Suriye’nin en zor savaşı – Hediye Levent (Evrensel)

Krizin arka planında on yıllar öncesine dayanan yaptırımlar, yolsuzluk, alt yapısı hazırlanmadan liberal ekonomiye geçiş hamlesi, savaş, daha da ağırlaşan yaptırımlar, savaşla birlikte ortaya çıkan yeni kayıt dışı ticari ağlar ve yolsuzluklar, korona salgını ve iş adamı Rami Mahluf meselesi ile su yüzüne çıkan “Ekonomi modeli ne olacak?” tartışmaları var

Suriye’nin en zor savaşı – Hediye Levent (Evrensel)

Suriye’de ekonomik kriz giderek derinleşiyor. Son birkaç aydır doların yükselişi durdurulamıyor. Çarşı pazarda fiyatlar 2 ay içinde iki katına çıktı. Mesela limona artık ‘sarı altın’ diyor insanlar.

Suriye’de 2011 yılında ayaklanma başlamadan önce 100 dolar 4-5 bin Suriye lirasına tekabül ediyordu. Bugünlerde 100 dolar yaklaşık 180-200 bin Suriye lirasına denk.

Doların kontrol altına alınması için dolar ile ticaret yasaklandı, dövizle ticaret yapanların 7 yıl hapis cezası ile yargılanması gibi kararlar çıkarıldı. Ancak bu hamleler de resmi dolar kuru ile kara borsadaki fiyatlar arasındaki makası kapatmaya yetmedi.

Üstelik savaş sonrası dönemde ağırlaşan ambargolar, bankacılık sistemi üzerindeki yaptırımlar, Suriye ile iş yapan iş insanlarının ve şirketlerin kara listeye alınması gibi uygulamalar yüzünden zorluk yaşayan birçok iş çevresi daha da zorlanmaya başladı.

Ülke dışından ham madde temini gibi durumlarda dövizle ödeme yapması gereken iş çevresinin alabileceği döviz miktarına yeni limitler getirildi. Bunun yanı sıra dolardaki istikrarsızlık ve resmi/karaborsa kurları arasındaki fark iş çevresinin zararının katlanmasına sebep oluyor.

Suriye’de milyonlarca işsiz insan var. İstihdam için atölyelerin, fabrikaların yeniden açılması gerekiyor. Fabrikaların açılması için teknolojiye, makineye, ham maddeye ihtiyaç var. Bunların temini için satmayı kabul edecek şirketler bulunması ve ihtiyaç duyulan malzemenin/maddenin bazen birkaç kez menşeinin değiştirilmesini de içeren karmaşık ve uzun bir sürecin tamamlanması gerekiyor. Bütün bunların yapılabilmesi için de ödeme yapılması gerekiyor ve Suriye dışında Suriye lirası ile ödeme geçerli değil. İş çevresinin para transferlerini parça parça yaptığı ve kurdaki istikrarsızlığın her ödemede miktarı daha da büyüttüğü biliniyordu.

Tabii dövizdeki istikrarsızlığın kontrol altına alınamaması iş çevresinin dövize yönelmesine, piyasadan döviz toplamasına ve bunu elinde tutmasına da yol açıyor.

Kurda istikrarın sağlanabilmesi de siyasi süreçlere bağlı.

Vekalet savaşları, bölgesel güç çekişmeleri çarşıdaki limon fiyatını doğrudan etkiliyor. Haliyle insanların rahatsızlıklarını, huzursuzluklarını da büyütüyor.

Zaten ekonomik yaptırımların hedefi de bu… Maliyeti yüksek askeri operasyonlardan, uzun ve karmaşık kitlesel ayaklanmaları organize etmekten çok daha etkili bir araç ekonomik yaptırımlar…

Ancak Suriye’deki ekonomik krizin tek sebebi son yaptırımlar değil.

Suriye zaten yaptırımlarla yaşamaya alışkın bir ülkeydi. Bu durumun Suriye’nin lehine sonuçları da oldu. Mesela, 1970’li yıllarda yoğun bir şekilde uygulanan yaptırımlar birçok alanda Suriye’nin kendi iç ihtiyacını karşılayacak kadar üretim yapmasını da sağladı.

Ancak Suriye içindeki ekonomik sistem değişen dünya şartlarına, bölgede değişen siyasi ilişkilere ve iç ihtiyaçlara paralel olarak kendini yenileyemedi.

2000’li yılların başında uzun yıllardır uygulanan sosyalist sistemden liberal ekonomiye geçiş hamlesi yapıldı ancak alt yapısı hazırlanmadan, aşamalı geçişi sağlayacak kanuni düzenlemeler yapılmadan başlayan bu hamle hızlı fiyat artışlarına karşı gelirin sabit kalması gibi bir sonuç doğurdu.

Yaptırımların kayıt dışı ve yolsuzluğa çok müsait ticari ağlar yarattığı ülkelerden biri de Suriye. Suriye’de yolsuzluk meselesi 2011 yılından çok önce dile getirilmeye başlanmıştı. Ancak etkili mücadele adına adımlar atılmadı/atılamadı.

2011’de başlayan ayaklanma ve yıllara yayılan savaş süreci kendi ihtiyacı kadarını üreten Suriye’de büyük bir yıkıma sebep oldu.

Savaş bitti ancak 2011 öncesinde uygulanan yaptırımlara ek yeni yaptırımlar art arda gelmeye başladı.

Korona salgını mevcut krizin biraz daha derinleşmesine yol açan bir darbe oldu. Suriye’nin bölge siyasetine dönmesi, ekonomik iş birliklerini sağlayacak diplomatik müzakereler, ülkeye az da olsa gelir gelir getiren hamleler mecburen askıya alındı.

Zaten ekonomik krizi yoğun bir şekilde hisseden insanların önemli bir kısmı, özellikle hizmet sektörü gibi alanlarda ve özel sektörde çalışanlar korona tedbirleri ve sokağa çıkma yasakları gibi süreçler nedeniyle iyice zorlanmaya başladı.

Nitekim, Facebook gibi sosyal medyada korona tedbirlerine itiraz eden, günlük hayatın normale dönmesi gerektiğini savunan çok sayıda mesaja rastlamak mümkün.

Bu arada, zaten uzun süredir bilinen Rami Mahluf meselesi özellikle iş çevrelerinin kendi aralarında konuştuğu ancak çok da ön plana çıkmayan tartışmaları su üstüne çıkardı.

Savaş döneminde oluşan ticari ağlar aynı şekilde devam mı edecek?

Sosyalist modele geri dönülecek mi? Liberal ekonomiye mi geçilecek? Yoksa yeni bir ekonomi modeli mi uygulanacak? Eğer yeni bir ekonomi modeli uygulanacaksa bu model ne olacak?

2011 öncesinde devlet ihalelerinde imtiyazları olan, bu imtiyazlar sayesinde savaş döneminde güçlenen isimlere yönelik bir şey yapılacak mı?

Yolsuzlukla artık mücadele edilecek mi?

On yıllardır ticaret ve sanayi ile uğraşan isimler/aileler savaş sonrası dönemde hayata geçirilecek yeni modellerden/yöntemlerden etkilenecek mi? Mesela, sosyalist modele dönüş sermayenin büyük kısmının devlette toplanmasını öngörüyorsa bu durum köklü sanayicileri etkileyecek mi?

Savaş bitti, ekonomik krizin bitmesi için siyasi düzeyde ‘tavizler’ verilecek mi?

Dış politikadaki kırmızı çizgilerle içerdeki ekonomik kriz karşı karşıya geldiğinde hangisi daha öncelikli olur? Mesela, Suriye’nin İran ile ilişkilerine karşılık Suudi Arabistan ile yakınlaşması gerekir mi?

Velhasıl Suriye, çatışmaların hafiflemeye başladığı 2017 yılından beri yeni bir dönemin eşiğinde ve bu yeni dönemde ekonomi modeli başta olmak üzere birçok şey belirsiz. Bu belirsizliğin yarattığı tedirginlik de mevcut krizi derinleştiren unsurlar arasında.

Velhasıl Suriye’de ekonomik krizin tek bir sebebi olmadığı gibi çözümü de tek hamleyle yapılabilecek kadar basit değil.

Krizin arka planında on yıllar öncesine dayanan yaptırımlar, yolsuzluk, alt yapısı hazırlanmadan liberal ekonomiye geçiş hamlesi, savaş, daha da ağırlaşan yaptırımlar, savaşla birlikte ortaya çıkan yeni kayıt dışı ticari ağlar ve yolsuzluklar, korona salgını ve iş adamı Rami Mahluf meselesi ile su yüzüne çıkan “Ekonomi modeli ne olacak?” tartışmaları var.

Kaynak: Evrensel