Ankara İSİG Meclisi: “Ostim ve İvedik için adalet istiyoruz”

Ankara İSİG Meclisi, Ostim ve İvedik'de gerçekleşen iş cinayetlerinin 9. yıldönümünde bir açıklama yayımladı. İSİG Meclisi yaptığı açıklamada yargı sürecine değindi ve "Kuralsız ve güvencesiz çalışmanın başat istihdam olduğu bir rejimde işçilerin sağlık ve güvenliklerinin hiçe sayılması ve iş cinayetlerinin giderek artması da kaçınılmaz olmaktadır" ifadelerini kullandı

Ankara İSİG Meclisi: “Ostim ve İvedik için adalet istiyoruz”

Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, Ankara Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgesi’nde meydana gelen patlamanın ardından 20 işçinin ölümünün 9. yıldönümünde bir açıklama yayımladı. Açıklamada, “Kapitalizmin kar hırsı, alınmayan önlemler, yapılmayan denetimler, patronları koruyan hukuk sistemi yüzünden Ankara’nın orta yerinde bir katliam göz göre göre gelmiş, 20 işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayeti, acı ve kara bir leke olarak tarihte geçmiştir” denildi.

İşverenlerin ruhsatsız yerde imalat yaptıklarını ve patlamaya neden olan tüplerin depolanması ve denetimine ilişkin mevzuat hükümlerinin hiçbirine uymadıkları için bu katliamın gerçekleştiğini belirten Ankara İSİG’in yayımladığı açıklamada “Daha sonra yapılan incelemelerde işyerlerinin tehlikeli iş yapılan bir binada olması gereken önlemlere sahip olmadıkları, ikinci gayri sıhhi müessese kapsamındaki bu işyerlerinde işverenlerin, işçileri koruma yönünde hiçbir önlem almadığı ortaya çıkmıştır” ifadelerine yer verildi.

“Yargı süreci Türkiye’deki iş cinayetlerinin nasıl örtüldüğünü gösteriyor”

Ankara İSİG yaptığı açıklamada yargı sürecine de değindi. Mahkemenin yalnızca 5 sanık hakkında hüküm verdiğini, 13 sanık hakkında ise beraat kararı verdiğinin hatırlatıldığı açıklama şöyle sürdürüldü:

Ostim ve İvedik Katliamı’nın yargı süreci, Türkiye’de iş cinayetlerinin üzerinin nasıl örtülmek istendiğini bir kez daha göstermiştir. Dava süreci, 4-5 kişi üzerinden, düşük miktarlı ve taksitli para cezasıyla geçiştirilmeye çalışılmıştır. Katliamın kamu sorumluğu ortadayken, dava sürecinde sorumlu kamu kurumları hakkında hiçbir işlem yapılmamış; denetçi, müfettiş, bakan, siyasi sorumlular, aradan geçen 9 yıl içinde mağdur aileler ve avukatların bütün girişimlerine karşın yargılanmamıştır.

Bilirkişi raporunda işyerlerinden birinin ruhsatsız olduğu, işyeri açma ve çalıştırma izninin bulunmadığı, ilgili kurumlarca basınçlı kapların kullanımı ve iş güvenliği yönünden denetimlerin yapılmadığı gibi birçok eksiklik tespit edilmiştir. Ama bu eksiklik ve denetimsizliğin sorumlusu olan dönemin Ankara Büyükşehir Belediyesi yönetimi, Yenimahalle Belediyesi yönetimi, İvedik OSB Yönetimi, Ostim OSB Yönetimi, Bilim Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na olayla ilgili herhangi bir kusur yüklenemeyeceği yönünde görüş bildirilmiştir. Kurumların yetkililerinin yargılanmasına dair bütün engellemelere rağmen, işçi aileleri Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuşlar, ancak Mahkeme Ağustos 2018’de “kabul edilmezlik” kararı vermiştir. Şu anda, kamu görevlileri açısından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreci işlemektedir.

“Ostim ve İvedik için adalet istiyoruz”

Aradan geçen 9 yılda, Ostim-İvedik Katliamı’nı yaratan çalışma rejimi daha da despotikleşmiş, iş cinayetlerine giderek daha trajikleşen iş cinayetlerinin eklendiğini belirten Ankara İSİG yayımladığı açıklamada, “Bu tablonun bir sonucu olarak 2019 yılında Ankara’da en az 56, Türkiye genelinde 1736 arkadaşımız iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir. 2019’da Siteler’de, İskitler’deki katliamlar bu trajik ölümlerin en görünür yüzüdür. Yine bu süreçte çıkarılan yasalarla, yönetmeliklerle, ekonomi programlarıyla sermayenin her türlü kuralsızlığına göz yumulmuş, teşvik ve desteklerle yeni sömürülerin, yeni iş cinayetlerinin önü açılmıştır” dedi.

Yaşananların kaza, kader ya da fıtrat değil, cinayet olduğunun vurgulandığı açıklama şöyle bitirildi:

Bu çalışma rejimi, bu sömürü düzeni bilinçli politik tercihlerin bir sonucu olarak işçilerin yaşam hakkını, sağlığı ve güvenli çalışma hakkını elinden almaktadır. İşçi sömürüsünün giderek arttığı; ucuz emeğin yaygınlaştığı, kuralsız ve güvencesiz çalışmanın başat istihdam olduğu, sendikasızlaştırma politikalarının giderek arttığı, işçiyi bir maliyetten başka bir şey olarak görmeyen bir rejimde işçilerin sağlık ve güvenliklerinin hiçe sayılması ve iş cinayetlerinin giderek artması da kaçınılmaz olmaktadır.

Ostim ve İvedik için adalet istiyoruz ve biliyoruz ki, Ostim ve İvedik için adalet istemek, aynı zamanda yeni katliamların olmaması için mücadele etmeyi de gerektirir. Bu yüzden de iş cinayetlerinin faillerine ve iş cinayetlerine sebep olan rejime karşı mücadelemiz sürecek.

Sendika.Org