HDP 4’üncü Olağan Kongresi sona erdi: Pervin Buldan ile Mithat Sancar Eş Genel Başkanlığa seçildi

HDP 4’üncü Olağan Kongresi, Ankara Spor Salonu'nda on binlerce partilinin katılımıyla gerçekleşti. Kongrede yapılan seçim sonucunda Eş Genel Başkanlığa İstanbul Milletvekili Pervin Buldan ve Mardin Milletvekili Mithat Sancar seçildi

HDP 4’üncü Olağan Kongresi sona erdi: Pervin Buldan ile Mithat Sancar Eş Genel Başkanlığa seçildi

HDP 4’üncü Olağan Kongresi, Ankara Spor Salonunda on binlerce partilinin katılımıyla başladı. “Geleceğe yürüyoruz” sloganıyla toplanan kongreye katılan yurttaşlar sabah 5’ten itibaren salonu doldurmaya başladı.

Kongrede HDP Eş Genel Başkanları ve 100 asil, 50 yedek olmak üzere 150 kişilik Parti Meclisi, Merkez Disiplin Kurulu, Uzlaştırma Kurulu gibi yetkili organlar seçildi. 1018 delegenin 838’i oy kullandı. İkisi geçersiz sayılan oyların 836’sı anahtar listeye verildi.

Seçim sonucunda Eş Genel Başkanlığa İstanbul Milletvekili Pervin Buldan ve Mardin Milletvekili Mithat Sancar seçildi. Kongrede yapılan seçimde aynı oy sayısıyla Parti Meclisi, Merkez Disiplin Kurulu ve Uzlaşma Kurulu üyeleri de belirlendi.

“Bu ülke bizlerin, bizler yöneteceğiz”, “Xwediyê welat em in, em ê bi rê ve bibin” sloganlarının yükseldiği kongre salonunun dört ana sütununda “��zgürlük, Adalet, Eşitlik ve Barış” pankartları asılı. Sahnede onlarca farklı dilde “Eşitlik ve Barış” sloganları yer aldı.

Kongre salonunda yer alan pankartlar ise şöyle:

“Tecride Son”, “Ya Kanal Ya İstanbul”, “Güçlü Yerel Demokrasi ve Yerinden Yönetim”, “Tüm İnançlara Özgürlük Alevilere Eşit Yurttaşlık”, “Kadına Şiddete Son”, “Doğanın Sömürüsüne Son, Ekolojik Toplum ve Yaşam”, “Çocuk İstismarına Tacize ve Tecavüze Son”, “Kadın Yaşam Özgürlük”,  “Tekçiliğe hayır, Çoğulcu Demokratik Cumhuriyet”, “İşsizliğe ve İş Cinayetlerine son”, “Bugünü ve Yarını Kazanmak için Daha Güçlü HDP”, “Genç Başladık Genç Başaracağız”, “Long Live International Solidarity”, “Rêxistin Nebe Azadî Nabe”, “Li Dijî Faşizmê Rabe Ser Piyan Siberoj Tu Yî”, “Ji Bo Azadî Yekîtî”, “Jin Jiyan Azadî” “Özgürlükte Israrlı Mücadelede Kararlıyız”, “Kayyım Rejimine Hayır! Seçilmişler Onurumuzdur”, “Faşizmin Panzehiri Cesarettir”

28 ülkeden katılım

Kongreye yurtiçinden ve yurtdışından yüzlerce konuk katıldı. HDP tarihinin en geniş katılımlı yabancı delegasyon katılımının sağlandığı kongrede; Tunus, Filistin, Ürdün, Fas, Kıbrıs, İsveç, Batı Şeria, Fransa, Galiçya, Almanya, Avustralya, Lübnan, Yunanistan, Bask, Mısır, İtalya, Katalonya, Danimarka, Norveç, İngiltere, İskoçya, Portekiz, Finlandiya, İsviçre, İspanya, Ermenistan ve Irak başta olmak üzere 28 farklı ülkeden konuk katıldı. Kongrede, 30’dan fazla siyasi parti temsilcisi, Orta Doğu’dan çok sayıda kadın örgütü bulunuyor. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Birleşik Sol Grup Başkanı Tiny Kox, Avrupa Özgür İttifakı Başkanı Lorena Lopez de Lacalle, Avrupa Sosyalistleri Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Giacomo Filibeck, Avrupa Parlamentosu Sosyalistler ve Demokratlar Grubu üyesi Nikos Androulakis kongreya katılan konuklar arasında.

