirketleri Birliği yardım talebi için Avrupa Birliği’ne de başvurdu ancak birliğin başkanı Bay Cordwell, Avrupa Birliği yetkililerinin bu talebe pek de sıcak bakmadığını ifade ediyor. AB hükümetleri, daha az vergi ödemek için ticari sicil kayıtlarını vergi cenneti ülkelerde bulunduran kruvaziyer şirketlerine yardım teşviki vermekten çekiniyorlar çünkü kendi kamuoyundan büyük bir tepki almaktan korkuyorlar. Endüstri, kurumsal tartışmalara yabancı değil.

Uzun yıllardır çevreciler kruvaziyer gemilerinin bacalarından çıkan yüksek sülfür ve karbon salınımı ve çöplerle habitatı kirlettiklerini iddia ediyorlar. Kampanya yapan diğer gruplar ise emek sömürüsü düzenini sürdürebilmek için “kolay bayrak” ülkelerinin siciline kayıt olan şirketleri yoğun şekilde eleştiriyorlar.

Çevre grubu Stand.earth nakliye kampanyaları direktörü Kendra Ulrich, “COVID, sektörü uluslararası spot ışığı altında itti ve insanlar bu endüstrinin yıllar boyunca işlerini nasıl düzene koyduklarını daha bir dikkatli incelemeye başladılar” diyor. “Bu, ahlaki olarak iflas eden bir iş kültürünün ve kamunun güvenini yeniden kazanmak için kamusal ve önemli değişiklikler yapmak zorunda kalacakları en son örnektir.”

Carnival şirketi, 2016 yılında, bir Miami mahkemesi tarafından denize atık yağ, kanalizasyon ve kirli su bırakması da dahil olmak üzere yedi çevre ihmalinden suçlu bulundu. Bu, şirketin 1998’den bu yana aynı suç için üçüncü mahkumiyetiydi.

Hem Caribbean hem de Norwegian çevreye verdikleri zarar nedeniyle para cezasına çarptırıldılar. Ulrich, endüstrinin aşağılayıcı olarak görüldüğü bir terim olan “kolay bayrak” modeli altında, ABD ve Avrupa iş yasası kapsamına girmedikleri için daha az katı çalışma standartlarını benimseyebileceğini söylüyor.

2016 yılında Columbia Gazetecilik Okulu tarafından yapılan bir soruşturma, bazı Carnival gemileri mürettebatının dokuz aylık sözleşmelerle haftada 70 saat çalıştırıldığını ve izin veya ücretli izin alamadıklarını ortaya koydu. Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ITF), mayıs ayının ilk iki haftasında dört yolcu gemisi mürettebatının gemide intihar ettiğini söyledi. Carnival, “başlıca öncelikleri [sağlık ve güvenlik] uyumu, çevre koruma ve konuklarımızın ve mürettebatımızın sağlık ve güvenliğidir” diyor.

Cornell Üniversitesi Otel İşletmeciliği Yüksek Okulu’nda doçent Robert Kwortnik, vergi cenneti ülkelerdeki vergi dairelerine kaydolmanın maliyetleri düşürdüğünü söylüyor: “Bu operasyonel olarak daha verimli çünkü emek maliyetlerinden tasarruf edebilirsiniz.

Bu modelde toptan bir değişiklik görecek miyiz? Hemen gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmiyorum, ancak gerçekleşmesi endüstri için daha iyi olabilir.” Kruvaziyer şirketleri, kamu güvenini yeniden sağlamak için, dikkatlerini daha sıkı sağlık kontrolleri ve gemi içi temizliğine odaklamış durumda. “Şubat ayına kadar tamamen geliştirilmiş bir tıbbi protokolümüz vardı.”

İki yolcu gemisi işleten sigorta şirketi Saga’nın CEO’su Euan Sutherland, “Gemilerimizde tam tıbbi tarama, oksijen doygunluğu kontrolleri, 28 günlük tıbbi geçmiş [yolcular için] yaptık ve hafif grip semptomları olan hiç kimseyi gemiye almadık” diyor. Diğer kruvaziyer şirketleri de benzer önlemleri duyurmaya başladı.

Endüstri, Uluslararası Denizcilik Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü de dahil olmak üzere çok sayıda uluslararası örgüt tarafından düzenlenen kurallara tabi olsa da seyirlerin tekrar ne zaman başlayacağına ilişkin protokoller ve kararlar şirketlere ait. Asya dışında üç yolcu gemisi işleten Genting, yeni önlemleri resmen ilk kez duyurdu. Her kamaraya, geminin dışından yüzde 100 filtrelenmiş havanın verileceği ve gemideki tıp merkezlerine izolasyon koğuşlarının ekleneceğine dair beyanda bulundular.

Ancak Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu’nda bulaşıcı hastalıklar profesörü olan Annelies Wilder-Smith, gelecekte yolcu gemilerinde meydana gelebilecek koronavirüs salgınlarını önlemek için gemilerin en fazla yüzde 50 kapasitede çalışmak zorunda kalacağını söylüyor. Ayrıca, ayrılış öncesi sağlık taramaları, karada günlük gezileri sınırlama ve yapılacak bir etkinliğe yolcuların sadece yarısının katılabilmesi için gemideki günlük zaman/faaliyet çizelgelerinin hazırlanması öneriliyor. “Bu lojistik olarak bir kâbus ama yapılabilir,” diyor.

Kruvaziyer operatörleri, endüstrinin dünyadaki herhangi bir sektöre göre en yüksek tekrar satın alma oranlarından birine sahip olduğunu ve müşterilerin yüzde 85’inin tekrar kruvaziyer rezervasyonu yaptığını belirtiyorlar. Cruise Addict dergisinde yapılan bir okuyucu araştırmasına göre, eski müşterilerin koronavirüs nedeniyle yüzde 88’inin kruvaziyer seyahatinden vazgeçmeyeceğini ve pandeminin başlamasından bu yana müşterilerin yarısından fazlasının yeni bir seyahat rezervasyonu yaptığını ortaya çıkardı.

Ancak yeni müşterileri ikna etmek daha zor olacaktır. Bağımsız bir endüstri danışmanı olan Stewart Chiron, potansiyel müşterilerin kruvaziyer tatillerinin güvenli olduğuna ikna olmaları için önce yolcu gemilerinin tekrar seferlere başlamaları gerektiğini söylüyor. Morgan Endüstrisinden bir analist olan Jamie Rollo, “Endüstrinin müşterileri güvenli olduklarına, COVID-19 ile enfeksiyon kapma riski olmayacağına veya bir gemide karantinaya alınmayacağına ikna etmesi gerekiyor” diyor. “Seferler devam ettiğinde, küresel operasyonların tekrar askıya alınmasına neden olmak için bir gemide sadece küçük bir salgın yeterli olabilir, bu nedenle endüstrinin bu işi artık doğru yapması gerekiyor.”

[Financial Times’taki İngilizce orijinalinden Aytaç Direk tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]