Hindistan’da COVID-19: Kast sistemi, Müslüman düşmanlığı, açlıkla cebelleşen yüz milyonlarca işçi…

Ulaşımın kapanmasıyla göçmen işçiler gıda bile alamayacak kadar parasız bir halde terk edildiklerini göreceklerdi. Bazıları yüzlerce kilometre yürümek zorunda kaldı, kimileri yorgunluktan ya da susuzluktan öldü. Hükümetin yardımı sonunda yetişti ancak çok geç ve yetersizdi. Hindistan’daki üst sınıflar için, ki bunlar çoğunlukla aynı zamanda üst kastları da oluştururlar, yoksul ve aşağı kasttakilerin hayatının pek değeri yoktur

Hindistan’da COVID-19: Kast sistemi, Müslüman düşmanlığı, açlıkla cebelleşen yüz milyonlarca işçi…

Yeni koronavirüs ya da daha çok bilinen adıyla COVID-19, ilk kez en güney eyalet olan Kerala’da 30 Ocak günü fark edildi. Daha sonra, 3 Şubat 2020’de iki vaka daha burada ortaya çıktı. Bütün hastalar Çin’deki Wuhan eyaletinden dönen öğrencilerdi. 22 Şubat’ta, bu kez Rajasthan eyaletinde 22 yeni vakaya rastlandı. Bu eyalet Kerala’nın 3 bin kilometre kuzeyindedir. Bu yeni hastalar 14 İtalyan turist ve onlara hizmet eden 8 otel personeliydi. 12 Mart’ta Hindistan’da ilk ölüm kaydedildi. Ölen, 76 yaşında Suudi Arabistan’a gidip, Hac’dan yeni dönen birisiydi. 10-12 Mart’taysa İtalya ve Almanya’ya yaptığı yolculuktan dönen bir Sih dini vaizi Anandpur-Sahib şehrine hastalığı getirerek 28 kişiye daha bulaştırdı. Hem ıslak hem de kuru boya ve renklerle mahallelerdeki toplantılarda kutlanan ve şeker dağıtılarak ve insanların birbirlerini kucaklamasıyla hayata geçen Hinduların kutsal bayramı Başbakanın bu yıl bu bayramı koronavirüs nedeniyle aynı şekilde kutlamayacağını söylemesiyle çok sönük geçti. COVID-19’un bulaşmış olması muhakkak görülen 100 vakaya Mart 15’te rastlandı. Bazıları on binlerce kişi tarafından ziyaret edilen Hindu tapınakları 19 Mart 2020’ye kadar açık kaldı. Bu tarihten sonraysa buralara ziyaret gönüllü olarak sınırlandırılmaya başladı. 28 Mart’a gelindiğinde tanım konmuş vakalar bine ulaşmıştı. Tebliğ Cemaati denilen bir dini grubun düzenlediği bir Müslüman toplantısı virüsü yayan yeni bir olay olarak karşımıza çıktı. Bu toplantıya Hindistan’ın neredeyse her bir eyaletinden yaklaşık 9 bin katılımcı gelmişti. Ancak bu yerli katılımcıların yanında bazıları zaten COVID-19 yuvası olan 40 yabancı ülkeden gelen 960 erkek de katılmıştı. 16 Nisan’da toplam 14 bin 365 vakanın 4 bin 291’i, yani, neredeyse %30’u bu toplantıdan bulaşmıştı. Günler 24 Nisan 2020’ye geldiğinde Hindistan sağlık bakanlığı 781 ölümle toplam vakaların 25 bine yakın olduğunu bildiriyordu. Dünya çapındaysa vakaların 2,75 milyona vardığı ve ölümlerin 200 bine yaklaştığı da saptanıyordu. Hindistan’da en fazla vaka ülkenin malî merkezi olarak görülen Mumbai’de görülmüştü, bu şehirdeki 4 bin 447 vakadan sonra Delhi 2 bin 514 hastayla ikinci geliyordu. Bu şehirler Hindistan’a seyahat eden kişilerin en fazla uğradığı duraklardı.

