İstanbullu Tarzan: Toma Valcis

Sabahattin Tulgar-Orhan Atadeniz ikilisi Hollywood’un formülünü ve malzemelerini kullanarak kendi filmlerini yaparlar. Sabahattin Tulgar’ın yapım şirketinin adı ironik bir şekilde “Milli Film”dir. Milli Film çoğu çalıntı görüntülerden oluşan milli “Tarzan” filmini 1952 yılında yapar

İstanbullu Tarzan: Toma Valcis

Paranız yoksa, zamanınız yoksa, ormanınız yoksa nasıl Tarzan filmi çekersiniz?

Zamanında iş bitirici, kurnaz Yeşilçam sinemacıları bu sorunu çözmüşler.

Üçte ikisini Hollywood yapımı, 1932 tarihli “Tarzan Maymun Adam” (Tarzan the Ape Man)[1] filminden görüntüleri “çalarak”, kalanını o günlerde İstanbul’a gelen Medrano sirkinin fil ve maymunuyla çekim yaparak “Tarzan İstanbul’da”[2] filmini tamamlamışlar.

Yeşilçam prototipi Sabahattin Tulgar

Sabahattin Tulgar “Benim sanatla manatla hiç işim olmaz. Ben bir filmin iş yapması için ne gerekiyorsa onu yapmışımdır” diyen sinemadaki işadamıdır. Yeşilçam’ın, Türk sinemasının iğdiş edilmiş bir döneminde başrolü oynayan yapımcıların adeta tam bir prototipidir. 1940 yılında kurduğu şirketi ile “King Kong”, “Dracula”, “Tarzan” gibi filmleri ithal ederek büyük paralar kazanır. Film sahiplerinden izin almadan “Drakula İstanbul’da”, “Şarlo İstanbul’da” ve “Tarzan İstanbul’da” gibi filmleri yaparak daha çok para kazanır.

“Tarzan İstanbul”da filmi İngilizce, İspanyolca, Yunanca, Fransızca ve İtalyanca olarak birçok ülkede gösterilmeye başlar. Peki üçte ikisi kendi filmlerinden çalınmış bu filmin kendi pazarlarında satılmasına kimse ses çıkarmaz mı?

Nebil Özgentürk “Tarzan İstanbul’da” ile ilgili ilginç bir ayrıntıyı aktarır:

Edgar Raiss isimli bir zat İstanbul’a gelir ve Tarzan İstanbul’da filminin telif hakkının kendisinde olduğunu söyler ve Türkiye’de dava açar. Ama Sabahattin Tulgar kaçın kurası. Hemen Manisa’ya gider. O dönem oldukça popüler olan ‘Manisa Tarzanı’ diye bilinen Ahmeddin Carlak ile notere giderler. ‘Manisa Tarzanı’nın, Tarzan İstanbul’da filmi ile ilgili ‘Bu benim hikâyemdir’ diye ifadesini mahkemeye sunar ve Hollywood’a karşı davayı kazanırlar.” (Bayazoğlu, s.45)

Sabahattin Tulgar-Orhan Atadeniz ikilisi Hollywood’un formülünü ve malzemelerini kullanarak kendi filmlerini yaparlar. Sabahattin Tulgar’ın yapım şirketinin adı ironik bir şekilde “Milli Film”dir.

Milli Film çoğu çalıntı görüntülerden oluşan milli “Tarzan” filmini 1952 yılında yapar.

5 dakikalık “Türk Tarzanı” (The Turkish Tarzan) isimli bir videoda filmin yapım süreci ince bir alayla anlatılmış.[3] Sabahattin Tulgar’ın oğlu Kunt Tulgar bu programa konuk olur. Bu programa verdiği röportajda Kunt Tulgar, babasından aldığı sinema yapma felsefesini şu şekilde özetlemiş: “Yapabiliyorsan yap, yapamazsan çal.[4]

Tarzan Toma Valcis

“Tarzan İstanbul’da” filminin afişine bakarsanız, Tamer Balcı başroldedir. Ben de Tamer Balcı’yı merak ettim ve araştırdım. Karşıma Toma Valcis çıktı.

Toma Valcis 1917 İstanbul doğumludur. Heybeliada’da büyümüştür. Babası, tüccar Manol Valcis’tir. 1935 yılında Yüksek Kaldırım’daki Likio Rum Lisesi’ni bitirir.

Valcis; yüzme, kürek, voleybol ve futbolda çok başarılı komple bir sporcudur.

Rum olduğu için Ankara’da 3 yıl “sakıncalı” olarak askerlik görevini yaparken çekiç atma sporuna başlar. Atletizm Federasyonu Başkanı Naili Moran’ın tavsiyesi ile “Milli Atlet” olur.

Ancak Naili Moran “Sevgili Valcis seni Balcı olarak takdim ediyorum. Anlarsın ya, biz de işler böyle yürüyor” der ve soyadı değiştirilerek Balcı olur.

20 Nisan 1940’da Türkiye çekiç atma rekorunu 34,86 metre ile egale eder. Türkiye’nin Balkan Oyunları kadrosuna girer ve birinci olur. 20 yıl milli takımda kalır ve rekorunu 52 metreye taşır.[5]

Hollywood yapımı “5 Parmak” (Five Fingers) filminde dublörlük yapar. Bu onun sinemayla ilk tanışmasıdır ve devamı gelir.

