Abdî: ABD’nin dönüş sebebi petrol değil, Suriye sorununa çözüm bulununcaya kadar kalmaları gerekli

ABD güçlerinin bölgedeki varlık sebebinin petrol olmadığını dile getiren QSD Genel Komutanı Mazlum Abdî, "Burada yeni bir denge kurulmuş durumda ve ABD de bu dengenin bir yerinde yer almak için bölgede kalması gerektiğini biliyor" dedi ve ekledi: “Biz hiçbir zaman ABD güçleri sonuna kadar burada kalsın ve bizi korusun demedik. Suriye sorununa bir çözüm bulununcaya kadar burada kalmaları gerektiğini savunuyoruz”

Abdî: ABD’nin dönüş sebebi petrol değil, Suriye sorununa çözüm bulununcaya kadar kalmaları gerekli

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Abdî, Şam yönetimiyle görüşmelerden ABD’nin bölgedeki varlığına, Rusya’yla ilişkilerden Türkiye’nin askeri müdahalesi ve sahadaki son duruma kadar bir dizi konuda açıklamalarda bulundu.

Barzani’nin yayın organı Rudaw’a konuşan Mazlum Abdî, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın Kürtlerle diyalog için açık kapı bırakmasının olumlu olduğunu ancak Kürt sorunu konusundaki tavrının yetersiz olduğunu söyledi.

QSD’nin özgünlüğünün korunması şartıyla Suriye ordusuna katılabileceğini söyleyen Abdî, Suriye hükümetine iki temel şart sunduklarını belirterek “Birincisi bu bölgenin [Rojava] Suriye Anayasası’nda idari bölgelerden biri olarak kabul edilmesi, ikincisi de QSD’nin kurumsal olarak genel Suriye savunma sistemi içerisinde özerk bir statüye sahip olması” dedi.

ABD güçlerinin bölgedeki varlık sebebinin petrol olmadığını dile getiren Abdî, “Burada yeni bir denge kurulmuş durumda ve ABD de bu dengenin bir yerinde yer almak için bölgede kalması gerektiğini biliyor” dedi ve ekledi:

Biz hiçbir zaman ABD güçleri sonuna kadar burada kalsın ve bizi korusun demedik. Böyle bir talebimiz ne ABD ne de başka güçler için oldu. Biz sadece ABD öncülüğündeki uluslararası güçlerin Suriye sorununa bir çözüm bulununcaya kadar burada kalmaları gerektiğini savunuyoruz.

“Şam daha güçlü ve cesur adımlar atmalı”

QSD Genel Komutanı Mazlum Abdî’nin Rudaw röportajında öne çıkan bazı açıklamaları şöyle:

Geçtiğimiz hafta Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad Rojava’dan bahsetti. Esad’ın hitabı hakkında sizin görünüşüz neydi? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğrusu biz Suriye hükümetinin tavrının daha iyi olmasını bekliyorduk. Daha olumlu olması gerekiyordu ama maalesef Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın konuşmalarının içeriği olumlu değildi. Bu yüzden eleştireceğimiz yönleri var.

Elbette olumlu değerlendirebileceğimiz yönleri de vardı ki o da güçlerimizle, Kürt halkı ile diyalog yollarını açık tutmasıydı. Kürtlerle müzakere etmek, anlaşmak, Türk işgalciliğine karşı birlikte durmak istediklerini söyledi. Bunlar olumlu yönleriydi. Fakat Kürt sorunu ve bir bütünen kuzeydoğu Suriye bölgesindeki meselenin çözümü için tavrı yetersizdi. Suriye hükümetinin Demokratik Suriye Güçleri’nin denetimi altındaki bütün bölgeler için tavrı daha olumlu olmalı ve diyaloğa daha fazla açık olmalı, daha güçlü ve cesur adımlar atmalı.

Esad’ın konuşmalarında dikkatimi çeken bir ayrıntı da şu an itibariyle tamamıyla bölgeye dönmeyeceklerini söylemesiydi. Ancak durumun yavaş yavaş 2011 öncesine dönmesi gerektiğini ifade etti. Sizin bu açıklama ya da bu fikre karşı tavrınız nedir?

Bizim bu konudaki tavrımız açıktır ve her zaman dile getirdiğimiz gibidir. Suriye hükümeti ile anlaşmak için iki temel şartımız var. Birincisi bu bölgenin Suriye Anayasası’nda idari bölgelerden biri olarak kabul edilmesi, ikincisi de Demokratik Suriye Güçleri’nin kurumsal olarak genel Suriye savunma sistemi içerisinde özerk bir statüye sahip olması. Biz Suriye savunma sisteminin bir parçası olmaya karşı değiliz ama Demokratik Suriye Güçleri kendi özgünlüğünü korumalı. Elbette Kürt sorunu en temel sorundur. Kürt halkının tüm meşru hakları Suriye Anayasası’nda muhafaza edilmeli.

