Cumartesi Anneleri 791. haftada gözaltında kaybedilen Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri, koronavirüs salgını nedeniyle 791. hafta açıklamasını da sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdikleri canlı yayınla yaptı. Bu hafta, 26 yıl önce gözaltında kaybedilen Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın akıbetleri soruldu

791 haftadır fail meçhul cinayete uğrayan yakınlarının faillerini ve kaybedilenlerin akıbetini soran Cumartesi Anneleri, koronavirüs (COVID-19) salgını nedeniyle bu haftaki açıklamayı da sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdi.

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanması nedeniyle eylemlerini 82 haftadır İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde gerçekleştiriyordu. Koronavirüs salgınına rağmen eylemlerini sürdüren Cumartesi Anneleri, son dokuz haftadır sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları canlı yayınlarla adalet taleplerine devam etti.

Bu haftaki açıklamada, 24 Mayıs 1994’te gözaltında kaybedilen Mehmet Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın akıbetleri soruldu.

Av. Yalçındağ: “İnsanlığa karşı işlenen cinayetler zamanaşımına tabi tutulamaz”

Açıklamada ilk sözü, Örhan Ailesi’nin avukatı Reyhan Yalçındağ aldı.

Gözaltında Kayıplarla Mücadele Haftası’ndayız. Ve aynı hafta, 26 sene önce gözaltında kaybedilen iki kardeş ve 17 yaşındaki oğulları Cezayir Örhan’ın hikâyesinin de yıldönümü” diyen Av. Yalçındağ, Örhanların 24 Mayıs 1994’te Diyarbakır Kulp’a bağlı köylerinden gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamadığını ve İHD Diyarbakır Şubesi’nin dosyanın takibini yaptığını hatırlattı.

Türkiye’nin 2002’de gözaltında kayıptan sorumlu bulunarak yaşam hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle AİHM’de mahkûm edildiğini belirten Av. Yalçındağ, “2004’te zamanaşımı uygulanarak failler hakkındaki son dosya da kapatılmak istenmiştir. Ancak insan hakları savunucu olan bizler ‘Bu iş bitti’ demeden bitmeyecek. Çünkü gözaltında kayıplar ve işkence, faili gizlenen cinayetler aynı zamanda insanlığa karşı işlenen cinayetlerdir ve zamanaşımına tabi tutulamazlar” dedi.

Adnan Örhan: “Mücadelemizden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz”

Örhan Ailesi adına, gözaltında kaybedilen Mehmet Selim Örhan’ın oğlu Adnan Örhan, babasının kaybedildiği yerden seslendi.

Adnan Örhan, babası Mehmet Selim, amcası Hasan ve kuzeni Cezayir’in, Bolu’dan geldiklerini söyleyen “Bolu Komandosu” adlı askerler tarafından 24 Mayıs 1994’te gözaltına alındığı ve ardından yaptıkları tüm müracaatların sonuçsuz kaldığını söyledi.

11 yıl sonra, Kulp Alaca Köyü’nde sekiz kişilik bir toplu mezarın bulunduğunu belirten Örhan, sözlerinin devamında şunları kaydetti:

Toplu mezarda bulunan kemiklerden birinin babam, diğerinin ise amcama ait olduğu sonucu çıktı. Kemiklerimizi almak istedik. Bir mezarımız olsun istedik. Ancak Kulp Savcılığı, Diyarbakır Savcılığı ve İstanbul Adli Tıp Kurumu kemiklerin kaybolduğunu söylediler. İki yıl boyunca aradığımız kemikler, daha sonra Kulp Savcılığı tarafından bize tebliğ edilen bir yazıda kimsesizler mezarlığında olduğu söylendi. Tekrar müracaat ettik ve kemiklerimizi almak istediğimizi söyledik. Ancak savcılık, sekiz insanın kemiklerinin bir torbada olduğunu ve tek kabirde gömülü olduğunu söyledi bize. Bu nedenle mezarın açılmamasına karar verildi. Ve bir mezarımız olmadı. Mücadelemizden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Yıllardır verdiğimiz hak, hukuk mücadelesi devam ediyor. Ta ki katiller yargılanana kadar, cezalandırılana ve adalet sağlanana kadar.

“Tanık beyanları soruşturulmadı”

791. hafta açıklamasını ise 12 Eylül kayıplarından Hayrettin Eren’in yeğeni Setenay Yarıcı okudu.

