Antisemitizm sağ salim ayakta, peki nerede? – Slavoj Žižek

ABD köktendincileri değişmiş değil; İsrail devletinin politikalarını tam olarak benimsemeyen Yahudilere karşı nefretiyle bizzat Siyonizm, paradoksal olarak, antisemitik hâle geldi, yani Siyonist projeden şüphe eden Yahudi figürünü antisemitik olarak yeniden kurguladı

Antisemitizm sağ salim ayakta, peki nerede? – Slavoj Žižek

Geçtiğimiz birkaç gün içinde başıma tuhaf şeyler geldi. 20 Aralık Cuma günü Spectator ABD’nin internet sitesi, “Siyonizm ile antisemitizm arasındaki ince çizgi” başlıklı yazımı[1] yayımladı. Sitede görünmesinden birkaç saat sonra, yazı gizemli bir şekilde ortadan kayboldu. (Anasayfada görünüyordu fakat üstüne tıkladığınızda açılmıyordu.) Bana bunun sadece teknik bir aksaklıktan kaynaklandığı, metnin kısa süre içinde yeniden yayına açılacağı söylendi, nitekim 21 Aralık günü öğleden sonra yazı açıldı. Fakat iki önemli pasajı çıkarılarak kısaltılmıştı ve bana söylendiği kadarıyla editör metnimi “toparlamaya” karar vermişti.

Tüm bunlar, Independent’ın internet sitesinde yayımlanan yazıma gelen[2] ve cevap vermeme izin verilmeyen şiddetli tepkilerin hemen ardından yaşandı. (Russia Today bu olay hakkında haber yaptı.) Spectator’daki yazım da benzer bir konuyla ilgili olduğu için, haliyle yine sansür mağduru olduğumu düşünüyorum. Kararı okurlara bırakıyorum. Aşağıdaki metin, Spectator’da paylaşılan yazımın ilk hâlidir; yeniden yayına açıldıktan sonra ortadan kaybolan iki pasajı ((( )))) işareti içinde gösterdik. Çıkarılan pasajlar konusunda bana danışılmadı; Filistinlilerden söz edilen son paragrafın silinmiş olduğuna özellikle dikkatinizi çekerim. İşte “hoşgörülü” liberal toplumlarımızın geldiği nokta bu: Anlaşılan, dünyanın İngilizce konuşulan yerlerinde bana hâlâ açık olan son iki dijital haber kaynağı tarafından da (basılı medyadan zaten yıllar önce dışlanmıştım) problemli olarak nitelendiriliyorum.

*

Birleşik Krallık’ta İşçi Partisi’nin yenilgisinin temel sebeplerinden biri, Corbyn’in organize bir karakter suikastı kampanyasına maruz kalmasıydı, hatta Simon Wiesenthal Center tarafından 2019’un En Büyük Antisemitisti ilan edildi. (Gerçek teröristleri bile geride bırakmış yani!)[3] Bu, seçimlere yönelik bir yabancı müdahalesidir ve en az Rusya’nın son ABD seçimlerine müdahalesi kadar etkilidir. Ortada yeni bir durum yok: “Hamas propagandacısı” ilan edilen Gideon Levy gibi İsrail politikalarını eleştiren birçok Yahudi’nin de mağdurları arasında olduğu küresel bir saldırının sadece küçük bir kısmı bu. Levy, 8 Aralık’ta Haaretz’de şöyle yazmıştı:

Antisiyonizm’i antisemitizm olarak, işgal karşıtı hareketi de antisemitik olarak tanımlayan yasalar ezici çoğunluklarla geçiriliyor. Bu yasalar İsrail’in ve Yahudi egemenlerinin ekmeğine yağ sürüyor, ama müdahalelerinin boyutu hakkında sorular gündeme geldiğinde antisemitizmi tetikleme ihtimalleri yüksek.[4]

Levy’yi, kendisini tarif ederken kullandığı ifadeyle gerçek bir “İsrailli yurtsever” olarak görüyorum. İsrail’in politikalarına yönelik eleştirilerin alelacele antisemitizmle bir tutulmasının yeni bir antisemitizm dalgasını yükselteceğini öngörüyor, ki haklı. Peki neden?