Hindutva ve Müslüman azınlığın hedeflenmesi

Kongre Partisi’nin liderliğindeki hükümetin ülkeyi yabancı sermayeye açtığı 1990’larda Hindistan’ın ekonomi politiği değişti; bu tarihe kadar yabancı sermaye sıkı kısıtlamalar altındaydı. Hindistan’ın siyasi özgürlüğe kavuştuğu 1947’deki ekonomik planlamacıların kullandığı model olan devletin sahip olduğu büyük endüstriyel girişimler temelli ekonomik sistemin özelleştirmeye yönelmesiyle ve yatırımlar için kapıların yabancı sermayeye açılmasıyla daha hızlı bir ekonomik gelişmeye yol açtıysa da bu aynı zamanda toplumda ekonomik eşitsizlikleri de beraberinde getirdi. Sıkı laik olan Kongre Partisi, tam açıkça olmasa da 1970’lerde İndira Gandhi hükümeti sırasındaki gıda krizleri baş gösterince giderek Hindu kimlik politikalarına dönmeye başlamıştı. Kongre Partisi güçlü kaldı ama şimdi hükümette olan Hindistan Halk Partisi (BJP) de kendisine rakip olarak güçlenmeye başladı. BJP küçük esnafı temsil etmektedir ve Hindu kimliğini söylemlerinin en ortasına koymaktadır. Hindutva ideolojisi Hindistan vatandaşlığının yalnızca Hindu kimliği olanlara ait olduğunu savunur. Müslüman ve başka azınlıklar Hindistan’da yaşayabilirler ama ülkenin Hindu anlayışıyla kurulduğunu kabul etmeleri ve kendi dinlerini Hindularla eşit tutmaya yanaşmamaları istenir. Bu Hindistan anayasasına aykırı olsa da BJP anayasayla alay edercesine, onu savunur görünse de ruhuna aykırı davranır. Bunu yaparken de Hindistan’ın Müslümanlarca işgal edilip yüzyıllarca onların idaresi altında olmasından kaynaklanan Hindu orta sınıfların aşağılanmışlık hislerine oynar. 1992’de BJP’nin örgütlediği “gönüllüler” Babri Mescit’i yerle bir etmiş ve bunun sonucu olarak hem Hindistan Parlamentosu’nda hem de eyalet meclislerinde daha fazla koltuk kazanmaya başlamıştır. Ama şimdiki Başbakan Narendra Modi’nin hükümeti sırasında BJP küçük partilerle koalisyonlara giderek ilk kez 2014’te ve daha sonra 2019’da Hindistan Parlamentosu’ndaki çoğunluğu ele geçirmiştir. Hindutva ideolojisinin ve BJP’nin başarısının arkasındaki iki başka etmenden birisi siyasi İslam’ın Ortadoğu’da yükselişi ve Pakistan’ın, Keşmir Vadisi’ni Hindistan’dan almak için mücahitleri kullanmasıdır. 2014 seçimlerinden sonra Kongre Partisi önemini yitirmiştir. 2014’ten beri her bir eyalet seçiminde, iki genel seçim hariç, Hindu şovenizmine yakınlaşma ve Hindistan’ın her sorununu Müslümanlara mal etme BJP’nin temel taktiği olmuştur. Böylece COVID-19’un başta Tebliğ Cemaati’nden yayılması kitle medyasında bir infiale neden oldu ve bu da Modi taraftarı bir harekete dönüştürüldü. Bunun nedeni de medyanın çoğunlukla kendileri de Hindu ve Modi taraftarı olan özel ve büyük kapitalistlerin ellerinde bulunması. Buna ek olarak Modi’nin sadece açıktan kapitalistlerin yanında olması değil, aynı zamanda kendisini yoksulların da yanında olan bir milliyetçi olarak göstermesi de işe yaradı. Bazı halktan yana gibi gözüken programlarla bu imajı yaratabildi Modi. Bunun örnekleri olarak, yoksul evlere ucuz mutfak gazı tedariki, bir temizlik kampanyası ve gurbetteki Hintlilere yardım gibi programları ve bu insanların da Modi’nin partisine yardım etmesini ve kendilerinin onun milliyetçiliğine dahil oldukları fikrinin yerleşmesini gösterebiliriz.

İşçilerin durumu ve COVID-19

Hindistan’ın nüfusu 1,3 milyar civarında. İşçi sayısı 540 milyon ve bu sayının %40’ı tarım işçisi ya da çok küçük toprak sahibi köylüler. Yani bunlar tarlalarından elde ettikleri gelire ek gelir bulmak için kentlerde çalışan yoksul köylülerdir. Hizmet sektöründe çalışanlar nüfusun %35 kadarını, sanayi işçileri de %25’ini oluşturmaktadır. Sanayi ve hizmet sektörü işçilerinin çoğu küçük işletmelerde çalışmaktadır. Emekçilerin %90’ından fazlası sendikalı değildir. Böylece, 324 milyon sanayi ve hizmet sektörü işçisi ‘sosyal mesafe’ tedbirinin uygulanması fiziksel olarak neredeyse imkânsız olan yerlerde yaşamakta ve çalışmaktadırlar. Bunlardan da 139 milyon emekçi göçmen olup ya aynı eyaletten ya da başka eyaletlerden, köy veya kasabalardan iş bulmak için gelmişlerdir. Bu işçiler gecekondularda ya da yaşamaya uygun olmayan kulübelerde yaşamaktadırlar. Buralarda su çok zor bulunur ve bazı eyaletlerde yazın su seviyesi o kadar düşüktür ki, su tankerlerle taşınarak getirilmek zorundadır. Tabii ki bu durumda günde elleri 10-20 kere yıkamak neredeyse imkansızdır. İşçiler sadece dini olarak değil aynı zamanda o eski, sermaye öncesi iş bölümü olan kastlarla da ayrılmışlardır. 4 temel ayrımı olan bu kastların en altında Dalit kastı bulunur ki buna mensup kişiler en kirli işleri, yani üst kastlardakilerin helalarını temizleme, hayvan derilerini yüzme, deri işleme, sokakların süpürülmesi, mal ve insanları su yollarında taşımak gibi işleri yaptıklarından kendilerine ‘dokunulmaz’ adı takılmıştır. BJP, bizzat kendisinin yarattığı durumları seçimlerde fırsata çevirmek için bu kasttakileri Müslümanların üzerinde tahakküm kurmak için kullanır. Komünistlerin işçi sendikalarında etkileri vardır ve bazı sendikalar da ellerindedir, ama bunu BJP ve Kongre Partisi de yapmaktadır. Yani, örgütlü işçiler Sol, Merkez ve Sağcı partilere bölünmüşlerdir.