Salon doldu, katılımcılar sokağa taştı

Türkiye’nin dört bir yanından kongreye katılım sağlamak için gelen yurttaşlar salona sığmadı. Girişte oluşan uzun kuyrukların ardından katılımcıların büyük bir kısmı kongreyi dışarıdan takip etti.

Eş Başkanlığa Buldan ile Sancar aday

HDP Merkezi Mutabakat Komisyonu Eş Genel Başkanlık adaylığı için Pervin Buldan ve Mithat Sancar’a teklif götürdü. Buldan ve Sancar  teklifi kabul etti.

Temelli: “21. yüzyıl Kürtlerin yüzyılı olacak”

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli kongrede yaptığı konuşmasına devrimci önderleri selamlayarak başladı. “Merhaba, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından barış ve özgürlük umudunu büyütmek için buraya gelen değerli dostlar, merhaba İbo’nun, Mahir’in, Deniz’in, Mazlum’un, Hayri’nin, Laz Kemal’in yoldaşları, merhaba kırk yıllık mücadelenin kaderini ve yükünü sırtında taşıyan analar” diyen Temelli iktidarın krizi aşmak için her yerde savaşı dayattığını ifade ederek şöyle konuştu:

Yoldaşlarım, adaletsizlik, eşitsizlik ve sömürü düzeni olan kapitalizm bugün büyük bir kriz içerisinde. Otoriter liderler bu krizi aşmak için her yerde savaşı dayatıyorlar. Bu savaşın merkezinde Ortadoğu vardır.  Bu zalimler, insanlığın beşiğinde insanlığı boğmak istiyorlar. Vekalet verdikleri çetelerle 3’üncü Dünya Savaşını halklara ölüm, acı ve yoksulluk olarak dayatıyorlar. Ama zulmün büyüdüğü her yerde, direniş de büyüyor. Bu sömürgeci ve tekçi saldırılara karşı dünyanın her yerinde halklar direniyor. Bu direnişlerin en ön saflarında işçiler, yoksullar, köylüler, gençler ve kadınlar var. IŞİD çetelerine karşı insanlık için mücadele eden Rojava Kadın Devrimi var. AKP’nin yaratmak istediği tekçi, asimilasyoncu, geleceğimizi tutsak etmek isteyen politikalarına karşı Türkiye’de elbette HDP var, siz varsınız.

Parti il ve ilçe yöneticilerine teşekkürle konuşmasını sürdüren Temelli, “Büyük bir direnişle geçirdiğimiz bu yıllarda gördük ki bu ceberut devlet ve iktidar ne yaparsa yapsın Kürt halkına geri adım attırmayacaklardır. Emin olun ki, 21. Yüzyıl Kürtlerin yüzyılı olacak! İki yıl önce göreve başladığımızda, büyük bir inançla, umutla mücadelemize başladık. Milletin sinesinde yatan barış sevdasına ve bilgeliğe tanık olduk. Kırk yıldır inançla direnen bir halkın hakikatine ulaştık. Her birimiz bir halkın özgürlük ve demokrasi inancını gördük” dedi.

