Kampanyalı sorular: Bu bedeli ödeyecek, faşizme boyun eğecek miyiz?

ABD’nin 2 trilyon dolar, Almanya’nın 750 milyar avro, bir uçak dolusu yardım yolladığımız(!) İspanya’nın 200 milyar avro bütçe ayırdığı salgınla mücadele programının bizdeki karşılığının “Milli” bir dayanışma kampanyası olması garip değil mi?

Kampanyalı sorular: Bu bedeli ödeyecek, faşizme boyun eğecek miyiz?

Milli Dayanışma Kampanyası başladı. İlk bağış Saray’dan geldi. Erdoğan 7 maaş bağışladı. Ardından Bakanlar, AKP’li milletvekilleri sıraya girdi. Müsrif bir saraydan ve çalışmayan bir Meclis’ten yapılan bu katılımlar dikkat çekiciydi.

Ortak Bahçeli’nin Erdoğan’ın 7 maaş bağışladığı yerde 5 maaş bağışlamasının ardındaki sırrı da düşünmek gerek!

Halka iman önermeyi bırakıp IBAN yollayan Erdoğan’daki bu değişim düşünmeye değer.

Deprem yardımları aklımıza geliyor hemen!

ABD’nin 2 trilyon dolar, Almanya’nın 750 milyar avro, bir uçak dolusu yardım yolladığımız(!) İspanya’nın 200 milyar avro bütçe ayırdığı salgınla mücadele programının bizdeki karşılığının “Milli” bir dayanışma kampanyası olması garip değil mi?

Aslında değil. Bu faşizmin yenilenmiş biçimi. İşçiler üretime devam etmeye mecbur. Evde kalanlar da tahakküm altında kalmaya mecbur.

Bol bol kredi çekin ki kampanyamıza bağışlar artsın!

Kamu Bankaları hafta sonu iki gün mesai yaptı. Bundan sonra da bir süre daha hafta sonları mesai yapacaklarmış.

Banka çalışanları isyan etti. “Daha az çalışmamız gerekirken daha fazla mesai niye?” diye soruyorlar?

Dünkü kabine toplantısında çıkan kredi teşvik paketleri olayı aydınlattı. Esnafa, işletmelere, ticari firmalara ayrı ayrı faiz oranları ile 6 ay geri ödemesiz 36 aylık kredi imkanları sunuldu.

Tabii ki işçiler de unutulmadı. 5 bin liranın altında maaşı olanlara da 6 ay geri ödemesiz 36 aylık kredi imkanları sunuldu.

Yani devlet yaraya merhem sürmüyor, borçlanmayı teşvik ediyor.

Geçen Bakanlar Kurulu Toplantısı’nın promosyonu bedava maske ve kolonya idi, bu toplantının promosyonu ise 8 cigabayt bedava internet oldu!

Emekçinin payına yine bilindik teraneler!

Esnafa, işçiye, emekliye, çiftçiye, işsizlere, sözleşmeli çalışanlara, sağlık emekçilerine bildiğimiz tavsiyeleri saymayı sürdürdü Erdoğan.

Kiralar, faturalar, krediler, kredi kartları, ücretli izin, ücretsiz ulaşım ve benzeri konularda yine ses yok!

İhalesi yapılan, ardından ihalesini yapan Ulaştırma Bakanı’nın görevden alınmasına neden olan Kanal İstanbul İhalesi’nin iptal haberini de duyamadık.

Evde kaldığımız için geçmediğimiz köprülerin, yasaklanan uçuşlar nedeniyle kullanmadığımız hava alanlarının, COVID salgını nedeniyle kullanılamayan şehir hastanelerinin garanti altındaki ödemelerinin bir süre ödenmeyeceğine dair bir karar da yoktu.

Erdoğan ve Bakanlar tıpkı ekonomik krizlerde olduğu gibi salgınla mücadelenin bedelini yine emekçilerin sırtına yıkma derdindeler.

Üretim sürsün ki sermaye ayakta kalsın!

Halkın borçlanması artsın ki ses çıkarmaya mecali kalmasın.

Tüm dünyanın dayanışmayı büyüttüğü, kapitalizmi sorguladığı, sosyal devlet modellerini masaya yatırdığı bir dönemde Erdoğan yine krizi fırsata çevirme derdinde. Belki kendi hastanelerimizde, sağlık emekçilerimizde yeterli sayıda maske, dezenfeksiyon malzemesi, eldiven yok ama dünyaya biz satacağız.

Aynı tas aynı hamam!

Olsa dükkân senin!

Peki bizler bu bedeli ödeyecek, bu faşizme boyun eğecek miyiz?

Tüm muhalif partiler, muhalif sendika ve meslek odaları, demokratik kitle örgütleri bir an önce bir araya gelmeli.

Her bireye temel bir gelir garantisi yüksek sesle talep edilmelidir. İşsizlik Fonu’nun bu süreçte işini kaybeden emekçiler için kullanılması garanti altına alınmalıdır. Zorunlu çalışma alanları dışındaki tüm emekçilerin ücretli izin hakları alınmalıdır. Zorunlu çalışmaya tabi tutulan emekçilerin de ücret alacaklarının yanı sıra ek ödeme almaları konusunda ısrar edilmelidir. Evden çalışması istenen emekçilerin kira ve elektrik gibi giderleri için katkı payları talep edilmelidir.

Bunlar yeter mi? Yetmez tabii ki. Emekçilerin tüm kredi, kredi kartı, fatura borçları koşulsuz ötelenmelidir. Özellikle risk gruplarının sağlık ve beslenme koşulları için gereken tüm masrafları devlet üstlenmelidir.

Salgına karşı tek başına mücadele yetmez! Evde kalmak sorunu çözmez!

Kapitalizme ve faşizme karşı mücadele etmeden COVID-19 salgınını yenemeyiz.