Bir ‘hangover’ durumu olarak liberalizm – Metin Çulhaoğlu (İleri Haber)

Bu kişiler, etkisi 24 saatle sınırlı kalmayıp yaşam boyu sürecek bir “akşamdan kalmalık” (hangover) durumundadır. Geçmişteki konumlarına dönemeyecekleri gibi “hangover”ı atlatıp gerçek liberale dönüşmeleri de mümkün görünmemektedir

Bir ‘hangover’ durumu olarak liberalizm – Metin Çulhaoğlu (İleri Haber)

Osmanlı’nın son döneminden günümüze uzanan tarihsel döneme bakarsak bu ülkede siyaset ve ideoloji düzleminde başka her şey bulabiliriz; ama gerçekten liberal bir akım ya da hareket bulamayız…

Burada liberal düşünceye sahip, siyasette öne çıkmış kişilerden söz etmiyoruz (ki onların bile sayısı sanıldığından çok azdır); akım diyoruz, hareket diyoruz, ülkenin gidişatında etkili olabilmiş siyasal-ideolojik yapılanmalardan söz ediyoruz.

İşte bu yoktur, olmamıştır.

İttihat ve Terakki iktidarındaki baskıları, tek parti dönemindeki yasaklamaları bir etmen olarak kabul etsek bile ortada 70 yılı aşan bir “çok partili dönem” vardır. Liberalizm bir siyasal hareket olarak bu uzunca dönemde de nedense bir türlü zuhur etmemiştir.

Gelgelelim, ülkenin son 30 yılındaki tartışmalara damgasını en çok vuran sözcük de liberalizmdir. Ortalık “liberal yazarlardan”, “liberal etkilerden”, “liberal sapmalardan”, her yere yayılan “liberal virüsten” geçilmemektedir.

Nasıl oluyor?

***

Türkiye’de, sol-sosyalist düşüncenin doğrudan kendisinin özne durumunda olduğu fikir üretimi, yönelim, eğilim, dönüşüm ve başkalaşım dışında, ayrı bir “liberal yönelim” olmamıştır, bugün de yoktur.

Temel iddiamız budur.

Dünyada yaşanan gelişmelerin sol-sosyalist düşünceyi bir dönem liberalizme doğru ittiği söylenebilir; ancak bu en fazla hızlandırıcı bir etmen olmuştur. Sonuçta sol-sosyalist düşünce liberalizmi kendi içinden, kendi dinamikleri ve kavramlarıyla, kendi hesaplaşmaları ve “tarih yüzleşmeleriyle” üretmiştir.

Asıl kritik soru ise şu: Bir zamanlar sosyalist olan insanlar bu süreç sonucunda gerçek anlamda “liberal” kişiler mi olmuştur?

Keşke böyle olsalardı, olabilselerdi…

Biz, olmadıkları kanısındayız.

Bu kişiler, etkisi 24 saatle sınırlı kalmayıp yaşam boyu sürecek bir “akşamdan kalmalık” (hangover) durumundadır. Geçmişteki konumlarına dönemeyecekleri gibi “hangover”ı atlatıp gerçek liberale dönüşmeleri de mümkün görünmemektedir.

Klinik tıbba göre akşamdan kalmış olmanın semptomları sayılan konsantrasyon bozukluğu, sarsaklık, bulantı, kusma, hazım güçlüğü, belirli etmenlere aşırı hassasiyet, bu çevrede siyaset ve ideoloji düzleminde farklı biçimlerde tezahür etmektedir.

Ulaşabildiğimiz sonuçlar ise şöyledir:

Otuz yıl sosyalizm dedikten sonra dönenden gerçek liberal çıkmaz

Gerçek liberal hiç kuşkusuz komünist değildir; ama anti-komünizm de hiçbir zaman gerçek liberalin alametifarikası (ayırıcı niteliği) olamaz. İkisi (komünist olmama ve anti-komünizm) arasındaki farkın belirgin örneklerinden biri ABD’de Mc Carthy dönemi cadı avında görülmüştür. Hangover yaşayan eski sosyalistin başlıca entelektüel uğraşı ise, anti-komünizme varacağını bile bile yaşanmış sosyalizm deneyimleri ve mücadelelerinin “ipliğini pazara çıkarmak”tır ve buradan liberalizm de çıkmamaktadır.

(Varsa) bilgisini ve uzmanlığını liberal olmayan projelerin hizmetine sunanlardan gerçek liberal çıkmaz

Kişilerin “asker vesayetine”, askeri darbelere, tek parti dönemi uygulamalarına, vb. eleştirel yaklaşmaları, karşı çıkmaları normaldir. Ne var ki, bu alandaki ileri hamlelerin örneğin AKP iktidarıyla gerçekleşebileceğini düşünmek, üstelik iktidara bu konularda “bilgi girdisi” sunmak ancak ahmaklıkla açıklanabilir. Bu kişiler ahmak olmadıklarına göre ortadaki durumu sürüp giden hangover semptomlarına bağlamak en doğrusu olacaktır.

Tetikçilik misyonunda payı olanlardan liberal çıkmaz

Ergenekon-Balyoz davalarında “şu da var”, “şunu neden tutuklamadınız”, “Türkan Saylan’ın durumu en azından ilginç” gibi şeyler söyleyebilenler oldu. “Camiyi bombalayacaklardı” diye manşet atan tetikçi bir gazetede hangover öncesi siyasal kimlikleri nedeniyle “pavyondaki namuslu kadın” alayına muhatap olanlar çıktı.  Böylelerinin, eğer edinmek istiyorlarsa, “liberal” kimliklerinde de gölge düşmüştür.

***

Osmanlı zar zor da olsa Prens Sabahattin’i çıkarabilmişti.

Babıali’de her şeye rağmen Ahmet Emin Yalman ve onun tarzında gazeteciler olmuştur.

ANAP iktidarında Tınaz Titiz, Bülent Akarcalı, Işın Çelebi ve Adnan Kahveci gibi isimler bakanlık yapabilmişti.

AKP ile birlikte böyleleri de tükendiğine, eski sosyalistler ise hep hangover durumunda kalacaklarına göre bakalım yeni “kaynak” neresi olacak…

Kaynak: İleri Haber