“Herkesi demokrasi ittifakına katılmaya davet ediyoruz”

Halklarımızı AKP-MHP faşizminden kurtarmak ve Üçüncü Yolu örgütleyerek demokratik iktidarımızı kurmak tarihi bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Demokratik bir iktidarı Türkiye halkları ile buluşturmak için yeni dönemde mücadelemize devam edeceğiz. Türkiye ve Ortadoğu halklarına demokrasiyi ve barışı getirmek için demokrasi ittifakında bir araya gelelim diyoruz. Tek adamları ve vesayet odaklarını değil, ilkelerimizi iktidar yapmak için herkesi Demokrasi İttifakına katılmaya davet ediyoruz. Bu mücadele ayrılarak de��il, birikerek güçleniyor. Her bir arkadaşımız, aldığı her görevi en güçlü şekilde yerine getirmeye devam edecek. Şimdi, oldukları yerde donup kalmış koşulları kendi şarkıları eşliğinde dans etmeye zorlamalıyız. Farklı mücadeleleri faşizme karşı ortak bir mücadele dilinde, ortak bir eylemlilik zemininde buluşturmalıyız. Ortak zenginliğimizin hakça adaletçe paylaşımı için çokluğu örgütlemeli, üreten biz yöneten de biz olmalıyız.

Buldan: “Ülkeyi yönetmeye geliyoruz”

Salondakileri Kürtçe ve Türkçe selamlayan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan konuşmasına tutuklu bulunan HDP Eş Başkanları ile milletvekillerini anarak başladı. Buldan sözlerine, “HDP’yi duymayanlar işte bu salondan yükselen barış seslerini duysun, değişim sesini duysun. HDP’yi görmeyenler işte bu demokrasi salonuna baksın. Engellenemeyen halk iradesini görsün” diyerek devam etti.

Ortadoğu’da ve Türkiye’de yaşanacak değişimin arefesinde büyük bir iddiayla ve mücadele kararlılığıyla kongremizi gerçekleştiriyoruz. Elbette bugünlere kolay gelmedik. Direne direne geldik. Binlerce arkadaşımız rehin alındı ama biz milyonlar olduk. Tasfiye ve çökertme planlarıyla HDP’yi yıkamadılar. Yıkmalarına izin vermedik. HDP, bileşenleriyle, ittifaklarıyla, içinden çıktığı Halkların Demokratik Kongresi’yle, diğer yandan Demokratik Toplum Kongresi gibi köklü toplumsal örgütlenmelerle öyle güçlü bir yapıdır ki, bu kale düşürülemedi, düşürülmesine izin vermedik. Tek seslilik istediler. Bunu bozduk. Çok sesliliği var ettik. Seçimlerde önümüze türlü engeller koydular ama BİZ’ler, o barajları yıka yıka geldik. Bize karşı kurdukları tüm tuzakları halkımızla birlikte birer birer boşa çıkardık. Demokratik geleceğin ancak HDP’yle kurulabileceğini herkese gösterdik. Evet, tekçi iktidarla hem sandıkta mücadele ettik, hem de meydanlarda, alanlarda direndik.

İktidarın halklarla diyalog kurmak yerine “Ortadoğu’nun JİTEM’i olan IŞİD’le, çetelerle, baskıcı devletlerle” ittifak kurduğunu kaydeden Buldan, sözlerine şöyle devam etti:

Barışla yaşayabileceğimiz bu toprakları ölüm coğrafyasına dönüştürdüler. Halklarımıza ağır bedel ödettiler. Suriye barışını, Kürtlerin demokratik Suriye’deki temsiliyetini engellemek için Kuzey Suriye’ye girdiler, Afrin’e girdiler. Her yeri talan ettiler. Suriye topraklarına tankla topla girerken, halkımızın binbir emekle kazandığı belediyelere de kayyımlarıyla girdiler. 38 belediyemizi gasp ettiler. Siyasi hırsızlığı yol bildiler. “Kürtler seçemez, Kürtler yönetemez” dediler. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar; Kürtler seçmeye de, kendi kentlerini yönetmeye de devam edecektir. Sadece kentleri değil, Biz’ler, artık bu ülkeyi yöneteceğiz ve yönetmeye geliyoruz. Halkımız darağaçlarında, katliamlarda, zindan vahşetlerinde diz çökmedi. Bundan sonra da asla diz çökmeyecektir.

