Bütün kadınlar kahramandır: Amazonlar, günahkârlar, devrimciler – Gizem Öztoprak (Bianet)

"Kapım içerden sürgülüydü. Yatağım, pencereden mümkün olduğunca uzak bir köşedeydi. Bu şekilde sokaktan gelebilecek herhangi bir saldırıdan korunabilirdim... Bir hafta önce binanın giriş kapısına 'Sizi öldüreceğiz' yazılmıştı..."

Bütün kadınlar kahramandır: Amazonlar, günahkârlar, devrimciler – Gizem Öztoprak (Bianet)

Ukrayna çıkışlı ünlü feminist grup FEMEN’in kurucularından Inna Shevchenko’nun yazmış olduğu, Bilgi Yayınevi’nden çıkan “Bütün Kadınlar Kahramandır: Amazonlar, Günahkârlar, Devrimciler” kitabını okuyorum. Yazarın açılış cümleleri oldukça samimi.

Bir vazgeçiş anıyla giriş yaptığı hikâyesinin güçlülüğü okura etkili bir kitapla karşılaşacağının sinyalini önceden veriyor ve başlıyor:

“O gece vazgeçmiştim. FEMEN’in bir grup sanatçıyla paylaştığı Clichy- la Garenne’deki bir binanın birinci katında, yatağımda oturuyordum. Terk edilmiş bir binayı elbirliğiyle bir yaşam alanına ve feminist kadın militanlar için bir eğitim kampına dönüştürmüştük.”

O, içinde bulunduğu korkuyu; “Kapım içerden sürgülüydü. Yatağım, pencereden mümkün olduğunca uzak bir köşedeydi. Bu şekilde sokaktan gelebilecek herhangi bir saldırıdan korunabilirdim… Bir hafta önce binanın giriş kapısına ‘Sizi öldüreceğiz’ yazılmıştı…” cümleleriyle destekleye dursun, ben bu korkunun kırılma anını sabırsızlıkla bekliyorum. Cevabım gecikmiyor.

15 yaşındaki İspanyol bir genç kızın Inna’ya yolladığı elektronik postayla alıyorum cevabımı: “… İnandıkları için mücadele eden
tanıdığım ender insanlardan birisin. Benim kahramanımsın… Mücadelenizle, farkında olmasalar da öyle çok kadına yardım ediyorsunuz ki… Lütfen, asla vazgeçme.”

Inna bu posta sonrasında mücadelesine devam ediyor. Başlıyoruz. O, belki de ikinci defa başlıyor…

İnna Shevchenko 1990’da Ukrayna’nın Kherson şehrinde dünyaya geliyor. Sovyetler Birliği’nin yıkılması; işsizliğin, yoksulluğun artmasını, güvensizlik ve ayrımcılığı beraberinde getiriyor.

Cinsiyetçilik hızla yükseliyor ve ataerkil bir toplumda kadınları hapsediyor. Eğitimli Ukraynalı kadınların çalışma alanları daralıyor. Niteliksiz işlerde, genelevlerde çalışmaya zorlanıyorlar.

Inna, tam da böyle bir ortamda yetişiyor. Bedenleri şiddette maruz kalan milyonlarca kadının arasında…

“Kadın bedeni bir savaş meydanı”

Okumaya devam ediyorum ve her gün sosyal medyada, ana haber bültenlerinde, gazetelerde, mahkeme salonlarında, toplu taşım araçlarında, okulda, iş yerlerinde, sokaklarda, evlerde lime lime edilişlerimiz canlanıyor aklımda. Ben bunları düşünürken, Shevchenko yine benzer bir hamleyle yine mükemmel bir şekilde somutluyor beni:

“Kadın bedeni boyun eğmeli, sessiz kalmalı ve kullanılmaya daima hazır olmalı. Misyonu tatmin etmek, görevi de yeni nesiller taşımaktır. Kadın kendi bedeninin meşru sahibi değil… kadın bedeni çok sayıda dogmaya ve ataerkil kurumların bakışıyla belirlenmiş aşağılamaya maruz kalıyor.”

FEMEN’in eylemlerine bakılacak olursa, bedenleriyle, kadın bedenleri için vermiş oldukları mücadele çok anlaşılır. Inna bunu daha da anlaşılıyor kılıyor ve tabiri caizse on ikiden vuruyor:

“Kadın bedeni bir savaş meydanı ve savaşmamız gereken alan da işte bu meydan.”