COVID-19’le mücadelede hükümetin stratejisi

Hindistan hükümeti şubatın başlarında COVID-19 bulunan ülkelerden gelecek seyahatleri durdurdu. 22 Mart’ta Modi bu yeni tehdidi bir demeçle duyurarak kitleleri harekete geçirdi. Bu, ABD’de hastalığın bir tehdit olmadığını söyleyen Trump’ın tutumunun tam tersiydi. 24 Mart’ta Modi 21 gün sürecek bir kapatılma emri verdi ve bu daha sonra 3 Mayıs 2020’ye kadar uzatıldı. Ancak bu kapatılma kararı için hazırlıklar hemen yok gibiydi. Bundan en kötü olarak etkilenen göçebe işçiler olduysa da ucu ucuna geçinen ve işçi nüfusunun 3’te 2’sini teşkil eden kentli işçiler de çok etkilendiler. Ulaşımın kapanmasıyla göçmen işçiler gıda bile alamayacak kadar parasız bir halde terk edildiklerini göreceklerdi. Bazıları yüzlerce kilometre yürümek zorunda kaldı, kimileri yorgunluktan ya da susuzluktan öldü. Hükümetse çok geç kaldığı yardıma sonunda yetişti ama, göçmen işçilere ve geldikleri eyaletlere gıda yardımı yapmaya, ulaşım sağlamaya yarım yamalak ve yetersiz halde başladı. Hindistan’daki üst sınıflar için, ki bunlar çoğunlukla aynı zamanda üst kastları da oluştururlar, yoksul ve aşağı kasttakilerin hayatının pek değeri yoktur.

Hindistan’da COVID-19 mücadelesi tamamen yayılmayı önleme stratejisi etrafına kurulu.  Ülkenin 738 bölgesi Kırmızı, Yeşil ve Portakal renkleriyle tanımlanan üç alana ayrılmış durumda. Kırmızılar hastalığın 4 günden az zamanda ikiye katlandığı yerler. Portakal alanları hastalığın ikiye katlanmasının 4 günden fazla aldığı yerler ve Yeşil alanlar da bilindiği kadarıyla hiçbir COVID-19 virüsüne rastlanmamış yerler. Bu kategoriler, hastaların iyileşmesi ya da ölmesiyle ya da, bilindiği kadarıyla, hasta sayısının artmaması gibi etkenlerle bulaşmanın yayılması ya da gerilemesiyle değişiyor. Bulaşmanın bulunduğu Kırmızı alanlar belki daha az güvenilen ama hızlı sonuç veren testlerin daha yoğun yapıldığı yerler. Harcamayı azaltmak amacıyla 5 kişinin kanları birleştirilerek havuz testi yapılmakta ve bu testin sonucu olumsuz çıkarsa daha başka teste gereksinim duyulmuyor. Sonuç olumlu çıkarsa havuzda kanı bulunan 5 kişiye ayrı ayrı kişisel olarak test veriliyor. Pek çok kimse hâlâ hastalığa yakalanmadığı için bu yöntem masrafları azaltıyor. Ateş, öksürük gibi semptomlar gösterenlere daha güvenilir, pahalı ve zaman alıcı testler veriliyor. Yayılmanın olduğu bu alanlara böyle davetsiz girilerek izole etmek ve arkasından karantinaya almak öyle gözüküyor ki virüsün yayılmasını yavaşlatmaya yaramış. Ancak virüsün toplumsal yayılmasının sınırlandırılıp sınırlandırılmadığını ancak zaman gösterecek. Nisan 2020 sonunda 800’den az olan ölüm sayısı her ne kadar güvenilir değilse de ABD, İspanya, İtalya ya da İngiltere’yle karşılaştırılınca bu pandemiyle Hindistan’ın şimdiye kadar daha başarılı mücadele ettiği gibi bir gözlem vardır. [Geçen bir aylık sürede de bu kıyaslamalı durum değişmemiştir.]

Ancak, işçilerin büyük çoğunluğu için ekonomik kesinti çok ağır olmuştur. Bunun anlamı onlar için parasızlıktan ölümlerin giderek artmasıdır. Bu yüzden sorun çözülmekten çok uzaktır.   Fakat bu durum virüsün çok kötü etkilediği gelişmiş ülkelerde, başta ABD’de de aynıdır. Şu anda bu sağlık krizinin siyasi boyutunu tahmin etmek imkânsız gibidir. Esas etkisi ancak zamanla ortaya çıkacaktır.