Demokrasi için Birlik: “Sabahın bir sahibi olmalı, artık”

Demokrasi için Birlik Platformu, AKP iktidarının salgın gündemini fırsat bilerek muhalefete yönelik saldırılarına yönelik bir açıklama yaptı

Demokrasi için Birlik: “Sabahın bir sahibi olmalı, artık”

Demokrasi için Birlik Platformu,AKP iktidarının salgın gündemini fırsat bilerek muhalefete yönelik saldırıları ve güncel gelişmelere yönelik bir açıklama yaptı.

“Sabahın bir sahibi olmalı, artık” başlıklı yazıda, “Tek çözüm, halkın tabandan katılımına dayalı bir demokratik hareket” denildi.

Dinlediğimiz kurt masallarının nedeni var

DİB açıklamasında, iktidar cephesinde son günlerde dillendirilen darbe söylemlerine şu sözlerle yanıt verdi:

Tek adam rejimi, muhalefeti darbe çağrısı yapmakla suçluyor, çünkü atmayı sürdüreceği baskıcı ve zorbaca adımlara meşruiyet kazandırmaya çalışıyor. Giderek artacağı anlaşılan baskı ve yasaklar, muhalefeti bastırma girişimleri darbenin önlenmesi safsatasıyla karartılacak. Ülkenin son demokratik birikimlerine, kurumlarına saldırılacak, toplumdan yükselen itirazlar susturulacak. İş daha şimdiden katliam tehdidiyle toplumu sindirmeye vardı.

Bunların nedeni, tek adam rejiminin MHP’den aldığı desteğe rağmen yapılacak ilk seçimde kaybetme olasılığının yüksek olması. İktidarın meşruiyetini yitirmesi, halkın büyük kesiminde güven uyandırmaması, ağır ekonomik kriz şartlarında girilen salgın sürecini yönetecek, salgının yarattığı ekonomik toplumsal tahribatı giderecek, hiçbir çözümünün olmaması. İşsizliğin ve yoksulluğun olağanüstü boyutlara ulaşması.

Bu yüzden darbe söylentileri, katliam tehditleriyle toplumu sindirmeye, muhalefeti susturmaya çalışıyor.

Tek çözüm, halkın tabandan katılımına dayalı bir demokratik hareket”

İktidarın muhalefeti susturmak ve baskı kurmak için kullandığı politikalarına karşı, halkın tabanının katılımına dayalı demokratik bir hareket ile yanıt verilecebileceğini belirten DİB, açıklamasının devamın şu ifadelere yer verdi:

Giderek koyulaşan bu karanlık tabloya karşın, iktidar toplumun önemli bir kesimini teslim almayı başaramadı. Demokrasi güçleri susturulamadı. Onca hileye ve hukuksuzluğa rağmen 31 Mart yerel seçimleri iktidarın kaybedebileceğini ortaya koydu.

Ancak muhalif siyasi hareketlerin, örgütlerin, partilerin bugüne kadar varlıklarını sürdükleri zeminin tazelenmesi gerekiyor. Özellikle ana muhalefet partisi tarafından sürdürülen “ bekleyelim giderler” şeklinde özetlenebilecek muhalefet tarzının değiştirilmesi gerekliliği ortada.

Meclisteki ve meclis dışındaki demokratik muhalefetin önündeki adım, halkın tabandan katılımına dayanan yeni bir demokratik direniş hattı yaratmak olmalı.

Bugün hayatta kalabilmek, iktidarın tehditlerini ve artacak baskıları göğüsleyebilmek, toplumsal yıkım ve çürümeyi önleyebilmek, mahallelere, sokaklara, işyerlerine dayanan örgütlenme ve katılım mekanizmalarının yaratılmasından geçmekte.

Muhalif yerel yönetimlerin katılımcı merkezler haline gelmesi, yerel örgütlenme tarzını halkın katılımına ve denetimi açacak biçimde yenilemesi gerekiyor. Halkın bilinçli, aktif yurttaşlar olarak dayanışma ve demokrasi mücadelesine katılmasını sağlayacak organlar ve modeller oluşturulmak temel hedef olmalı.

Sendika.Org