“Karşılarında Gezi’yle Cizre’nin ittifakı var”

Mesele Kürtler olduğunda, mesele muhalifler, demokratlar olduğunda iktidarıyla, hukuk dışı yapılarıyla bütün bu güçler bir araya gelmekte ve adeta tek devlete dönüşmektedir. Ama şunu da göremiyorlar. Karşılarında ezilen halkların ittifakı vardır. Gezi’yle Cizre’nin ittifakı vardır. İstanbul’la Diyarbakır’ın, İzmir’le Hakkâri’nin ittifakı vardır. Rojava halklarıyla ezilen Türkiye halklarının ittifak�� vardır. Kızılırmakla Dicle’nin ittifakı vardır.

Munzur’la Meriç’in ittifakı vardır. İşte bundan korktukları için talan düzenlerini hukuksuzlukla, sindirmeyle ve yalanla ayakta tutmaya çalışıyorlar. Ülkeyi öyle bir karanlığın içine çektiler ki, battık��a batıyorlar. Sınırın bu tarafından insanlar açlıktan, yoksulluktan intihar ederken, sınırın diğer tarafında ise yoksul halkın çocukları savaşta birer birer can veriyor. İşte bunların halka reva gördükleri düzen budur: İşsizliktir, açlıktır, yoksulluktur, ölümdür. Herkes bu karanlıktan biran önce çıkmak istemektedir. İşte bunun için ısrarla demokrasi ittifakını savunuyoruz, örgütlüyoruz, büyütüyoruz. Demokrasi ittifakı dünden bugüne tüm ezilenlerin, ötekileştirilenlerin ittifakıdır. Değişim isteyenlerin ittifakıdır. Hakkari’yle Edirne’nin buluşmasıdır.

“Anadilimiz onurumuzdur”

“Anadilimiz onurumuzdur, tarihimizdir, gelece��imizdir” diyen Buldan şöyle devam etti:

Kürdüyle, Türküyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, Ermenisiyle, Süryanisiyle, Ezidisiyle, Çerkesiyle, Romanıyla, Lazıyla, Pomakıyla ve Arabıyla kadim halkların ittifakıdır. Anadillerini özgürce konuşmak isteyen, inançlarını özgürce yaşamak isteyen kimliklerin ittifakıdır. Anadilimiz onurumuzdur, tarihimizdir, geleceğimizdir. Buradan şu çağrıyı da yapıyorum: Herkes, anadilini yaşamın her alanında, kamuda, siyasette, medyada, sanatta, sporda özgürce, korkmadan, çekinmeden, cesaretle ve kararlılıkla kullanmalıdır. Çok dilli yapımız, demokrasinin çoğulculuğunun da teminatıdır.

“Tüm partileri demokrasi ittifakına davet ediyoruz”

Temelli’nin demokrasi ittifakı çağrısını yineleyen Buldan, “Gelin bizler de siyaset kurumu olarak demokrasi ittifakıyla demokratik Türkiye’ye hep birlikte kapı aralayalım” dedi.

Buradan; demokrasiden, adaletten, toplumsal barıştan, birlikte yaşamdan, emekten yana olan, geleceği dair sözü olan herkesi, iktidar dışındaki tüm siyasi partileri demokrasi ittifakına davet ediyoruz. Bu aynı zamanda demokrasiye bir davettir. Demokratik uzlaşıya bir davettir. Toplumsal dayanışmamız, acıda ve sevinçte birleşmemiz, ortak gelecek hedefinde bütünleşmemiz demokrasi ittifakının en güçlü zemini ve toplumsal dayanağıdır. Gelin bizler de siyaset kurumu olarak demokrasi ittifakıyla demokratik Türkiye’ye hep birlikte kapı aralayalım. Herkesin adına karar veren tek adam yönetimi değil, demokratik yerel yönetimler ve güçlendirilmiş demokratik parlamenter sisteme yol açalım.

