Hakkında hem FETÖ hem PKK propagandasından dava açılan Prof. Gazi Çağlar: “Vicdanım rahat, eleştirel bilime hizmetim de sürecek”

Nobel ödüllü Aziz Sancar’ın Ülkü Ocağı’na ve Saray’a gidişini eleştirdiği için Erdoğan’ın hedef gösterdiği barış bildirisi imzacısı Prof. Dr. Gazi Çağlar, hakkında hazırlanan iddianamede hem FETÖ hem de PKK propaganda yapmakla suçlandı

Hakkında hem FETÖ hem PKK propagandasından dava açılan Prof. Gazi Çağlar: “Vicdanım rahat, eleştirel bilime hizmetim de sürecek”

Sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında Cumhurbaşkanına hakaretten iki ayrı dava açılan ve 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasına çarptırılan Prof. Dr. Gazi Çağlar hakkında yine sosyal paylaşımları gerekçe gösterilerek terör örgütü üyeliği suçlamasıyla başka bir dava daha açıldı.

Yozgat 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya savcılık ek iddianame hazırladı. İddianamede Çağlar’ın hem FETÖ hem de PKK propagandası yapmakla suçlandı.

Çağlar’ın Twitter hesabından yaptığı ve 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili düşüncelerini anlattığı paylaşımları ek iddianamede FETÖ/PDY propagandası sayıldı. Çağlar’ın iddianamede yer verilen paylaşımları şöyle:

“Sokağa çağırılan AKP’liler. Demokrasiyi değil, darbeci, yolsuz saray rejimine yem olmanız isteniyor.”

“Darbe girişimi, başkanlık öncesi son senaryo kokuyor: Halkın özlemi demokrasi ve barıştır.”

“Bu darbe girişimi Erdoğan’ı güçlendirmeye yönelik oyun kokuyor. Halk bu oyunda yok.”

“AKP’nin sokağa çağrısı, halkın sorunu değildir. Bilinçli halk sokağı terörize eden Tayyibizme de askeri darbelere de karşıdır.”

“Sokağa çağrı yapan imamlar, darbeci saray hizmetçisi: Türkiye’de adil seçimlerle iş başına gelmiş iktidar efsane. Katliamlar gerçek.”

“Darbe girişimi bahanesiyle muhalefetin tasfiyesi, tüm faşist diktatörlüklerin tarihinin parçasıdır. Şu an AKP ve islamcılar da darbe yapıyor.”

“Halkın ne Tayyip için ne de darbe girişimi için dökecek kanı yok. Hem ordu, hem Tayyip diktatörlüğü fazlasıyla kan döktü.”

“Darbesiyle, “normalitesiyle” akıl almazlık, irrasyonalite, şiddet ve katliamlar AKP rejiminin karakteri. Antidemokratizm ve darbecilik ilkesi.”

“Darbe bitti, demokrasiye, özgürlüğe, barışa, cumhuriyete, laikliğe yargıya, tüm kurumlara, topluma ve insanlığa darbe yapanlar iktidarda!”

“Geldi, gördü, milletinin lideri kurtardı- senaryo tam. Şimdi istikamet her alanda şiddetli “temizlik”le başkanlık ve şeriat!”

“Kahramanlık ve demokrasi bayramı arayanlar, devletin tüm güçlerine karşı direnen Gezi’ye ve Kürt halkının direnişine baksın!”

“Meydanları boş bırakmayın RTE sürülerini kime karşı hazırlıyor? AKP istifa mitinglerinden mi korkuyor? Bu kemikleştirme niye?”

“Türkiye artık bir muz cumhuriyeti, reisiyle, darbecileriyle, gerici sürüleriyle… İç savaş önündeki ahlaki-kurumsal engeller azalıyor.”

“Dökülen her damla kanın hesabını soracağız” diyor kukla başbakan. Halkta doğuda ve batıda sizin döktüğünüz kanın hesabını soracak. Kesin!”

Gezi paylaşımları da FETÖ propagandasıymış

FETÖ/PDY propagandası sayılan paylaşımların arasındaki Gezi’ye ilişkin paylaşımların yer alması dikkat çekti. Ek iddianamede yer alan Gezi’ye ilişkin paylaşımlar şöyle:

“Gezi’nin zekasını, çeşitliliğini, ufkunu düşünün. O yaşamdı. Şimdi meydanlara bakın. Milliyetçi-İslamcı-ırkçı tek ses galeyan. O ölüm!”

“Taksim planını ‘isteseler de istemeseler de’ yapacağız diyor. RTE ikinci Gezi’yi provake ediyor. Meydanlardaki işgalci gericilere güveniyor.”

“RTE kendi ordusunu, kendi yargısını kuruyor. RTE darbesi tüm hızıyla sürüyor.”

Aynı ek iddianamede Çağlar’ın aşağıda yer alan paylaşımlarla da PKK propagandası yaptığı öne sürüldü:

“3 ay süreyle OHAL kararı: RTE darbe yapıyor, olağanüstü hal artık kural olacak, tüm Kürdistan zaten yaşadı, yaşıyor.”

“Suriye ve Kürdistan’da insanlık suçlarının, en büyük yolsuzluğun, Gezi’nin yıldızlaşan çocuklarının affı yoktur.”

“Suçlamaları yanıtlamak cadı avını meşrulaştırmak olur”

Çağlar, avukatı aracılığı ile yaptığı yazılı açıklamada hakkında hazırlanan iddianamenin cadı avına malzeme üretmek olduğunu şöyle ifade etti:

Benim gibi Marxçı bir bilim insanını, devlet-din ayrımının ilkeselliğini, toplumların huzuru için vazgeçilmez koşul olan laikliğin önemini bilen bir insanı, ‘Fetö/PDY terör örgütü’ propagandası yapmakla suçlamak olsa olsa hakkımda düzenlemeye karar verdikleri cadı avına malzeme üretmek demektir. Dün ortakları olan, bugün “Fetö/PDY terör örgütü” diye tanımlananlara ve devlet ve toplum üzerinde siyasi emelleri olan tüm tarikat ve cemaatlere hep karşı oldum ve bunu da AKP Gülencilerle ortaklık yaparken ve öncesinde ve sonrasında açıklayıp yazdım. “PKK/KCK” ile de hayatım boyunca her hangi bir ilişkim olmadı, olamaz. Tek söylediğim, Türkiye’nin Kürt meselesinde siyasi bir çözüme ihtiyacı olduğu gerçeğidir. Bu ise sadece Kürt meselesi ile ilgili bildiklerimden değil, dünyada etnik-ulusal meseleler ve çözümleriyle ilgili araştırmalarım sonucu bildiklerimden çıkardığım sonuçtur. Bu terör örgütü propagandası değil, bir fikir, bir çözüm önerisidir. İnsan hak ve özgürlüklerinin ihlaline karşı çıkmak ise zaten her yurttaşın birinci vicdani görevidir.

Hakkımdaki akıl almaz suçlamaları yanıtlamaya çalışmak, fikir özgürlüğü ve hukuk devleti ilkelerinden bihaber cadı avını ciddiye alıp meşrulaştırmak olur. Özgürlük, eşitlik, demokratikleşme, barış istediğim için yıllardır memleketime girişimi engelleyen hukuksuzluğunuz zulüm olarak tarihe geçecek. Vicdanım rahat, suçsuz olduğumu tüm dünya biliyor, eleştirel bilime hizmetim de sürecek.

Çağlar, açıklamasını usta şair Nazım Hikmet’in “Alnımın çizgilerindesin memleketim,
Memleketim, Memleketim…” dizeleriyle sonlandırdı.

Çağlar, Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Saray’a gidişini “Aziz Sancar’ın Ülkü ocaklarından TSK’ya ve saraya uzanan gezisi, bilim tarihinde kara bir leke olarak kalacaktır” sözleriyle eleştirince Erdoğan’ın hedefi olmuştu. Erdoğan, Çağlar’ı “Güya bir profesör, Nobel ödülü alan Aziz Sancar hocamızı sırf kendi gibi düşünmüyor diye aşağılamaya çalışabiliyor” sözleriyle hedef göstermişti.

Sendika.Org/ Ankara