O santralleri gördüm ve soruyorum: Peki bir canın maliyeti nedir?

"Santral açıldığında iş, aş, kalkınan sanayi şehri gibi laflarla, görkemli törenlerle, canlı yayınlarla tüm ülkenin gözü önünde temel attılar. O dönem Ankara’dan gelen heyetlerin ardı arkası kesilmedi ve sattık tarlaları santral yapılsın diye, ama şimdi sesimizi duymuyor Ankara"

O santralleri gördüm ve soruyorum: Peki bir canın maliyeti nedir?

Geçtiğimiz günlerde ulusal kanalların birinde “Termik santrallere takılacak filtrenin maliyeti” ile ilgili bir haber yapılıyor. Haberin konusu ise filtre takılırken geçen sürede elektriksiz kalacak insan ve hane sayısı! Peki ya filtrenin olmadığı dönemde hayatını kaybeden, sağlığı bozulan insanlar? Telef olan hayvanlar? Yok olan/verimi düşen tarım arazileri? Bunların bir maliyeti olabilir mi? Enerji santrallerinde maliyet hesabı nasıl yapılıyor?

Tablo 1 (U.S. Energy İnformation Adminstradion)

Maliyet hesabı yapılırken dikkate alınan şeyler sadece inşa gideri, yakıt ve işçilik. Bu sebeple tabloda bazı santrallerin değişken maliyeti “0”. Çünkü sermaye açışından doğanın bir değeri yoktur!

Mühendis değilim, enerji uzmanı değilim, konuya dair çok fazla veri yok elimde. Yıl 2012, üniversitede Sağlık İdaresi 4. sınıf öğrencisi iken “Türkiye’de İnsan Sağlığına Yönelik Hava Kirliliği Kaynaklı Zararların Değer Tahmini (108K474)” kod ve isimli Hacettepe Üniversitesi ile TÜBİTAK Ortaklığı ile yapılan bir projede yer aldım. Projenin yoğunlaştığı bölgeler ise ağırlıklı olarak termik santral bulunan bölgeler idi. O projede çalışırken elde ettiğimiz veriler termik santrallerin gerçek maliyetini veriyordu bize!

İncelediğimiz örnekler Afşin ve Elbistan arasındaki A ve B santralleri idi. Öncelikle özelleştirme şartnamelerinde “bacaya filtre takılma şartı” vardı ki santrali alan şirketler bu masrafı maliyet olarak hesaplayıp ihaleye tekliflerini öyle vermişti.

Tüm bu klasik maliyet hesabından bağımsız olarak gerçek maliyeti ortaya çıkaracak argümanları yazalım. Santralin yapım aşamasında yanlış vardı yani en büyük sorun temelde atıldı. Maraş İl Tarım Müdürlüğü verilerine göre en geniş tarım arazisi bulunan 2. alt bölgeye kuruldu.

Ayrıca il genelinde bulunan 11 yem fabrikasının 4 tanesi yine bu bölgede.

Kısaca santral tarım ve hayvancılığın olduğu yere yapıldı ki filtresiz çalıştığı her yıl bu bölgede verim düştü. Proje kapsamında bölgede kaldığımız 14 günde Afşin, Elbistan, Çoğulhan ve Alemdar bölgelerindeki her mahalleyi, köyü gezip insanlarla görüşüp anketler yaptık, hastanelerden veriler topladık. Bölgede hemen hemen her ailede kömür tozu kaynaklı bir hastalık (akciğer ve solunum rahatsızlığı) mevcuttu. Bu partiküllere iki şekilde maruz kalıyordu bölge insanı: filtre olmadığı için havaya karışan partiküller ve açık maden sahasından bant sistemi ile santrale taşınan linyit tozlarının rüzgâr ile havaya karışması. Hava kirliliğinden kaynaklı rahatsızlık ise ekonomiye iş kaybı ve sağlık gideri olarak yansıyor.

Türkiye nüfusunun her yıl arttığı bir durumda Afşin nüfusu 85 yılından itibaren düşüş göstermekte (TÜİK) ve azalan nüfus şehrin iş kaybı olarak hesaplandığında santralin maliyeti biraz daha artmaktadır.

“Santral açıldığında iş, aş, kalkınan sanayi şehri gibi laflarla, görkemli törenlerle, canlı yayınlarla tüm ülkenin gözü önünde temel attılar. O dönem Ankara’dan gelen heyetlerin ardı arkası kesilmedi ve sattık tarlaları santral yapılsın diye, ama ��imdi sesimizi duymuyor Ankara. Sizden önce de üniversitelerden gelen oldu, çok kişi yazdı bu durumu ama sonuç değişmedi” demişti proje boyunca bize servis şoförlüğü yapan Elbistanlı abimiz.

Bölge insanı umudunu kaybetmişti bir şeylerin değişeceğine dair. Bölgenin makus kaderi böyle sürer, onlar sessizce ölüp gider ve medya seslerini duyurmaz diye düşünürken ulusal medya “onların canına karşılık enerjinin maliyetini” koyup filtre takılmamasını savunuyordu!  Bu haberi yaptıkları için ne kadar vergi borçları silindi acaba? Bir canın bedeli ne eder acaba ülkemizde?

“Güçlü bir hafıza, ağır bir cezadır. Ve işin kötüsü, iyi anıları nadiren, kötü anıları sıklıkla hatırlatır” demişti Orhan Kemal. Çok doğru bir söz. Bu ülke insanı kendilerine yapılan bu kötülüğü hiç unutmayacak ve inanıyorum ki bir gün hesap soracak…