Carlos Ghosn’un kaçışı ve küresel kapitalizm üzerine… – Charles Andrews

Büyük bir ihtimalle Hollywood, Carlos Ghosn’un Japonya’dan Türkiye’ye, buradan da Lübnan’a kaçışını konu alan bir gerilim filmi yapacaktır. Film, belki kapitalistler arası sorunları gösterebilir ama bütün bunların altında sömürüden pay kapma kavgası olduğunun altını çizmeyecekleri bellidir

Carlos Ghosn’un kaçışı ve küresel kapitalizm üzerine… – Charles Andrews

Şirketin haberi olmadan 140 milyon dolar harcamakla ya da iç etmekle suçlanan[1] Nissan gibi dünyaca meşhur bir araba şirketinin patronu, sahibi olduğu lüks malikanesinde gözetim ve takip altında olduğu halde Japon otoritelerinin burnunun dibinden cesur bir kaçış gerçekleştirmiş ve kaçarken de dünyanın yarısını dolaşmıştır. Carlos Ghosn’un kaçış detaylarının ortaya çıkması aylar ve bunların hangisinin doğru hangisinin yalan olduğunun doğrulanması ve hangilerinin de bunları saklamak için uydurulmuş olduğunun ortaya çıkarılması ise yıllar alacaktır. Ancak, küresel kapitalizmden alınacak dersler çok açık gözümüzün önünde.

