Yoksulluk Nafakası Araştırması: “Beş yükümlüden yalnızca biri nafakasını ödüyor”

Kadın Araştırmalar Vakfı'nın yoksulluk nafakası ile ilgili yaptığı araştırmanın sonucuna göre nafakaların yalnızca yüzde 20,7'si ödeniyor. Araştırma verileri boşanmalardaki asıl sorunun kadına yönelik şiddet olgusu, nafaka konusunda asıl sorunun ise mahkemeler tarafından hükmedilen meblağların azlığı ve tahsil kabiliyetinden yoksunluğu olduğunu ortaya koyuyor

Yoksulluk Nafakası Araştırması: “Beş yükümlüden yalnızca biri nafakasını ödüyor”

Kadın Araştırmalar Vakfı, yoksulluk nafakası ile ilgili yaptığı araştırmanın raporunun özetini yayımladı. Rapor, yoksulluk nafakası ile ilgili uygulamada karşılaşılan sorunları, nafaka talepli davalarda kadına yönelik şiddet olgusunu ve yoksulluk nafakası ile ilgili yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olup olmadığını inceliyor.

11 ilde 140 adet nafaka dava dosyası incelemesi

Kadın Araştırmalar Vakfı’nın gönüllü avukatlar ile oluşturduğu çalışma grubunun 11 ilde nafaka talepli 140 nafaka ve boşanma dava dosyasını incelediği rapor 14 nafaka davası (nafakanın arttırılması, nafakanın kaldırılması, tedbir nafakası ve yardım nafakası davaları), 126 boşanma davası, 121 çekişmeli boşanma davası ve 5 tane de anlaşmalı boşanma davasını kapsıyor.

Nafakaların yalnızca yüzde 20,7’si ödeniyor

Yapılan incelemelerde tespit edilen en önemli sorunun nafakaların ödenmemesi olduğunu aktaran rapor, nafakaların ödenmemesinin nedeni olarak nafaka yükümlülerinin nafaka ödemek istememeleri olduğunu belirtiyor. Mahkemeler tarafından hükmedilen nafakaların yüzde 20,7’si nafaka yükümlüleri tarafından ödenirken, yüzde 50,7’si hiç  ödenmemiş.

Rapor’un özet sonuçları ise şöyle:

  • Araştırmada boşanma ve nafaka davaları ile cinsiyete dayalı şiddet arasında önemli bir ilişki tespit edilmiştir. Boşanma sebepleri farklılık göstermekle beraber incelenen dosyaların yüzde 82,9 gibi büyük bir oranında kadına yönelik şiddet iddiası mevcuttur. Şiddet iddiası içeren dosyalarda büyük oranda nafaka talebi söz konusudur.
  • İncelenen davaların büyük bölümü kadınlar tarafından açılmıştır. Açılan davaların yüzde 32,1 inde kadınlar maddi imkansızlıklardan kaynaklı olarak adli yardımdan yararlandırılmışlardır. Adli yardım al(a)mayanlar bakımından ödenen zorunlu mahkeme masraflarının genellikle bağlanan nafaka miktarlarından çok daha yüksek olduğu göze çarpmaktadır.
  • Araştırmada ulaşılan veriler TÜİK verileri ile uyumlu bir şekilde kadınının eğitim, meslek ve gelir durumlarının erkeklerin çok gerisinde olduğunu ortaya koymaktadır.
  • Boşanma ve nafaka davalarında nafaka taleplerinin müşterek çocukların varlığı ile önemli ölçüde ilişkili olduğu anlaşılmıştır. Davalara taraf kadın ve erkeklerin yüzde 72,2’sinin bir ile beş tane müşterek çocukları vardır. Müşterek çocukların velayeti % 79 oranında kadınlara verilirken erkeklere ise sadece %7,40 oranında velayet verilmiştir. Mahkemeler tarafından en yüksek oranda kabul edilen nafaka türü yüzde 69,73 ile müşterek çocuklara bağlanan iştirak nafakasıdır. Genellikle kadınların talep ettiği yoksulluk nafakasının kabul oranı ise ikinci sırada olup yüzde 48,83 tür.
  • Nafaka meblağlarının asgari ücret, açlık ve yoksulluk sınırı gibi genel ekonomik veriler çerçevesinde ele alındığında sanıldığından çok daha düşük olduğunun altı çizilmelidir. Hükmedilen nafakanın yüzde 66,4’ü 0-500 TL arasında olup ortalaması 262 TL dir. Tüm aralıklar için Mahkemelerce verilen nafaka miktarlarının ortalaması ise sadece 370 TL’dir.
  • Yapılan incelemelerde tespit edilen en önemli sorun ise nafakaların ödenmiyor olmasıdır. Mahkemeler tarafından hükmedilen nafakaların yüzde 20,7’si nafaka yükümlüleri tarafından ödenirken, söz konusu nafakaların yüzde 0,7’si kısmen ödenmiş; yüzde 50,7’si ise hiç ödenmemiştir. Nafakaların ödenmemesinin nedeni olarak yüzde 40 oranında nafaka yükümlülerinin nafaka ödemek istememeleri olduğu belirtilmiştir.
  • Kadınlar geliri düşük erkeklerden nafaka talep etmekte tereddüt ederken erkeğin gelirinin fazla olması talep edecekleri nafaka miktarını artırmamaktadır.
  • İncelenen bir çok dosyada şiddet gördükleri için boşanma davası açan kadınların bu şiddetten kurtulmak için eşlerinden bir an önce boşanmak, can güvenliklerini sağlamak ve eşleri ile ilişkilerini bir an önce tamamen koparıp, mevcut tehditlerden sakınabilmek için nafaka istemedikleri, nafaka taleplerini geri çektikleri; maddi ve manevi tazminat taleplerinde de bulunmadıkları görülmektedir.
  • Nafaka yükümlüsü erkeklerin gelirlerinin hayli yüksek olduğu hallerde dahi kadınların eski eşlerini boşanmaya ikna edebilmek için müşterek çocuklar için istenen iştirak nafakasının düşük tutulduğu gözlenmiştir. Anlaşmalı boşanma davalarının büyük kısmında özellikle müşterek çocuğun bulunmadığı hallerde kadınların kendileri için hiç nafaka talep etmediği ya da erkeklerin vermeyi kabul ettikleri cüzi rakamları itiraz etmedikleri gözlenmiştir.
  • Son dönem dosyalarında ise nafaka yükümlülerinin yoksulluk nafakası konusunda yeni düzenleme beklentisi ile nafaka ödemelerini yapmaktan imtina ettikleri, yeni nafaka düzenlemesini bir nevi nafaka borcu affı olarak algıladıkları dosya avukatları tarafından belirtilmiştir.

“Hükmedilen meblağlarla açlık sınırında bile yaşanmıyor”

Raporun değerlendirme kısmında “Nafakalar bakımından özellikle Boşanma Komisyonu’nda dile getirildiği gibi erkeklerin mağdur edildiği örneklere rastlanmadığı gibi araştırmanın sonuçları büyük ölçüde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılan Türkiye Boşanma Nedenleri Araştırması gibi araştırmalarla uyumlu ve TÜİK verileri ile adli istatistiklerle tutarlıdır” ifadesi yer alıyor.

Araştırma verileri boşanmalardaki asıl sorunun kadına yönelik şiddet olgusu, nafaka konusunda asıl sorunun ise mahkemeler tarafından hükmedilen meblağların azlığı ve tahsil kabiliyetinden yoksunluğu olduğunu ortaya koyuyor.

Yetkililerin SED (sosyal ve ekonomik durum) araştırması konusundaki özensizlikleri, nafakayı bir ceza olarak algılayan nafaka yükümlülerinin sigortasız çalışma ve mal devri yoluyla ekonomik durumlarını gizlemelerini kolaylaştırıyor. Hükmedilen meblağlar açlık sınırında bir yaşam sürmek için dahi çok az ve icra yoluyla bile tahsil edilemiyor.

Özeti yayımlanan raporun tam hali Vakıf tarafından önümüzdeki hafta yayımlanacak.

Sendika.Org