“Modern Amazonlar”

FEMEN, kendisini “Modern Amazonlar” olarak tarif ediyor. Bu tarif ise tesadüf değil. Kadın çıplaklığı, Amazonlarla birlikte sistemle kadın arasındaki mücadelede belki de birincil bir örnek olarak karşılıyor bizi. Fakat, FEMEN, eylemlerini çıplak yaptığı için ‘ahlaksız
feministler’ olarak değerlendiriliyor.

Peki bu değerlendirme yine ataerkinin yarattığı ahlak değil mi? Kadınlar bedenleriyle politik eylem dahil, ne yapmak istediklerini kendileri karar veremez mi? gibi sorgulamaların cevaplarını ve hatta daha fazlasını Shevchenko iddialı bir şekilde ortaya koyuyor. Dini kurumların, şeriatın kadınlar üzerindeki baskısına ve bunlara karşı yapmış oldukları eylemlere de geniş yer ayıran İnna’nın özellikle İranlı Maryam Namazie ile ilgili anlattığı hikâye muazzam. Öğreniyorum…

Ay Savaşçıları…

Ay Savaşçıları’ndan Gece Büyücüleri’ne Madam Curie’den Virginia Woolf’a…

Shevchenko anlatıyor. Sadece anlatmıyor, aynı zaman da başarıyor. “Bütün Kadınlar Kahramandır: Amazonlar, Günahkarlar, Devrimciler”i yazıyor. Ne kadar zor bir şeyi başardığını, kitap hakkında bir şeyler yazmaya karar verdiğimde anlıyorum. Dönüp dolaşan
tariflerim, ışık etrafında dönen ateş böceği misali. Devam ediyorum:

Ay Savaşçıları’nı; cesaretin, gücün, savaşmanın başarmanın sadece erkeklere özgü olmadığını, kadınların da süper kahraman olabileceğini anlatan sıra dışı çizgi filmi hatırlıyorum. Dişiliği yeniden belirleyen güçlü Amazonları, II. Dünya Savaşı’nda Sovyetler
Birliği alayı olan ‘Gece Büyücüleri’ lakaplı efsanevi kadın pilotları, uzaya çıkan ilk kadın kozmonot Valentina Tereshkova’yı hatırlıyorum.

Ve hemen akabinde, meslektaşı olan Aleksey Leonov’un Valentina’nın uzay yolculuğundan sonra sarf ettiği sözleri de anımsıyorum: “Tereshkova’nın uçuşunu incelediğimizde gördük ki uzay yolculuğu kadınlar için zor bir iş ama yeryüzündeki başka işleri yapabilirler. Tereshkova, eğitim bittikten sonra 29 yaşında olacak ve eğer iyi bir kadınsa aile kuracaktır. Bir anneyi böyle ağır fiziksel
koşullara maruz bırakmak doğru değil.”

Bu atıl bilgi, öylesine durabilir. Çünkü bu metnin öznesi kadınlar ve diğerlerinin kırıp dökmelerine müsaade etmeden hemen devam ediyorum.

Kimyager ve fizikçi, radyoaktiviteyi keşfeden Marie Curie’yi, tarihin ilk bilgisayar programcısı olan Ada Lovelace’i, devrimci Alexsandra Kollontai’i, hepimize kendimize ait bir oda bahşeden Virginia Woolf’u ve daha nice kadın kahramanı hatırlıyorum.

Bu isimler ve daha birçok kadın, kahramanlığın erkeklere özgü olmadığını kanıtlıyor. Sayfalar boyunca nasıl örselendiğimizi, nasıl kazandığımızı, nasıl yok sayıldığımızı, nasıl var olduğumuzu ve tarihte aslında çok güçlü bir şekilde yer aldığımızı bir kez daha görüyorum.

Ve İnna, çoğu kadına ses olacak benzersiz bir dörtlüğü bize ulaştırıyor:

“Tarihin sayfalarında benden söz ederken beni aşağılayabilirsiniz,
Acı ve çarpıtılmış yalanlarınızla
Beni çamurlar içinde sürükleyebilirsiniz,
Yine havalanan toz misali yeniden ayağa kalkmayı bilirim.”

Maya Angelou

Inna Shevchenko’nun yazdıkları; bir yetiştirilme, bir farkındalık, bir karşı duruş, bir örgütlenme, bir tarih yazma hikâyesi. Kendisi kahramanlığı çoktan eril olmaktan çıkarmış, kadınlara hayat veren bir kahraman. Bize umudu 134 sayfada armağan ediyor.

Kapılarımızı sürgülemeden, yataklarımızı pencere kenarlarına koyacağımız günler için bir kez daha: Vardık varız var olacağız…

Kaynak: Bianet