İsrail devleti, Siyonist politikalarını temellendirmek için feci bir hata yapıyor: İsrail, “eski” (geleneksel Avrupa menşeli) antisemitizmi önemsiz gösterip, onun yerine İsrail devletinin Siyonist politikalarının eleştirisi olarak maskelendiği iddia edilen “yeni” ve sözümona “ilerici” antisemitizme odaklanmaya karar verdi. Bu tutumun tezahürlerinden biri, Bernard Henri-Levy’nin The Left in Dark Times kitabında öne sürdüğü iddiaydı: 21. yüzyılda antisemitizmin, eğer hayatta kalırsa, tamamen “ilerici” olacağını söylüyordu Levy. Bu iddiayı sonuçlarına kadar vardırırsanız, antisemitizmi mistifiye edilmiş/yer değiştirmiş anti-kapitalizm olarak gören eski Marksist yorumu ters çevirmek zorunda kalırsınız (bu yoruma göre, öfkenin hedefi, kapitalist sistemden, sistemi yozlaştırmakla suçlanan bir etnik gruba kaymıştır). Henri-Levy ve yandaşlarına göre ise çağdaş anti-kapitalizm, antisemitizmin kılık değiştirmiş hâlidir. (((Günümüzde kapitalizmi eleştirenler arasında antisemitizmi kışkırtmanın bundan daha tehlikeli bir yolu düşünülebilir mi?

Açıkça ifade edilmese de aynı ölçüde etkili olan bir diğer tutum da, “eski” antisemitizmi eleştirme yasağı: tam da bu hayli “eski” antisemitizmin, post-komünist Doğu Avrupa ülkeleri başta olmak üzere tüm Avrupa’da geri döndüğü bir zamanda ortaya çıkan bir yasak bu. Bu tuhaf ittifakı ABD’de de gözlemleyebiliriz: Doğaları gereği antisemitik olan ABD Hıristiyan köktendincileri, şimdi İsrail devletinin Siyonist politikalarını nasıl böyle hararetle destekleyebiliyorlar? Bu muammanın tek bir cevabı var: ABD köktendincileri değişmiş değil; İsrail devletinin politikalarını tam olarak benimsemeyen Yahudilere karşı nefretiyle bizzat Siyonizm, paradoksal olarak, antisemitik hâle geldi, yani Siyonist projeden şüphe eden Yahudi figürünü antisemitik olarak yeniden kurguladı.)))

Yahudilerin parayla yönlendirildiğini ve İsrail’e yeterince sadık olmadıklarını iddia etmek için antisemitist klişeleri kullanan Trump da tam olarak aynı şeyi yaptı. Vanity Fair’in konuyla ilgili haberinin başlığı her şeyi anlatıyor: “Trump’tan, bir salon dolusu Yahudi karşısında tam gaz antisemitizm”. Soru şu: Neden birçok Siyonist her şeye rağmen Trump’ın mesajına olumlu yanıt veriyor? Bir tek tutarlı cevap var: Siyonizmin kendisi yüzünden; çünkü bir bakıma o da antisemitikleşti. Ne anlamda? İşte Trump’ın söylediklerinin özü:

Cumartesi gecesi Florida, Hollywood’daki İsrail Amerikan Konseyi’nde konuşan Trump, bir salon dolusu Yahudi karşısında, en sevdiği antisemitik kinayelerinin hepsini ortaya saçtı. Önce asırlık ‘çifte sadakat’ klişesini bir kez daha canlandırarak, ‘İsrail’i yeterince sevmeyen’ Yahudiler olduğunu söyledi. Bu ısınmanın ardından, dosdoğru Yahudiler ve para hakkındaki klişeye geçti ve dinleyicilerine şöyle dedi: ‘Çoğunuz emlak işindesiniz, çünkü sizi çok iyi tanıyorum. Siz acımasız katillersiniz, hiç de iyi insanlar değilsiniz. Ama bana oy vermek zorundasınız – başka seçeneğiniz yok. Pocahontas’a oy verecek haliniz yok, bu kadarını söyleyebilirim. Servet vergisi lehine oy kullanmayacaksınız. Evet, servetinizin %100’ünü alalım!’ Sonra şöyle devam etti: Bazılarınız benden hoşlanmıyor. Ben de bazılarınızı hiç sevmiyorum doğrusu. Buna rağmen benim en büyük destekçilerim siz olacaksınız çünkü [seçimi] onlar alırsa 15 dakika içinde işsiz kalırsınız. Dolayısıyla bunun için çok zaman harcamam gerekmiyor.

İnsan bu tür ifadelerle karşı karşıya kaldığında adeta rahatsızlık ve utanç hissediyor. Genellikle “ideoloji eleştirisi”yle ilişkilendirilen karmaşık bir analize gerek yok, zira sadece ima edilmiş olması gereken şey burada açıkça dile getirilmiş durumda. Düşünce hattı bundan daha net ifade edilemez: Siz Yahudisiniz ve bu nedenle sadece parayı önemsiyorsunuz, paranız sizin için ülkenizden daha önemli, tamam beni sevmiyorsunuz ben de sizi sevmiyorum ama paranızı kaybetmemek için bana oy vermeniz gerekecek… İsrail bu tür tavırlarla aynı çizgide durmakla tehlikeli bir oyun oynuyor: Bir süre önce, radikal sağın ABD’deki ana sesi ve İsrail yayılmacılığının sadık destekçisi Fox News, en popüler sunucularından biri olan ve yorumları açıkça antisemitik bir hâle gelen Glen Beck’i görevinden almak zorunda kaldı.

Bu yılki Hanuka partisinde Trump, antisemitizm konusundaki tartışmalı kararnameyi imzaladığında, John Hagee de oradaydı – İsrail İçin Hıristiyan Birliği adlı Hıristiyan-Siyonist örgütün kurucusu ve Ulusal Başkanı. Standart Hıristiyan-muhafazakâr gündeminin en tepedeki ismi Hagee (kendisi Kyoto Protokolü’nü ABD ekonomisini manipüle etmeyi amaçlayan bir komplo olarak görüyor; en çok satan romanı Jerusalem Countdown’da Deccal’i Avrupa Birliği’nin başı olarak resmediyor), antisemitizminden kuşku duyulamayacak beyanlarda bulundu. Holokost için Yahudilerin kendisini suçladı; Hitler’in zulmünün Yahudileri modern İsrail devletini kurmaya sevk eden “ilahi bir plan” olduğunu belirtti; liberal Yahudileri “zehirlenmiş” ve “manevi açıdan körleşmiş” olarak nitelendirdi; kendisinin de desteklediği, İran’a yapılacak önleyici bir nükleer saldırının İsrail’deki çoğu Yahudi’nin ölümüne yol açacağını itiraf etti. (Jerusalem Countdown’da, Hitler’in “lanetli, soykırıma meyilli cani Yahudi melezleri”nin soyundan geldiğini iddia etmesi de ayrı bir garabet.) Böyle dostları varken İsrail’in gerçekten düşmana ihtiyacı yok.

(((Temmuz 2008’de Viyana’da yayımlanan günlük Die Presse gazetesinde çıkan şok edici bir karikatürden de bahsetmeden geçmeyeyim: Nazi görünümlü iki tıknaz Avusturyalı adamdan biri elindeki gazeteye bakıp yanındakine şöyle der: “İşte, tamamen haklı bir antisemitizmin bir kez daha nasıl ucuz bir İsrail eleştirisine alet edildiğini görüyorsun!” Bugün İsrail’in politikasını destekleyip, İsrail’in politikalarına soldan yöneltilen eleştirileri reddeden Hıristiyan köktendincilerin yürüttükleri örtük mantık, Die Presse’deki karikatüre tekinsiz bir benzerlik göstermiyor mu?

Fakat, Filistinlilerle gerçek bir diyaloğa açık olan Yahudiler ile koyu Siyonistler arasındaki mücadele çok önemli olsa da, bu mücadelenin arka planını unutmamalıyız: Her gün idari ve hatta fiziksel teröre maruz kalan (ekinleri yakılan, kuyuları zehirlenen) ve dört bir yanlarındaki Arap rejimleri tarafından manipüle edilen Batı Şeria Filistinlileri. Çatışma, “Yahudiler” ile “Araplar” arasında yaşanan bir çatışma değil; ama Filistinlilerin arka plandaki bir sesten ibaret olduğu, bölünmüş Yahudiler arasında cereyan eden bir tür kolektif psikodrama da değil. Gerçek bir Filistin sesi olmadan buradan çıkış yolu yok.)))

Dipnotlar:

[1] https://spectator.us/thin-line-zionism-anti-semitism/

[2] https://www.independent.co.uk/voices/labour-jeremy-corbyn-antisemitism-zionism-israel-slavoj-zizek-a9231006.html

[3] https://www.jewishpress.com/news/jewish-news/antisemitism-news/jeremy-corbyn-rated-top-anti-semite-of-2019-by-simon-wiesenthal-center/2019/12/08/

[4] https://www.haaretz.com/world-news/europe/.premium-from-now-on-every-palestinian-is-an-anti-semite-1.8230347

Not: Çevirinin son okuma aşamasındaki katkıları nedeniyle e-skop’a teşekkür ederiz.

[The Philosophical Salon’da, 26 Aralık 2019’da yayımlanan İngilizce orijinalinden Gamze Yılmazel tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]