“Ruslarla görüşmelerimiz sürüyor”

Rusya’nın QSD’nin Suriye savunma siteminin bir parçası olmasını desteklediği belirtiliyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Daha önce de izah ettiğim gibi, bizim bu konuda tavrımız nettir. Demokratik Suriye Güçleri’nin askeri örgütsel yapısını koruması gerektiğini söylüyoruz. Görevi, kuzeydoğu Suriye topraklarının bütününü koruma olmalı. Ama aynı zamanda Suriye ordusunun resmi bir parçası olsun. Bizim yaklaşımımız böyle. Fakat Suriye hükümetinin yaklaşımı daha farklı. Onlar Demokratik Suriye Güçleri’nin Suriye ordusunun bir parçası olmasını ama özgün, örgütsel yapısı olmaması gerektiğini belirtiyor. Kurumsal olarak değil, kişisel olarak Suriye ordusuna katılmamızı istiyorlar ki bu da bizim açımızdan asla kabul edilebilir değil.

Suriye ordusuna 5. Kolordu olarak katılmanızı istedikleri ifade ediliyor. Bu konuda sizin görüşünüz nedir? Ama aynı zamanda Rusların bu konudaki görüşü nedir, onlar ne diyor?

Suriye ordusunda zaten 5. Kolordu var ve onlar özel bir güçtür. Ama eğer Demokratik Suriye Güçleri’ni farklı bir güç olarak örgütlemek istiyorsak o zaman belki başka bir kolordu olur. Hatta iki farklı kolordu olur. QSD’nin diğer güvenlik güçleri ile birlikte sayısı 100 bin kişiyi geçiyor ve büyük bir güçtür. Suriye ordusu içerisinde kendisini iki farklı kolordu şeklinde örgütleyebilir. Sanırım Ruslar bu konuda çok net bir g��rüşe sahip değiller. Suriye hükümeti gibi de düşünmüyorlar, askeri ve güvenlik durumunun bozulmasını ve kargaşa yaşanmasını istemiyorlar. Fakat yine de net bir görüşleri de yok. Onlarla görüşmelerimiz sürüyor ve henüz nihai bir çözüme varmış değiliz.

Suriye hükümetinden yetkililerle ciddi bir diyaloğunuz oldu mu?

Elbette Suriye hükümeti ile diyaloğumuz ilk günden beri ciddidir. Bu görüşmelerin her iki tarafın çıkarına olduğuna inanıyorum. Suriye krizinin başladığı 2011’den beri Suriye hükümeti ile olan diyaloğumuzda kimi zaman çelişkiler de olsa, her iki tarafın da, yani hem Suriye hükümetinin ve hem de Kürt halkının çıkarlarına hizmet ettiğini söyleyebilirim. Suriye hükümeti şu ana kadar yıkılmamışsa ve kurumları hala kalmışsa bunun bir sebebi de bizim kendileri ile olan diyaloğumuzdan kaynaklanıyor. Suriye hükümeti bunu görmeli. Yani Demokratik Suriye Güçleri’nin varlığı, Rojava’da ve Suriye genelinde Kürt özgürlük hareketinin varlığı Suriye’nin bugüne gelmesinde önemli rol oynadı. Bu sayede teröristler ve dışa bağlı güçler amaçlarına ulaşamadı. Suriye hükümetinin bunu çok iyi görmesi gerekiyor. Şuna inanıyoruz ki QSD ve Rojava’da Kürt özgürlük hareketinin varlığı önümüzdeki süreçte Suriye hükümeti ile anlaşabilmemiz için güçlü bir zemin oluşturmuştur.

“Til Temir çok önemli bir yer, savunmak zorundayız”

Til Temir’deki (Tel Tamer) çatışmalar hala devam ediyor. Burası güvenli bölge sınırları içerisine düşüyor. Neden bu denli bir girift haline gelmiş durumda?

Türk devletinin hedefi Til Temir’i kontrol etmektir. Til Temir stratejik bir yer. Tüm yollar Til Temir’den geçiyor. Til Temir adeta küçük bir Suriye gibidir. İçinde Kürtler, Araplar ve Hristiyanlar yaşıyor. Bir Hristiyan kenti olarak tanınıyor ama diğer bileşenler de burada yaşıyor. Bu yüzden bizim için de çok önemli bir yer ve üzerinde duruyoruz. Türkler burayı kontrol ediyor ama Til Temir Türk-Amerikan, Türk-Rus ittifakının dışında kalıyor. İttifaklara göre Türklerin bu bölgeye uzak durmaları gerekiyor. Ama Tükler ısrarla burayı hâkimiyetleri altına almak istiyor ve bu nedenle uzun bir süredir saldırılarına devam ediyorlar. Güçlerimiz de burayı savunmak zorunda. Şimdi Suriye ordu birlikleri de orada ama onlar bu haliyle Türkiye’nin saldırılarını engelleyebilecek kapasitede değiller. Bu nedenle bizler ve oradaki Asuri-Hristiyan güçler birlikte Suriye ordusuna yardımcı oluyor ve Türklerin ilerleyişini durdurmaya çalışıyoruz.

“ABD’nin bölgedeki varlık sebebi petrol değil”

ABD şimdi de petrol kuyularını korumak için Rojava’ya geri dönüyor ama bu defa tanklarını da getiriyor. ABD sadece petrol kuyularını korumak için mi Rojava’ya geri dönüyor? Amaç petrol kuyularıysa neden tank getiriyor? Kaldı ki IŞİD’in petrol bölgelerini kontrol edecek gücü de kalmamış.

Özü itibariyle ABD geri çekilme kararı aldı ve bu üçüncü defadır böyle bir karar alıyor. Başkan Trump çekilmekte kararlıydı ve bu çerçevede güçlerini Kobanê, Münbiç, Tabka ve diğer bazı bölgelerden çektiler. Fakat daha sonra Trump’ın bu kararına karşı güçlü bir muhalefet oluştu, Kongre ve diğer güç merkezleri karşı çıktı. Gerek askeri ve gerekse de siyasi dostlarımız Trump yönetiminin bu kararına karşı çıktılar. Trump’ın makamı tehlikeye girdi.

Fransa, Almanya, İngiltere ve diğer devletler karşı çıktı. En önemlisi de güçlerimiz çok güçlü bir direniş sergiledi. Öyle tahmin ettikleri gibi Türkler gelecek ve bu bölgeyi kolayca alacak şeklinde olmadı. Büyük bir savaş yaşanacağını ve bu meselenin daha çok uzun süreceğini, bunun da sorumluluğunun sonuçta ABD’nin boynunda kalacağını gördüler. Özellikle de Kürt halkını bitirme tehlikesi mevcutken. Sadece demografik yapının değiştirilmesi değil, Kürt halkının tümden kendi topraklarından sürülmesi ve ilhak gibi büyük bir tehlike durumu varken. Tüm bunlar çok önemli konular olarak öne çıktı ve ABD kamuoyu ve siyasetinin Trump’a kararını gözden geçirmesi için baskı yapmasına yol açtı.

Bu yüzden ABD yönetimi geri adım attı ve yeni bir proje hazırladılar. Bu proje Suriye’nin doğusunda konuşlanma şeklinde oldu. Asıl sebep elbette petrol değil. Hepimiz de ABD’nin bu bölgedeki petrole ihtiyacı olmadığını iyi biliyoruz. Onlar, “Amacımız bu petrolün IŞİD ve Suriye rejiminin kontrolüne girmemesidir” diyor. Ama herkes de biliyor ki burada kalmaları gerekiyordu ve şimdi de bunu gerekçe gösteriyorlar. Kararın gözden geçirilmesi için böyle bir gerekçe yaratıldı.

ABD’nin buradaki varlık sebebi petrol değil, petrol de olmayacak. Burada yeni bir denge kurulmuş durumda ve ABD de bu dengenin bir yerinde yer almak için bölgede kalması gerektiğini biliyor. Yine ABD yönetimi üzerindeki baskıların hafifletilmesi için böyle bir karar alındı. ABD güçlerinin bu şekilde ne kadar burada kalacağı belli değil. Bizim için önemli olan şu; biz hiçbir zaman ABD güçleri sonuna kadar burada kalsın ve bizi korusun demedik. Böyle bir talebimiz ne ABD ne de başka güçler için oldu. Biz sadece ABD öncülüğündeki uluslararası güçlerin Suriye sorununa bir çözüm bulununcaya kadar burada kalmaları gerektiğini savunuyoruz.

Suriye’de yeni anayasa yazılınca ve yeni bir siyasi sistem kurulunca uluslararası güçlerin görevi de bitmiş oluyor ve o zaman çekilebilirler. Tekrar söylüyorum; en doğrusu şu, tekrar tekrar çekilme kararı alınacaklarına “Suriye krizi çözülene kadar, Suriye’de yaşayan tüm hakların haklarını garanti altına alan bir anayasa yazılana ve tüm kesimleri kapsayan bir siyasi sistem oluşturuluncaya kadar burada kalacağız. O zaman görevimiz de bitecek ve geri döneceğiz” deseler daha iyi olur. Bizim de talebimiz bu çerçevededir.

“ABD, güçlerimizle ittifak halinde bölgede kalacak”

Mevcut durumda ABD’nin kaç üssü bulunuyor? Rojavalı yöneticiler de ABD güçlerinin bölgedeki varlığı konusundaki tavrını netleştirmesi gerektiğini belirtti. Bu defa gelişlerinde geri dönmelerinin sebebini onlara da sordunuz mu? Şöyle sorayım, ilerde tekrar aniden çekilmeyeceklerine dair herhangi bir garanti var mı?

Bu sabah ABD’lilerle bir toplantımız oldu, bu konuyu konuştuk, tek gündem buydu. ABD güçlerinin burada bulunmasının sebebini 8 madde şeklinde sıralıyor, şimdi ben tek tek bu maddelerden bahsetmek istemiyorum. Biz neden burada kalacaklarını, kaç yerde ve nasıl konuşlanacaklarını açıkladılar. Güçlerimizle ittifak halinde bölgede kalacaklar. Münbiç ve Tabka gibi kontrolümüz altındaki bölgelerin batısından çekildiler. Kobanê’de bir güçleri kalmış. Suriye’nin doğusunda ise Deyrizor’dan Semelka’ya kadar daha önce konuşlandıkları bölgelerde kalacak ve Derik gibi bazı yerlerde yeni üsler de kuracaklar. ABD güçlerinin bulunduğu yerler yeniden değerlendirilecek ve yeni amaç doğrultusunda yerleşecekler. Askeri amaçlarının çerçevesi belli zaten, bağımsız hareket etmeyecek güçlerimizle koordine halinde olacaklar. IŞİD’lilerin tutuklu bulunduğu hapishaneleri güçlerimizle birlikte koruma gibi eski görevlerini de sürdürecekler. Bölge halkına yardım kapsamında hazırladıkları programları hayata geçirecekler. Demokratik Suriye Güçleri’nin eğitimi ve desteklenmesi konusundaki çalışmalar sürecek. IŞİD’e karşı ortak mücadele sürecek. Bu bölgelerin havadan kontrolünü ve denetlenmesini sağlayacaklar. Tabii bir de petrol kuyularının korunması gibi yeni bir hedefleri de olacak.

Bunların dışında ABD’nin size verdiği siyasi vaatler de var mı? Sanırım İlham Ahmed birkaç gün önce ABD’den Rojava hava sahasını Türk uçaklarına kapatmasını istemişti. Böyle bir talebiniz var mı?

Hayır, siyasi konularda biz ABD’nin tavrını eleştiriyoruz. ABD güçleri 5 yıldır burada ve biz aynı eleştirilerimizi tekrar ediyoruz. Amerikalılar şu ana kadar askeri görevlerini yerine getiriyor henüz siyasi görevlerine sahip çıkmış değiller. Bildiğiniz gibi Cenevre’de görüşmeler var ve uluslararası alanda Suriye’deki sorunların çözümü için sürdürülen çabalar var. Biz onlardan kuzeydoğu Suriye temsilcilerinin de siyasi çözüm sürecinde yer almalarını sağlamaları için destek ve baskı uygulamalarını talep ettik. Bu konuda söz verdiler ancak pratikte bu sözlerini şu ana kadar yerine getirmiş değiller. Bunlar siyasi konulardaki eleştirilerimizdir ve onlar görevlerini yerine getirene kadar da bu eleştirileri yöneltmeye devam edeceğiz.

Röportajın tamamı için tıklayınız!

“Koalisyon ile çalışmayı sürdürüyoruz”

QSD Genel Komutanı Mazlum Abdî, Rudaw röportajında da bahsi geçen ABD’li askeri yetkililerle bugün yapılan toplantıya ilişkin Twitter üzerinden paylaşımda bulundu.

Abdî, “Koalisyon liderleriyle yapılan bir dizi toplantının sonucu olarak, QSD, IŞİD’e karşı savaş ve Kuzeydoğu Suriye’nin altyapısının güvence altına alınması için Koalisyon ile birlikte çalışma yönündeki ortak programını sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

Sendika.Org