Yurttaşlık Temel Geliri (3): Kuzu postuna bürünmüş kurt mu?

Politik sonuçları açısından programın masum olmadığı, refah devletinden geri kalanların da emekçilerin ellerinden alınmasını amaçladığı, eksik tüketim sorununa karşı bir çözüm olarak gündeme getirildiği, yani temel kaygının sistemi krizden çıkartmak ve bunu yaparken de emekçilerin ellerinde kalan hakları da yok etmek olduğu ileri sürülüyor

Yurttaşlık Temel Geliri (3): Kuzu postuna bürünmüş kurt mu?

Program emek hakları ve örgütlenmesi üzerindeki olumsuz etkileri yüzünden bazı Marksistlerce eleştiriliyor.

Programa Marksist Sol’dan gelen eleştiriler

Öncelikle bu programın siyasetin iyice sağcılaşmasının bir sonucu olduğu ileri sürülüyor. Buna göre, siyaset Sağ’a kaydıkça, toplumsal hareketler savunma hattını iyice geriden kurmaya başladıkça (Yurttaşlık Temel Geliri) YTG fikri gibi fikirler yaygınlaşmaya başlıyor. Toplumsal kazanımları elde etmek ve korumak zorlaştıkça bu fikirler güçleniyor. Neoliberal reformlar insanları vurdukça aynı insanlar giderek YTG’ye sığınıyorlar.

Bu anlamda program, neoliberalizme bir alternatif değil, ona ideolojik bir teslimiyettir, kapitülasyondur ve güvencesiz istihdamı yaygınlaştırırken, kapitalist piyasaları daha da büyütür. Oysa kapitalist piyasanın küçültülmesi hedeflenmelidir.[1]

Kuzu postuna bürünmüş kurt

Yani politik sonuçları açısından programın masum olmadığı, refah devletinden geri kalanların da emekçilerin ellerinden alınmasını amaçlayan bir tür “kuzu postuna bürünmüş kurt” niteliğinde olduğu, eksik tüketim sorununa karşı bir çözüm olarak gündeme getirildiği, yani temel kaygının sistemi krizden çıkartmak ve bunu yaparken de emekçilerin ellerinde kalan hakları da yok etmek olduğu ileri sürülüyor.

Örneğin Roberts’e göre[2], bu program sermayedarlar açısından bir tür ücret sübvansiyonu işlevi görebilir zira onlar tarafından ödenen ücretlerin düşük tutulmasını mümkün kılar.

Ayrıca gelir çalışmadan (kısmen dahi) ayrı tutulduğunda işçilerin ücret kesintilerine karşı mücadele azmi azalır, bu da işgücü piyasasını daha esnekleştirir ve böylece ücret ve işgücü maliyetlerinin değişen ekonomik koşullara uyarlanmasını kolaylaştırır.

Bu program kamu harcamalarının finansmanında kullanılan Helikopter Para uygulaması gibi, yapılması gereken temel reformların ötelenmesiyle ve ekonomiyi canlandıracak nakit dağıtımı ile sorunun geçici olarak da olsa çözümlenmesine yönelmeyle sonuçlanır.

YTG’nin kapitalizmde sosyal sınıflar arasında uzlaşmaz çelişkilerin mevcut olduğu ve bu sınıflar arasında ciddi bir güç dengesizliği olduğu gerçeğinin unutturulmasına yardımcı olacağını ileri süren Sodha’ya göre, program işçi hakları gibi konuların gündemden düşürülmesine hizmet ediyor[3]:

“Bu program karşılığında işçi haklarından vazgeçmek işçiler için intihar anlamına gelir. Sol biraz gelir desteği sağlamak için değil, iktidar olmak için mücadele etmelidir. Bu yüzden de emek örgütleri bu tür programları desteklememelidir.”

Böyle bir perspektiften YTG bir sosyal dönüşüm aracı olamaz, daha ziyade statükoyu korumaya hizmet eder. Eğer hayata geçirilirse mevcut güç ilişkileri altında bundan yararlanacaklar ekonomik ve politik güce sahip olan sermayedarlar olacaktır. Çünkü YTG altında mevcut sosyal koruma sistemi de emek piyasası kontrolleri de zayıflatılacaktır.

Sosyalizm ve Temel Yurttaşlık Geliri

Buradan hareketle YTG’nin, yaşanabilir bir ücret düzeyinde ihtiyacı olan herkese kamu garantili istihdam sağlanması talebi kadar güçlü ve iyi bir talep olmadığı ya da ücretleri düşürmeden çalışma saatlerini düşürmek talebi ve yaşanabilir ücretli bir emeklilik sistemi kadar adil bir talep olmadığı ileri sürülebilir.

Böylece bu öneriyi her şeyin merkezine koymadan (sosyalist bir toplumda Yurttaşlık Temel Geliri gibi programlara ihtiyaç olmayacağının bilincinde olarak), emek hareketi onu taleplerinin ve mücadelesinin bir parçası olarak görmelidir. Çünkü gelecek kendiliğinden gelmeyecektir. Geleceği kurmak için bugünden bilinçli ve örgütlü bir biçimde mücadele edilmelidir.

Devam edecek…

Dipnotlar:

[1] Daniel Zamora, “The Case Against a Basic Income”, https://www.jacobinmag.com/2017/12/universal-basic-income-inequality-work?fbclid=IwAR2UHxZqFUTfC2veeath5d1cQ0GwsOchBGOD4xIqIyARpPxwjjfztul2tuo (28 December 2017).

[2] M. Roberts, “Basic income – too basic, not radical enough”, https://thenextrecession.wordpress.com/2016/10/23/basic-income-too-basic-not-radical-enough/?fbclid=IwAR1af69plPRQANXXJJKqUPperCv5ApamQyEfc4GU1vYlqZ-QcbeYWd8n0Dk

[3] Sonia Sodha, “Universal basic income is no panacea for us – and Labour shouldn’t back it”, https://www.theguardian.com (18 December 2017).