Türkiye’de yaygın bir biçimde uygulanan gözaltında kaybetme suçuna ilişkin hakikatlerin ortaya çıkması, toplumsal hafızanın güçlenmesi ve kayıp yakınlarının adalete erişmesi için yürüttüğümüz mücadelenin 791.haftasındayız” diyen Yarıcı, bu hafta, kaybedilen iki oğlu ve torununun isimlerini zikrederek son nefesini veren Fatma Örhan’ın, torunlara devrettiği hakikat ve adalet mücadelesine tanıklık edeceklerini belirtti:

“24 Mayıs 1994 günü Bolu Komando Tugayı’na bağlı askerler Diyarbakır/ Kulp Deveboyu Mezrası’na baskın yaptı. Baskın sırasında askerler köylülerden 46 yaşındaki Mehmet Selim Örhan, kardeşi 40 yaşındaki Hasan Örhan ve yeğenleri 17 yaşındaki Cezayir Örhan’ı zorla götürdüler. Aile üyelerinin itirazı üzerine rütbeli bir asker merak etmemelerini onları kendilerine rehberlik etmeleri için götürdüklerini ve daha sonra serbest bırakacaklarını söyledi.

Ertesi gün civardaki Jandarma Komutanlıklarına giden aile bizde yok cevabı aldı. Bunun üzerine Aile, Kulp Cumhuriyet Başsavcılığına, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığına, OHAL Valiliğine, Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığı’na Adalet ve İçişleri Bakanlıklarına resmi başvurular yaptı.

Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın gözaltına alındığına, önce Serik Karakolu’na ardından Lice Jandarma Karakolu’na götürüldüklerine, son olarak da bir kısmı işkencehaneye çevrilen Lice Yatılı Okulu’nda 20 gün tutulduklarına dair tanıklar vardı. Tanık beyanları soruşturulmadı, Kulp Başsavcılığı gözaltı kayıtlarında Selim, Hasan ve Cezair Örhan’ın adlarının bulunmadığı gerekçesiyle soruşturmaya yer olmadığı kararı verdi.

“AİHM, Türkiyeyi sorumlu tuttu”

Tüm başvuruları sonuçsuz kalan Örhan Ailesi’nin İHD avukatlarının aracılığıyla davayı AİHM’e taşıdığını belirten Yarıcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

6 Kasım 2002 tarihinde AİHM, ‘Mahkeme, Örhanların güvenlik güçleri tarafından tutuklandıktan sonra ölmüş olduklarının varsayılması gerektiği görüşündedir. Bunun sonucunda davalı Devlet’in onların ölümü konusundaki sorumluluğu söz konusudur’ diyerek Türkiye’yi Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın gözaltında kaybedilmesinden sorumlu tutarak mahkum etti. (Başvuru No. 25656/94)

“Kemikler toplu mezarda bulundu”

Kemikler Ailenin ve İHD’nin ısrarlı arayışı sonunda 2003 yılında Mehmet Selim ve Hasan Örhan’a ait kemiklerin Kulp’a bağlı Bağcılar köyü yakınlarında bir toplu mezarda bulunduğunu, Cezayir Örhan’a ise hala ulaşılamadığını hatırlattı.

İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda kimliklendirme çalışması yapılan kemikler 16 Temmuz 2004’te postayla Kulp Savcılığı’na gönderildi. Ancak defnetmek için kemikleri isteyen aileye Savcılık kemiklerin kaybolduğu bilgisini verdi. Aile ve İHD bu sefer de kaybedilen kemiklerin peşine düştü. Altı yıllık arayışın ardından Örhanlara ait kemiklerin, aynı toplu mezardan çıkan 6 kişiyle birlikte topluca kimsesizler mezarlığına gömüldüğü anlaşıldı. Savcılığa başvuran aile olayın maneviyatları üzerinde yarattığı tahribatlara dikkati çekerek, toplu gömülen sekiz kişiye ait kemiklerin ayrıştırılarak kendilerine teslim edilmesini talep etti. Ancak savcılık bu talebi ‘Ailelerin maneviyatının daha fazla bozulmaması adına’ diyerek reddetti.

“AİHM kararı uygulansın”

Yarıcı, AİHM’in verdiği ihlal kararı üzerinden adli ve idari makamların hızla harekete geçmesi gerektiğini belirterek şunları kaydetti:

“Mehmet Selim, Hasan ve Cezayir Örhan’ın gözaltında kaybedilişlerinin 26 yılında bir kez daha tekrarlıyoruz: bu insanlığa karşı suç açığa çıkartılmalı, fail ve sorumlu konumunda olanlar yargılanarak cezalandırılmalıdır. AİHM’in verdiği ihlal kararı üzerinden adli ve idari makamlar hızla harekete geçmeli ve ciddi bir adli sürecin yeniden başlatılması sağlanmalıdır. AİHM kararı doğrultusunda uluslararası hukuka uygun yeni bir karar tesis edilmedir. Mehmet Selim, Hasan ve Cezayir Örhan için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz! 92 haftadır hukuksuz bir biçimde bize kapatılan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.

Sendika.Org