“Faşizm kadınlardan korkuyor”

AKP’nin kayyum faşizmiyle eş başkanlık sistemini hedef aldığının altını çizen Buldan, “Bu iktidarın kadına dayattığı köleliktir. Kölelik rejimidir. Erkek iktidarlarını ve erkek devlet sistemini kadın kimliğinin reddi üzerine kurdular. Bu amaçla kadınları ve kadın kazanımlarını hedef haline getirdiler. Eş başkanlık sistemimizi hedef aldılar. Kadın siyasetçilerimizi gözaltılar ve tutuklamalar ile yıldırmaya, siyaseti kadınsızlaştırmaya çalıştılar. Çünkü faşizm kadınlardan korkuyor. Kadınların hakikat bilincinden, kadınların eşitlik mücadelesinden, kadınların değişim gücünden korkuyor” diye konuştu.

‘Bir kadın daha eksilmeyeceğiz’ diyerek sokakları, alanları terk etmedik. Terk etmeyeceğiz. Ne dışarıda, ne zindanlarda ne de demokratik siyasette bir tek adım geri durmadık. Durmayacağız. Eş başkanlık mor çizgimizdir dedik, demeye devam edeceğiz. Tek Başkanlık değil, Eş Başkanlık dedik, demeye devam edeceğiz. Biz kadınlar birleştikçe onlar bölündü. Bizim mücadelemiz büyüdükçe onlar zayıfladı. Biz kadınlar ilerledikçe onların erkek iktidarı geriledi. Biz kadınlar güçlenerek geldikçe iktidardakiler de teker teker gidecektir.

“Kadınların Anayasasını yapacağız”

Durmak yok. Kadınların demokratik iktidarını mutlaka gerçekleştireceğiz. Eşit temsiliyeti ve kadını koruyan güçlendiren politikaları siyasete hâkim kılacağız. Kadınların Anayasasını yapacağız. Yerel yönetimlerden, merkezi yönetime varıncaya kadar kadın yaşamın her alanında yerini alacak ve yönetecektir. Onların her türlü engeline rağmen kadın mücadelesinin onlarca yıllık birikimidir, başarısıdır HDP. Kadının sokakta, kadının belediyelerimizde, kadının parlamentoda, kadının siyasetteki sözüdür, çabasıdır HDP. Kadınlar HDP’yle bugüne kadar başardı, bundan sonra da başaracaktır. Kadınları karanlığa mahkûm etmek isteyenlere karşı verdiğimiz mücadele 21. yüzyılı kadınların zafer yüzyılı yapacaktır.

“AKP artık siyasetin değil tarihin konusudur”

Büyük değişimin eşiğindeyiz. Ülkeyi her yönüyle çökerten bu iktidardan hep birlikte kurtulaca��ız. Hiç kimse umutsuzluğa ve karamsarlığa kapılmamalıdır. Biz’ler büyüye büyüye geleceğiz. Onlar ise bölüne bölüne gidecekler. Bunların çıkar ve rant ortaklığı dağılacaktır. Gidecekleri yer ise, görkemli sarayları değil, halka hesap verecekleri Adalet Sarayları olacaktır. 18 yıllık AKP artık siyasetin ve toplumun değil tarihin konusu olacaktır.

Değişimi başarmak için umutla kararlılıkla yürüyeceğiz. Değişerek değiştireceğiz. Hedeflerimizi, ilkelerimizi yerellerden başlayarak en g��çlü bir biçimde örgütleyeceğiz. Mevcut siyasi ve örgütsel kabuğumuzla yetinmeyeceğiz, daha yeni mücadele zeminleri ile genişleyeceğiz, ittifaklarımızı daha da büyüteceğiz. Sistemin ötekileştirdiği her kesimi HDP’de buluşturacağız. Genişleyen, büyüyen bir HDP’yi demokratik siyasetin merkezi, oradan da demokratik yönetimin kurucu öznesi yapacağız.

Buldan konuşmasını şöyle sonlandırdı:

Hep birlikte kazanacağız. Demokrasi kazanacak. Barış kazanacak. Bu dilek ve temennilerle kongremizin barışa, özgürlüğe ve demokrasiye vesile olmasını diliyor, yeni yönetimimize şimdiden üstün başarılar diliyorum. Geçmiş 2 yıllık süreçte partimize sımsıkı sarılan, demokrasi için, barış için alınteri döken ve mücadele bayrağını azimle dalgalandıran bütün merkez yöneticilerimize, il ve ilçe yöneticilerimize huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum. Ez li ser navê hemû kedkarên partiya me, we hemûyan silav dikim û dibêjim: Serkeftin ya me ye. Serkeftin ya me ye. Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. Hızır, hepimizin yardımcısı olsun.

“Nemrut’un partisi daha şimdiden üç parçaya bölündü ama Nuh’un Gemisi dimdik ayakta”

HDP’nin tutuklu bulunan önceki dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş HDP kongresine mesaj gönderdi. Kongre divan başkanı Mehmet Rüştü Tiryaki tarafından okunan Yüksekdağ ve Demirtaş’ın ortak mesajı şöyle:

Partimizin Dördüncü Olağan Büyük Kongresi Divanını, değerli delege arkadaşlarımızı, yurt içinden ve yurt dışından dayanışma duygularıyla katılan saygıdeğer konukları, elçiliklerin ve basının değerli temsilcilerini ve sevgili halkımızı yüreğimizin olanca sıcaklığıyla selamlıyor, kongremizin başarılı geçmesini diliyoruz.

Partimiz HDP, kurulduğu günden bu yana Türkiye halklarının, ezilenlerinin büyüyen umudu haline geldi. Ortadoğu’ya yönelik emperyal müdahalelerle derinleşen mezhep, din ve kimlik çatışmaları… Savaşların ve işgallerin yarattığı yıkım… Sınırsız sömürünün yol açtığı açlık ve yoksulluk; evsiz, yurtsuz kalıp mülteci durumuna düşen on milyonlar… Acıyla yoğrulmuş bir coğrafya… Giderek katmerleşen umutsuzluk, çaresizlik… Paramparça edilmiş bir toplum ve kapkaranlık bir gelecek…

İşte böylesi kaotik bir ortamda bütün ışıltısıyla yeşerdi HDP’nin görkemli ağacı. Her bir dalında farklı bir sesin, farklı bir rengin tınısı, her bir yaprağında umudun, direnişin, zaferin müjdesi. Kasırganın, selin, tufanın ortasında ayakta kalmış bir “NUH’UN GEMİSİ”. Bu gemi şimdi, yeryüzünün bütün renklerini bağrında taşıyan yolcularıyla birlikte yeni yaşamı kurmak üzere ağır ağır yanaşıyor limana.

Biliyoruz, yolculuk çok çetin geçti, gemimiz ağır darbeler aldı. Kaptanlarımız tutuklandı, deneyimli mürettebatımızla birlikte. Ama bilmezler ki her bir yolcusu birbirinden dirençli, her biri birbirinden kuvvetli bu geminin. Ne kaptan köşkü boş kaldı ne de makine dairesi. Milyonları durdurmaya gücü yetmeyen Nemrut’un partisi daha şimdiden üç parçaya bölündü ama NUH’UN GEMİSİ dimdik ayakta yek vücut bir şekilde menziline süzülüyor kararlılıkla. Bu gemiyi inşa edene de yürütene de aşk olsun. Bu uğurda toprağa düşene de esir düşene de selam olsun. Bu gemi limana varacak demiştik, evvel Allah sözümüz söz olsun. Şimdi hedef halkın iktidarını kurmaktır artık, hepimizin yolu açık olsun.

Zindandayız şimdi, ama bilin ki yüreğimiz yangın yeri. Biz direnmeyi sizden öğrendik gençler. Dik durmayı sizlerden kadınlar, analar. Umudu gözlerinizde gördük, isyan seslerinin yankılandığı meydanlarda. İlle de sevdik sizi ve çok çok özledik hepinizi. Yüreğimiz, ruhumuz sizlerle. Sözümüz, kalemimiz, dualarımız sizinle. Her birinize ayrı ayrı, kucak dolusu selamlarımızı, sevgilerimizi gönderiyoruz. Eşbaşkanlarımızı, tüm parti yönetimini kutluyor, dayanışma dileklerimizi iletiyoruz.