  • Ghosn, Fransa’da araba üreticisi Renault’da emeğin acımasızca sömürülmesinde gösterdiği yetisiyle merdivenleri tırmanıp patronluğa yükselmiştir. Kendisine orada takılan “Le Cost Killer” (Maliyet Katili) lakabına çok layık olduğu ortaya çıkmıştı.[2] Flins şehrindeki Renault fabrikasında çalışan işçiler, 8 saatlik çalışma vardiyasını, sadece iki kez 10 dakikalık tuvalet izni dışında konuldukları noktada geçirmek zorundalar. Kimi utancından hüngür hüngür ağlıyor, çünkü ellerinde olmadan altlarını ıslatıyorlar. İşçilerin neredeyse yarısı taşeron ve bir ila üç ay arasında değişen geçici statüsüyle çalışıyorlar.[3]
  • 1999’da Japon araba üreticisi Nissan mali bir krizle neredeyse çökmek üzereyken Renault ile esnek bir anlaşma yaparak ondan yatırım alabilmişti. Bunun karşılığında Renault, Nissan’ın yüzde 40 kadar payına sahip olmuş ve Ghosn’u Nissan’a patron olarak atamıştı.[4] Bu şekilde bir yabancıyı başkan olarak almak, Japon endüstrisi için çok yeni bir uygulamaydı. Ghosn derhal işe başlayarak 20 bin işçiyi işten atıp fabrikaları kapattı. Bu uygulamalar kârların tekrar yükselmesine neden oldu.
  • Birkaç yıl önce Ghosn, Nissan ve Renault’un tamamen birleşerek küresel bir işletme olması planını hayata geçirmeye çalıştı. Ama bu sömürüc��ler elde ettikleri kârları nasıl bölüşeceklerinde anlaşamadılar. Kârların çoğunu Nissan yapmaktaydı ve yüksek mevkilerdeki Japon yöneticileri ve genel olarak Japon sermayesi Renault’nun çok büyük bir pay kapmaya çalıştığını düşünmekteydi.[5]
  • Ghosn her şeye rağmen iki şirketin birleşmesi planında ısrar etti. Kendisine göre, tutuklanması ve Nissan’ın daha belirlenmemiş miktarda parasını gereksiz harcamak, şirket parasıyla Japonya’da, Fransa’da ve Brezilya’da lüks malikaneler almak ve Suudi iş adamlarıyla şüpheli anlaşmalar yapmakla suçlanmasının nedeni de bu birleşmede ısrar etmesi.[6] Bu suçlamalara karşı Ghosn da karşı suçlamalar getiriyor; kendisine seçicilikle suçlama getirildiğini, Japonya’da yüksek yöneticilerin kendisinin suçlandığı her şeyi her zaman yaptığını söylüyor.
  • Ghosn’un sessiz sakin çekip gitmesini bir türlü sağlayamayan Japon hükümeti dört aylık bir hapisten sonra onu belirli bir miktar kefalet ödemesi karşılığında serbest bıraktı ancak geçen nisan ayında tekrar tutukladı. Ama bu tutukluluğu da çoğunlukla kendi malikanesinde geçireceği şekilde değiştirdi. Bu şartlarda Ghosn’un ne internet erişimi ne telefonu olacak ne de eşi onu ziyaret edebilecekti.[7] Ghosn’un yargılanması 2020’nin Nisan’ında başlayacaktı. Ama duruşma daha sonra aynı yılın son baharına hatta 2021’e tehir edildi.
  • Bu kadarı Ghosn’a biraz fazla geldi. Serveti ve dünyada tanıdıkları vasıtasıyla oldukça cesur bir plan hazırladı. Nasıl yapabildiyse, Ghosn 24 saat gözetim altında bulunduğu ve bir sürü kameranın bulunduğu evini terk edip kaçabildi. İddialara göre Ghosn, sahte isimle kiralanan özel bir jet uçağıyla İstanbul’a geldi.[8] Buradan, Türkiye havaalanında geliş-gidiş sürecine girmeden başka bir özel jete geçen Ghosn, Lübnan’da Beyrut’a uçuyor. Beyrut, Ghosn’un büyüdüğü ve belli ki kendisinin hükümetin koruması ve başkanın sempatisi altında olacağı bir şehir. Medya Japon mahkemelerinin sertliği, tutuklanma şartları ve Ghosn’un illegal kaçışını konuşurken, hiç bahsetmedikleri ise Ghosn-Nissan-Renault konusunun yüzbinlerce kişiden çalınan emeğin üzerinde bir kâr kavgası olduğu. Yirmi yıldır medya Ghosn’u sömürme yeteneği nedeniyle pohpohlayıp durdu. Bu kaçış piyesi şirketlerin küreselleşmesinin, üretimin ve tedarik zincirlerinin birleşmiş bir kapitalist sınıf YARATMADIĞINI göstermektedir. Tam tersi, kapitalistlerin çıkar kavgası da küreselleşmektedir. Entelektüellerin ulusal egemenliğin aşıldığı sözlerine rağmen[9] devlet gücü her zamankinden daha önemlidir. Ghosn güvenliğini Lübnan’da buldu. Japonya’yla Lübnan arasında suçlu değişimi anlaşması bulunmuyor. Devlet sınırları devlet gücünün sınırlarını da belirliyor. Bu gerçeklik şu anda Japon yetkililerini kızdırıyor. Bu arada geçerken belirtelim ki, altlarına yapmaya mecbur bırakılan işçilerin hikayeleri tam da kapitalist medyanın Ghosn’un tacını indirmeye çalıştığı günlerde Japonya’da ana akım bir gazete tarafından yayımlanıyordu. Büyük bir ihtimalle Hollywood, Carlos Ghosn’un kaçışını konu alan bir gerilim filmi yapacaktır. Film, belki kapitalistler arası sorunları gösterebilir, ama bütün bunların altında sömürüden pay kapma kavgası olduğunun altını çizmeyecekleri bellidir. Baba (The Godfather) filmi, mafyanın büyük işletmeleri ufak çapta taklit ettiğinin parlak ve epik bir gösterimidir. Ancak, onun özellikle birinci kısmı mafyanın ne olduğunu çok iyi gizler: Küçük işyerlerinden haraç alır, kumar gibi boş hayallere kapılmış ya da narkotik kullanarak bir kaçış uman çalışan kesime saldırır ve işçilerinin sendikalaşmak istediği işyerlerinde işçilere karşı patrona kabadayılar kiralar. Sosyalist devrimden daha büyük bir dram yoktur. Hollywood, Lenin’in Çar’ın baskısı nedeniyle sürgüne gittiği tarafsız İsviçre’den Birinci Dünya Savaşı sırasında nasıl çıktığı ve yoldaşlarıyla özel, kapalı bir trende 1917 devriminin başlamasından hemen sonra Rusya’ya nasıl gittiğinin filmini yapmadı. Tarih, Carlos Ghosn’u bir dipnot olarak bir yerlere tıkacaktır ama tarih, Lenin’in gittiği yolda yeni zaferler görecektir.

7 Ocak 2020

Dipnotlar:

[1] “How Carlos Ghosn Hid $140 Million in Compensation From Nissan,” Bloomberg, 23 Eylül 2019.

[2] “‘Le Cost Killer’ faces toughest test,” The Telegraph, 4 Temmuz 2006.

[3] Renault factory workers in poor labor conditions have no sympathy for ‘cost-cutter’ Ghosn,” Mainichi, 3 Şubat 2019.

[4] “Nissan and Renault cement ties,” BBC News, 30 Ekim 2001.

[5] “Renault presses Nissan again for merger,” Nikkei Asian Review, 22 Nisan 2019.

[6] “Carlos Ghosn: the charges against him,” France 24, 8 Ocak 2020.

[7] “Factbox: Ghosn’s bail conditions – Surveillance cameras, no internet access,” Reuters, December 30, 2019.

[8] “Private jet firm says it was duped over Carlos Ghosn escape,” Guardian, 3 Ocak 2020.

[9] See, for example, Peter Wilson, “The end of sovereignty,” Prospect, 24 Mart 2016.

[Counterpunch’taki İngilizce orijinalinden Mehmet Bayram tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]