O çark nasıl dönüyor?

Asgari ücrette kadının adı yok ama sermayenin krizinin çözülmesi, patronların memnun edilmesi, asgari ücret memnuniyetsizliğinin azalması, kapitalizmin kendini fiilen üretmesi ve uyumlu ailelerin yaratılması kadın emeğinin sömürülmesine dayanıyor.

O çark nasıl dönüyor?

Asgari Ücret Tespit Komisyonu 2020 asgari ücretini yüzde 15,03 artışla, brüt 2 bin 943, net 2 bin 324 TL olarak belirledi.

Ücret artışı kadar, işin kendisinin yani istihdamın korunması da mühim. İstihdamı koruduğumuzda bireyin daha mutlu olduğunu, bu vesileyle aile içindeki uyumun arttığını ve uyumlu ailelerin de müreffeh bir toplumun inşasının yapı taşı olduğunu biliyoruz. Bizim çalışmalarımızda esas aldığımız yol haritamız da budur.”  Asgari ücreti açıklayan, Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk olunca aileye değinilmeden geçilemezdi tabi.

“Mutlu Birey, Uyumlu Aile ve Müreffeh Toplum” vurguları yapan Selçuk, hakları ve yaşamları için mücadele veren insanların kazanımlarını kendi lütfuymuş gibi konuştu da konuştu! İşçiyi enflasyona karşı koruduğunu iddia etti ve uçağa yetişmek için hızlıca koltuğundan kalktı.

Neden mi?

Her ne kadar jest yapıp işçiyi enflasyona karşı koruduklarını söyleseler de gerçek enflasyon TÜİK’in açıkladığından çok daha yüksek. Enflasyon hesaplamasında kullanılan 418 maddenin endeks değerleri ile oynayarak enflasyonu gerçeğin oldukça altında hesaplıyor. Krizin etkisi TÜİK’in açıkladığı verilerin aksine kendini çok daha yoğun hissettiriyor. Zamlar, vergi artışları ve hayat pahalılığı hanehalkı tüketiminde büyük oranda erezyona neden oluyor. Gelirin düşmesi kadınların ev içindeki yükünü arttırır. Geçim giderlerinin azalması için daha önce bir marketten alınabilen salça, reçel gibi ihtiyaçlar evde yapılır. Tasarruf etmenin çeşitli yollarını düşünmek kadına kalır. Kırtasiye masrafları, çocukların ihtiyaçları, ev giderinin ve tüm ilişkilerin düzenlenmesi, ince ayrıntılar derken kadınların harcadığı duygusal emek artar. Ev dışında kocanın, abinin, kardeşin ya da babanın diğer güne yeniden kendini hazırlaması da kadına kalır. Buna 1997 Asya krizinde Güney Kore Hükümetinin “Kocanıza enerji verin” sloganıyla kadınları, stresli ve yorucu bir iş günü geçiren kocalarının sıkıntısını azaltmaya çağırması örnek olarak gösterilebilir. Sosyal politikalar zayıflayınca devletin çocuk ve yaşlı bakımında bıraktığı boşluk kadınların emeği ile doldurulur. Temizlik ve çocuk için eğer başka bir kişiden hizmet alınıyorsa bu hizmet son bulur ve cinsiyetçi iş bölümü sebebiyle bu işler kadınlara devredilir. 2019 yılında ev içinde kişi başına düşen gelir asgari ücretin üçte ikisi kadarsa hasta ve engelli kişilere bakana verilen “bakım maaşı” olarak bağlanan ücret 1300 liraydı. Yasal saatleri çoktan aşmış ev içi emek katmerlenir de katmerlenir.

“Uyumlu Aile” dedikleri kadınları asgari ücret altındaki çalışma koşullarına hapseder. İşveren ve devlet kadınların iş-aile uyumunu sağlayarak istihdama katılmasının tek yolu olarak çalışmada esnekleşme ve esnek çalışma biçimlerini yaygınlaştırmayı öne sürer. Ev eksenli çalışma ile parça başı ücret ya da saat başı ücret fiyatlandırması yapılır ve güvencesiz çalışma biçimi karşımıza çıkar. Evler artık “Bacasız Fabrikalara” dönüşmüştür. 2018 yılında yayınlanan KEİG Raporu’nda insan onuruna yakışır şekilde yaşamaya imkân verecek çalışma koşullarına ve gelir düzeyine, sosyal koruma ve haklara sahip olmayan iş-yaşam dengesinin kurulmasının mümkün olmadığı, meslek ve beceri tanımı bulunmayan, sendikal katılımın yasal ya da politik olarak engellendiği, güvencesiz ve geleceksiz işlerde çoğunlukla kadınların istihdam edildiği ifade ediliyor. Güvencesiz çalışma koşullarının yanı sıra eş değer işlerde toplumsal cinsiyet eşitsizliği sebebiyle kadınları ücret eşitsizliği bekliyor. Ücretli, ücretsiz hiçbir alanda kadınlar asgari ücrete erişemiyor.

Çarkı döndürmeye değil durdurmaya

Asgari ücrette kadının adı yok ama sermayenin krizinin çözülmesi, patronların memnun edilmesi, asgari ücret memnuniyetsizliğinin azalması, kapitalizmin kendini fiilen üretmesi ve uyumlu ailelerin yaratılması kadın emeğinin sömürülmesine dayanıyor.

Asgari ücret açıklandıktan hemen bir gün sonra ekonomik düzenin bir şekilde devam etmesi gerektiğini ifade etmek için: “Çark bir şekliyle dönecek” diyen Erdoğan’ın en tepesinde oturduğu çark işte böyle dönüyor. Yaşam kaygısıyla her sabah uyanan insanların emeğiyle. Polisine, diyanetine, yargısına, sermayesine bütçeler dağıtarak, şirketlerin borçlarını kamusal alanda kadınların, gençlerin emeklerinden, ömürlerinden çaldıklarıyla kapatarak dönüyor. Kendisi ve yandaşları için “Müreffeh Toplum”u tüm düşmanlığı ile işte böyle kuruyor. Ve bu toplum Sibel Ünli gibi geleceksizlik kaygısı, işsizlik ve yoksulluk nedeniyle intihar eden gençlerden, şiddet ve cinayetle bir arada tutulan ailelerden oluşuyor ve bizim bu toplumda değil refah yaşamaya nefes almaya dahi imkanımız yok.

Emek sömürüsü tüm vahşiliği ile bu kadar görünür hale geldikçe bizler için mücadele de kaçınılmaz oluyor. Bedenimizin, emeğimizin ve yaşamımızın o çarkın nesnesi haline geldiği her an o çarkı döndürmeye değil, durdurmaya aday olduğumuzu hatırlamak ve hatırlatmak için adımlarımız hızlanıyor. Derin bir nefes alıp toplumsal cinsiyet rolleriyle üzerimize yığdıkları tüm işlere ara vermek için planımızı hazırlayalım. Kentlerde, sokaklarda ve mahallelerde özel alandan başlatarak kamusal alanda yayacağımız itaatsizliğin fısıltısını yaymaya başlayalım. Mutfak önlüğünü balkona asıp, patronun masasına maydanoz bırakıp küçük direnişlerle adım adım ilerleyelim ve o çarkı döndürmek için emeğimizi sömüren ataerkil kapitalist sisteme o kadar kolay olmayacağını gösterelim çünkü Kadınlar durursa hayat durur!