İsyan butonuna bastın Süleyman!

Tüm taleplerimiz aldığımız derin bir nefesle ağızımızdan çıkıp memleketi kuşatmışken 17 yıl boyunca her zora düştüklerinde yaptıkları “suçlu” ilan etme taktikleri boşa düşecek. Ankara'da yoldan geçen bir kadının, “Onlar sizin bildiğiniz kadınlardan değil” diyen polise, “Hadi oradan!” diyerek verdiği cevapla karşılaşacaklar

İsyan butonuna bastın Süleyman!

“Kurban” olarak gördükleri kadınlar tarih sahnesine yaşamın öznesi olarak çıkıp, kapladıkları koltuktaki iktidarlarını tek bir sözle sarsınca:

Tecavüzcü sendin!,

Tecavüzcü sensin!,

Polis,

Yargı,

Devlet,

Tek Adam!

Memleketin İçişleri Bakanı olacak adam Butoncu Süleyman yine her zamanki hırsı ile koltuğundan sesleniyor: “Ya meclis bu olaya son verir ya da ben İçişleri Bakanı’yım, kanuna rağmen, anayasaya rağmen en geniş hakkımı kullanırım.”

Yıllardır “rağmen”lerle yönetmemişçesine, kanunların, anayasanın ihlalcileri değilmişçesine sözünü söylüyor. O çürümeye yüz tutmuş erkek iktidarlarını tökezleten kadınları karşılarına alarak butona basıyor Süleyman. Emniyetteki polislerini harekete geçiriyor. Kalkanlar havaya, basın dışarı ve şu kadınlar gözaltı… Basın dışarı, çünkü dalga dalga yayılan isyan dansını aman kimseler görmesin. Kadınların eşitlik ve özgürlük talepleri Meksika dalgası gibi yayılmasın. Kendi iktidarımıza harç ettiğimiz kadın düşmanı politikalardan kimse hesap sormasın. Kalkanları havaya kaldıralım, “şu kadınları gözaltı” yapalım ki kadınların “Yaşamak istiyoruz” diyerek birleştirdiği elleri ataerkil iktidarımızı yerinden oynatmasın. Dayanışmalarının yerini korku çemberi sarsın.

Fakat tüm taleplerimiz aldığımız derin bir nefesle ağızımızdan çıkıp memleketi kuşatmışken 17 yıl boyunca her zora düştüklerinde yaptıkları “suçlu” ilan etme taktikleri boşa düşecek. Ankara’da yoldan geçen bir kadının, “Onlar sizin bildiğiniz kadınlardan değil” diyen polise, “Hadi oradan!” diyerek verdiği cevapla karşılaşacaklar. Bir, iki, sesimiz çoğalacak, birbirine karışacak. Telaşları bundandır. İstanbul, Ankara ve İzmir’de hukuksuzca yapmaya çalıştıkları gözaltılar ile hedefleri, kapitalist ataerkil iktidar karşısında eşitlik ve özgürlük talepleri ile örgütlenen kadınları toplumsal alanda “suçlu” ilan etmeye çalışmak; gerçek suçluları, yani tecavüzcüleri, tacizcileri, istismarcıları, erkek yargıyı, devleti, Diyane’ti, AKP iktidarını, kadın düşmanı ittifakı görünmez kılmak, Ak’lamaktır!

Hadi oradan!

Erkek şiddetini yaşamımızın her alanında söyledikleri sözler, yaptıkları işler ve gasp ettikleri yasalarla ören polisine, hakimine, devletine ve tabii ki şahsını memleket ilan etmiş Tek Adam’ına “Tecavüzcü sendin, sensin!” demekte beis görmüyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 Sayılı Kanun’u uygulamamakla, boşanma ve nafaka hakkına saldırarak, kadınları aile içi şiddete mahrum bırakarak, çocuk istismarcılarına affı gündeme getirerek, sığınakları, çocuk kreşlerini kapatarak, güvencesiz, esnek çalışma koşullarını önümüze koyarak yaşamlarımıza saldırdığınız o koltukları doldurduğunuz her an bu şiddetin müsebbibi de muhatabı da sizsiniz! Sensin!

“Kadın cinayetleri bizim de derdimiz” diyerek oranlar açıkladığın günün ertesinde “Biz sizin derdinizi biliyoruz” diyerek yetkilerini kullanma tehditleri savurduğun anda ikiyüzlülüğün bir kez daha gün yüzüne çıktı.

Adalet Bakanı olacak bir diğer adam “Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Genelge”yi açıklarken, uygulamadıkları 6284 sayılı kanunun maddelerini sayarak yeni bir şey yapıyormuş, kadın cinayetlerine karşı harekete geçiyormuş gibi yapıyor. Aklın sınırlarında dolaşmayı kendine hak biliyor. Yetmiyor; Şule Çet’in katillerini tutuklatan, müebbet aldıran, intihar diye üstünü kapatmaya çalıştıkları davanın cinayet olduğunu açığa çıkarıp memleketin gündemi haline getiren kadın örgütlerinin ve dava takiplerinin etkisini kırmak adına sosyal medya üzerinden paylaşımların önüne geçilmesi için “Gizlilik” kararı çıkarıyor. Erkek şiddetini örtbas etmeye çalışarak Butoncu Süleyman’dan geri kalmıyor.

“Suçlu sizsiniz” dememizin haklılığı ve erkek egemenliği karşısında verdiğimiz mücadelenin gerçekliği bir kez daha ortaya çıkıyor.

Kadın düşmanlığı ittifakınızla suçlarınızı işlemeye devam ettiğiniz her gün gerçekleri yüzünüze baka baka korkusuzca söylemeye devam edeceğiz. Meclis koltuğundan tehditler savuran yüzünüze baka baka, kalkanların önünde isyan dansımızı yaparkenki cesaretimizle durmaya devam edeceğiz.

Kadın dayanışmasını yanımıza alarak, Şili, Lübnan, Bolivya, Meksika, İran… Her direnişte gücümüzü yeniden kuşanarak erkek şiddetinin muhatapları ve müsebbiplerini karşımıza alarak tüm öfkemizle geliyoruz: İsyan Butonuna Bastın Süleyman!