Yolun açık, rüzgarın bol olsun Halkların Demokratik Partisi!

Rêya te vekirî, bayê te gur be Partiya Demokratîk a Gelan!

An serkeftin an serkeftin.

Mithat Sancar: “Mutabakat arıyorsanız işte Dolmabahçe, istiyorsanız da yenisini yapalım”

HDP’nin Eş Genel Başkan adayı ve Mardin Milletvekili Mithat Sancar, partisinin 4. Büyük Olağan Kongresi’nde yapılan seçimlerden önce söz aldı. Kongre katılımcılarını Kürtçe, Türkçe ve Arapça selamlayan Sancar, şöyle konuştu:

Sevgili kardeşlerim, değerli yoldaşlarım, değerli misafirlerimiz hepiniz hoşgeldiniz. Türkiye’nin Kürdistan’ın her köşesinden buraya baskılara aldırmadan, engelleri aşarak geldiniz. Buraya umudu getirdiniz. Bütün ülkeye cesaretin, umudun tanımını yaparak geldiniz. Elbette konuşmama başlamadan önce ilk yürekten selamımı hak edenlere göndermek gerekiyor. Başta Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş olmak üzere tüm yoldaşlarımız, zorunlu sürgüne gitmek zorunda kalan çok değerli kardeşlerimiz, hepinize buradan, bütün ülkeden yürek dolusu selam gönderiyoruz.

Mutabakat arıyorsanız, işte Dolmabahçe mutabakatı. Oradan başlayalım. Dolmabahçe mutabakatı ile yürüyelim, yeni mutabakat istiyorsanız yenisini yapalım. Masaları Ankara’da, Diyarbakır’da, Şam’da Qamişlo’da yapalım. Halkların barışını bu topraklarda hep birlikte sağlayalım. Güvenlik istiyorsanız, Onu size S-400’ler, Patriotlar sağlamaz. Güvenlik içinde yaşamak isteyen halkların en büyük ihtiyacı diğer halklarla eşit olduğunu kabul etmektir. Halkların özgürlüklerini ve haklarını kabul etmektir. Halkların kaderini tayin etme hakkına saygı duymaktır. Barış için şimdi en kritik kavşaktır. Şartlar müsait mi diyeceksiniz? Ben size zorluklardan bahsetmeyeceğim. Her şey göz önünde. Afrin’deki işgal gözler önünde. Kuzey Suriye’ye askeri müdahale gözler önünde. Şimdi İdlip. Bunların ne kadar vahim durumlar olduğunu anlatmamak gerek yok. Sadece şunu hatırlacağım. Bundan aşağı yukarı 30 yıl önce Avrupa kurulurken yüzyıl savaşları yaşandı. O savaşlardan medet umanlar vardı. Ondan 200 yıl sonra Avrupa’nın yeniden kuruluşunu savaşla şekillendirmek isteyenler vardı. Yüzyıl savaşlarını yaptılar. Şimdi de Ortadoğu’ya Türkiye’ye bu topraklara yüzyıl savaşlarını dayatanlar var. Buna karşı tam da onlardan sonra yüzyıl savaşlarından yüzyıl sonra Kant çıktı ve küçücük bir kitap yazdı, “Ebedi barış üzerine söyle”. O mücadele bugün Orta Doğu’da da sürüyor. Yüzyıllık savaş mı ebedi barış mı?

Sancar konuşmasını “Değerli Hasan Hüseyin Korkmazgil’in tek dizesini ciltlerce şiir değerinde bulduğum kelimeleri var: Ne diyor? Kandan kına yakılmaz. O nedenle biz emekle, alın teri ile kınaları yakacağız. Kanla değil” diyerek sonlandırdı.

Sendika.Org