CHP’li Çakırözer: “AYM ve AİHM kararlarına kim direniyor?”

CHP Eskişehir milletvekili Utku Çakırözer, Yargı Reformundaki eksiklikleri eleştirerek "Aradan geçen üç ayda gazeteci yargılamaları devam ediyor. Meclis iradesine, AYM'ye AİHM'e kim direniyor? Demokratik toplum isteyenler ellerini basının üzerinden çekmeli" dedi

CHP’li Çakırözer: “AYM ve AİHM kararlarına kim direniyor?”

CHP’nin Eskişehir milletvekili Utku Çakırözer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Yargı Reformu’nun haber ve eleştiriyi suç olmaktan çıkarmakta başarılı olamadığını söyledi.

Osman Kavala ve Wikipedia örneğini veren Çakırözer “Anayasa Mahkemesi’nden, AİHM’den çıkan ihlal kararları mahkemeler tarafından tanınmıyor” dedi.

“Bu yaşananlar akıl tutulması değil de nedir?”

Meclis’te çıkarılan yasaların uygulanmadığını belirten Çakırözer, 2019 yılında çıkarılan yasal düzenlemeler içinde en çok tartışılanın yargı reformu olduğunu dile getirdi. Yargı Reformu tartışmaları sırasında, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının tam olarak sağlanmadan haber ve eleştirinin suç olmaktan çıkmayacağını hatırlattığını dile getirdiğini anımsatan Çakırözer, “Bu kürsüde ‘Bu kanun çıktıktan sonra da savcılar ve hâkimler haberden, eleştiriden terör, gazeteciden terörist çıkarmaya devam edecek’ dediğimi çok iyi hatırlıyorum” diye konuştu ve şöyle devam etti:

“Yargı Reformu çıkalı üç ay oluyor. Üç ayda neler yaşandı? Sadece manşet ve köşe yazıları delil gösterilerek Sözcü gazetesine, Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz’a, yazarları Emin Çölaşan’a, Necati Doğru’ya, Gökmen Ulu’ya ‘FETÖ’ye bilerek yardım’ suçundan hapis cezaları verildi. Bir yandan Sözcü’ye, Cumhuriyet’e ve daha birçok basın organına asla yapışmayacak FETÖ’cü çamuru atılmakta, diğer yanda adliyelerde kurulan FETÖ borsalarında bu örgütün en üst noktalarında yer alan bürokratlar, iş adamları, damatlar beraat etmekte, aklanmakta. Bu yaşananlar akıl tutulması değil de nedir?”

Cumhurbaşkanı ifade özgürlüğünden bahsediyor ama…

Konuşmasında Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde yayımladığı mesajı anımsatan Çakırözer şöyle devam etti:

Aynı gün Zonguldak’ta Halkın Sesi Yazı İşleri Müdürü Cevdet Akgün yazdığı yazı nedeniyle hapse giriyor; yazdığı yazı da Bank Asya’nın avukatının bu iktidar tarafından sınavsız hâkim yapılması. İşte, daha dün, savcılar yazar Aslı Erdoğan için, hak savunucusu Eren Keskin için dokuz yıl, on beş yıl hapis cezası istediler. Bugün, T24 yazarı, gazeteci Mehmet Yılmaz hâkim karşısındaydı; dört yıl hapsi isteniyor yazdığı yazı nedeniyle. Sadece Cumhuriyet yazarları, muhabirleri, yöneticileri hakkında şu anda devam eden 90 tazminat davası, 37 ceza davası var, hepsi haberler manşetler nedeniyle.

“Mahkemeler tarafsızlığını yitirdi”

Çakırözer, tarafsızlığını yitiren mahkemelerin sadece kanunlara değil, uluslararası hukuka, yüksek yargıya da direndiğini belirtti.

Çakırözer, “Cumhuriyet davasında Yargıtay’ın ‘Habercilik yaptılar’ diyerek hepsi için beraat istediği gazeteciler ve yöneticiler alt mahkemelerde ısrarla ve inatla terörle suçlanıyor, hapis cezası isteniyor. Osman Kavala örneğinde olduğ gibi, Wikipedia örneğinde olduğu gibi Anayasa Mahkemesi’nden, AİHM’den çıkan ihlal kararları mahkemeler tarafından tanınmıyor. Meclis’in iradesine, yargı reformuna, AİHM’e, Anayasa Mahkemesi’ne kim, hangi gerekçeyle direniyor; bunu hep birlikte sorgulamalıyız” ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti:

Gazeteciler sokak ortasında dayak yiyorlar, mahkemeler saldırganları cezalandırmıyor bile. Basına baskının çeşidi sınırsız. Birgün, Cumhuriyet, Evrensel gazetelerine resmî ilan ambargosu uygulanıyor. Anadolu’da yüzlerce yerel gazete üç kuruş borçları gerekçe gösterilerek susturuluyor. Gazetecilerin en temel hakkı olan basın kartları bile baskı aracı olarak kullanılıyor yazamasınlar, konuşamasınlar, halk gerçekleri bilmesin diye.

Yapılması gereken basının üzerinden ellerini çekmeleridir”

“Tüm bunlar olup biterken 10 Ocak’ta Saray’dan mesaj geliyor ‘Çok sesli, etkin, herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmayan medyanın varlığı demokratik ve şeffaf toplumun olmazsa olmaz koşuludur’ deniyor. Gerçekten demokratik, gerçekten şeffaf toplum isteyenlerin ilk yapması gereken basının üzerinden ellerini çekmeleridir” dedi.

Sendika.Org