Cumartesi Anneleri’nin 782. hafta açıklaması: “Kayıplarımızın akıbetini sormaktan vazgeçmeyeceğiz”

Cumartesi Anneleri, koronavirüs salgını nedeniyle 782. hafta açıklamasını sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdikleri canlı yayınla yaptı. Açıklamada, “Kayıplarımızın akıbetini sormaktan vazgeçmeyeceğiz” denildi

Cumartesi Anneleri’nin 782. hafta açıklaması: “Kayıplarımızın akıbetini sormaktan vazgeçmeyeceğiz”

782 haftadır fail meçhul cinayete uğrayan yakınlarının faillerini ve kaybedilenlerin akıbetini soran Cumartesi Anneleri, koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle bu hafta sokakta yapamadıkları eylemlerini sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları canlı yayınla sürdürdü.

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanması nedeniyle eylemlerini 82 haftadır İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde gerçekleştiriyordu. Koronavirüs salgınına rağmen eylemlerini sürdüren Cumartesi Anneleri, kayıplarının akıbetini yaptıkları bu canlı yayınla sordu.

“Sorumluluğumuzun gereğini yerine getirdik”

Cumartesi Anneleri adına hazırlanan açıklamayı İHD üyesi Besna Tosun okudu. 27 Mayıs 1995 tarihinden beri sürdürdükleri hakikat ve adalet arayışlarına koronavirüs salgını nedeniyle bir süre sosyal medya üzerinden devam etme kararı aldıklarını açıklayan Tosun, bu kararı sağlık örgütlerinin salgın krizini aşmaya yönelik yaptıkları uyarılar doğrultusunda aldıklarını ifade etti.

Tosun, “Ailelerimizin, destekçilerimizin, her hafta taleplerimizi kamuoyuna taşıyan gazetecilerin ve hatta bizi abluka altına alan, bize şiddet uygulayan emniyet güçlerinin salgının olası etkilerinden korunmasını amaçladık. Biz toplumu tehdit eden bu salgın karşısında yurttaş olarak sorumluluğumuzun gereğini yerine getirdik” dedi.

“Sağlık da hukuk ve adalet gibi herkesin hakkıdır”

Devletten sosyal devlet olma sorumluluğunu yerine getirmesini talep ettiklerini belirten Tosun, sözlerini şöyle sürdürdü:

Öncelikle salgının kontrol altına alınması ve salgınla mücadelenin şeffaflık içinde yürütülmesi zorunludur. Toplumun nasıl bir felaketle karşı karşıya olduğunu bilmeye hakkı vardır. Sağlık da hukuk ve adalet gibi herkesin hakkıdır ve asla ticarileştirilemez. Devlet egemenlik alanında bulunan herkese ücretsiz, nitelikli ve adil sağlık hizmeti sunmalıdır. Bu devletin anayasal görevidir. Salgının etkilerine karşı korunmasız durumda olan insanlarımızın tüm ihtiyaçları karşılanmalıdır. Devletler bunun için vardır. Yurttaşlar bunun için devletlere vergi öderler.

“Cezasızlık sistemi gerçeğini anlatıyoruz”

782 haftadır ısrarla, gözaltında kaybetmelerin cezasızlık sisteminin var olduğu, insan haklarının sistematik ve yaygın olarak ihlal edildiği koşullarda meydana geldiği gerçeğini anlattıklarını belirten Tosun, sözlerinin devamında “782 haftadır devlet sorumluluğunda işlenen ciddi ihlaller söz konusu olduğunda tüm toplum için güven ve huzur içinde bir yaşamın mümkün olamayacağını söylüyoruz. 782 haftadır hakikatlerin ve insan haklarına saygılı demokrasinin üzerinde yükselen bir siyaset talep ediyoruz. 782 haftadır hesap verebilen, hukukun üstünlüğünü esas alan bir yönetim talep ediyor ve bunun için kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Mücadelemiz herkesin huzuru için”

Tosun sözlerini şöyle sonlandırdı:

Biliyoruz ki ancak hukuk devletinin, barışın ve demokrasinin egemen olduğu koşullarda kayıplarımızın failleri üzerindeki cezasızlık zırhını aşıp kayıplarımıza kavuşabiliriz. Bir daha hiç kimsenin asla gözaltında kaybedilmemesini sağlayabiliriz. 782 haftadır ısrarla sürdürdüğümüz mücadelemiz yalnız kayıplarımız için değil, bu topraklarda yaşayan herkesin huzuru ve mutluluğu içindir. 

782. haftamızda ısrarla tekrarlıyoruz: Gözaltında kaybedilen sevdiklerimiz için hakikat ve adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz. 83 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz. Yaşam hakkı ve dayanışma değerlerini hatırlama ve hatırlatmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olan bu günlerde herkesi bizi izlemeye, hakikat ve adalet talebimizi sosyal medyadan yaygınlaştırarak sesimize ses katmaya çağırıyoruz.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı