JES Karşıtı Platform: “Doğal hayatın korunması şirketlerin insafına bırakılıyor”

JES Karşıtı Platform İzmir'deki 33 jeotermal sahanın kullanımı için yapılan ihalelerle ilgili yazılı açıklama yayımladı. Yapılan açıklamada 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu'nun doğaya, canlılara zarar verecek ve küçük çiftçilerin sonunu getirecek maddeler içerdiği vurgusu yapıldı doğal hayatın korunmasının şirketlerin insafına bırakıldığına dikkat çekildi

JES Karşıtı Platform: “Doğal hayatın korunması şirketlerin insafına bırakılıyor”

İzmir’in 16 ilçesindeki 33 sahayı ilgilendiren “Jeotermal kaynak sahası arama ve işletme hakları” ihaleleri 14 Kasım’da yapıldı. Jeotermal Enerji Santralleri (JES) Karşıtı Platform yapılan ihalelerle ilgili yazılı açıklama yayımladı.

Etkin Haber Ajansı’nın (ETHA) haberine göre, JES Karşıtı Platform yaptığı yazılı açıklamada “İhaleye açılan 33 sahadan sadece 3’üne teklif verilmesi, şirketlerin danışıklı hareket ettiğini, ihalelere bu nedenle girmediğini düşündürmektedir. Böylece ileri tarihlerde sahaların ruhsatlarına, ihale bedeli ödenmeksizin sadece teminat vererek sahip olabileceklerdir. Sahaların ruhsatlandırılması sürecinin izlenebilmesi çok zorlaşmış olduğundan, şirketler daha rahat hareket edebileceklerdir” ifadelerine yer verildi.

“Yeni sahaların ihalelere açılmasını istemiyoruz”

Canlıların sağlığının korunması ile ilgili düzenlemelerin belirsizlikler içerdiğine ve böylece doğal hayatın korunmasının şirketlerin insafına bırakıldığına dikkat çeken açıklamada, “Doğanın korunması ve canlıların sağlığı, şirketlerin insafına bırakılmıştır. Bunun somut örnekleri, başta Aydın olmak üzere Salihli, Alaşehir ve Denizli’de yaşanmıştır. Aynı kabusu doğal olarak İzmirliler de yaşamak istemiyorlar. Bugüne kadarki jeotermal ile ilgili uygulamalar, halkın güveninin tümüyle yitirilmesine neden olmuştur. Bu nedenle, yeni sahaların ihalelere açılmasını istemiyoruz” denildi.

5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nun, doğaya, canlılara zarar verecek ve küçük çiftçilerin sonunu getirecek maddeler içerdiğinden, bu maddelerin acilen değişmesi gerektiği ifade edilen açıklamada, ülkedeki denetimlerin yetersiz olduğu ve bu nedenle sahaların denetiminde, demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerinin yer almasının sağlanması gerektiği dile getirildi.

“Kamu arazileri ve köylünün toprağı sondaja açılıyor”

İhaleye çıkarılıp teklif verilmeyen sahalara ruhsat verilmesinin önüne geçebilmek için sürecin takipçisi olunacağının altı çizilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

İhale yasasına göre ruhsat sahibi, ruhsat alanında açılacak sulama amaçlı kuyulara bile müdahale edebilecek yetkilere sahip olmakta, bu durum da büyük haksızlıkların kapısını açmaktadır. Yasanın bununla ilgili maddesinin de değişmesini istiyoruz. Jeotermal sondaj açılabilmesi için, kamu arazileri kullanılabileceği gibi köylünün toprağını da çok ucuza kamulaştırıp kullanabilme olanakları edinilmektedir. Bu da akla, asıl amacın ucuza arazi sahibi olma art niyetini getirmektedir. Yine 5686 sayılı Yasa’da bulunan ‘Ortalama sıcaklığın üzerindeki suların jeotermal kapsamında sayılacağı’ ile ilgili madde, hem çok belirsizlik içermektedir hem de 22-23 derece sıcaklıktaki suları bile bu kapsama aldığından, kolayca istismar edilebilecektir. Yeni ihaleler yapılmamasını, gerçekleşen ihalelerin iptalini ve teklif verilmeyerek açık hale gelen sahalara yeni ruhsat verilmemesini, yasanın ise acilen çevre ve kamu yararına değiştirilmesini istiyoruz. Gelişmeleri yakından izleyeceğiz ve gerektiğinde doğamızı, yaşamımızı korumak için müdahil olacağız

Sendika.Org