“Tarzan İstanbul’da” filminin yapımcısı Sabahattin Tulgar, kurgucu ve yönetmeni Orhan Atadeniz’dir. “Tarzan İstanbul’da” filmi için boyu posu ve sportmen fiziği sebebiyle Toma Valcis çok uygundur. Ancak Toma ismini uygun bulmaz, iş bitirici Yeşilçam yapımcısı. Toma’nın soyadından sonra adı da değişir ve Tamer Balcı olur. Bir sorun daha vardır. Toma Valcis oldukça kıllı bir vücuda sahiptir. Filmin üçte ikisinin çalındığı orijinal filmin görüntülerinde Tarzan rolündeki Johnny Weissmüller’in vücudunda kıl yoktur. Hemen çözüm bulunur ve Toma Valcis’in tüm vücudu çekimler için tıraş edilir.

Afrika yolculuğuna çıkan Tekin (Hayri Esen) ve rehberi Kunto (Cemil Demirel) ormanda gezerlerken bir iskelet ve yanında da bir mektup bulurlar. Bir defineden söz eden bu mektup, İstanbul’da yaşayan tüccar Kamil Karazincir’e yaz��lmıştır. Tekin İstanbul’a gelir ve bu tüccar Kamil ile iletişim kurar. Mektupta bahsedilen defineyi bulmak için birlikte Afrika’ya giderler. Dönemin ünlü komedyeni Aziz Basmacı filmde kendi adı ile rol alır. Afrika’da Kunto’nun rehberliğinde Ölüm Dağı’na doğru yola çıkarlar. Kamil’in yeğeni olan Tarzan onları uzaktan takip eder ve ormandaki tehlikelerden korur. Gaboni yerlilerinin saldırısı gibi bir takım sahnelerden sonra Tarzan İstanbul’a gelir. Tarzan, arabalı vapurla karşıya geçerken, “İstanbul’da orman var mı?” diye sorar. Aziz Basmacı da “Kağıthane’de var. Timsah bulunmaz ama lüferi boldur” diyerek güler ve 1952 yılındaki seyirciyi “güldürür”.

1992 yılında TRT TV2’de Erdem Şener’in sunduğu Çarşamba Sineması programında, Toma Valcis ve Yılmaz Atadeniz konukturlar.[6] Bugün SESAM Yönetim Kurulu Başkanı olan yönetmen Yılmaz Atadeniz, hayatta olmayan ağabeyi Orhan Atadeniz’in filmi hangi koşullarda çektiğini, başka filmlerden (ç)aldığı parçaları nasıl ustalıkla birleştirdiğini anlatır. Afişte Tamer Balcı yazan Toma Valcis’e “Toma Balcı” diye seslenir sunucu Erdem Şener. 40 yıl sonra yapılan programda Yılmaz Atadeniz de Toma Valcis’e hala “Tamer Balcı” diye seslenmektedir.

Programda “Tarzan İstanbul’da” filminin hikâyesini konuşurlar. Bu programda Toma Valcis’in toplam 35 filmde rol aldığını öğreniriz.[7] “Tarzan İstanbul’da” filminin çoğunun Belgrad ormanlarında çekildiğinden, Medrano sirkinin hayvanları ile çekimleri tamamlayamadan sirk İstanbul’dan ayrıldığı için İzmir Fuarı’ndaki büyük hayvanat bahçesinde çekim yapıldığından bahsederler. Filmde  çekimler sırasında kendilerinin yaptığı salın devrildiği, Aziz Basmacı gibi yüzme bilmeyen film ekibinden bazılarının boğulma tehlikesi geçirdiği ve Toma Valcis’in onları kurtardığı gibi anıları paylaşırlar.

Heybeliadalı Toma Valcis 1993 yılında bu dünyadan göçtü. Sporda, sinemada herkes onu Tamer Balcı olarak biliyorken, Heybeliada Rum Mezarlığı’ndaki mezar taşında Toma Valcis yazıyordu.

Dipnotlar:

[1] Çizgi roman kahramanı Tarzan, sinemaya 1918 yılından itibaren birçok kez aktarılmıştır. Bunlardan MGM’nin 1932 yapımı olimpiyat şampiyonu yüzücü Johnny Weissmüller’in başrolünü oynadığı Tarzan filmi en ünlüsüdür.

[2] “Tarzan İstanbul’da” filmini sinematek.tv’de izlemek için tıklayınız: http://sinematek.tv/tarzan-istanbulda/

[3] “The Turkish Tarzan” programını izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=BxiwKcMSfDk

[4] ‘Kopyacı Yeşilçam sineması, bir belgesel ve bir belge’ başlıklı Sinematek yazısında  kopyacı ve hırsız Yeşilçam’ı anlatan belgesel “Motör”den bahsedilmektedir.  Bu belgeselde de görülen Kunt Tulgar 1974 yılında “Tarzan Korkusuz Adam” filmini babasından yolundan giderek “yapar”.

[5] Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın internet sitesinde “Rum ve Musevi Sporcular” başlığı altında Toma Valcis adı yerine ısrarla Tamer Balcı ve Toma Balcı ismiyle rekorları sıralanmıştır.

[6] TRT TV2’de yayımlanan 12 Şubat 1992 tarihli Çarşamba Sineması programının kaydını Tamer Yiğit arşivinden izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=5swMaiNm6Mk

[7] “Tarzan İstanbul’da” dışında “Çakırcalı’nın Definesi” (1952), “Cingöz Recai” (1954), “Kanları ile Ödediler” (1955), “Çölde Bir İstanbul Kızı” (1956) Toma Valcis’in bu filmlerden sadece birkaçıdır.

Kaynaklar: