Kimin yenildiğini, kimin yendiğini unutma

Suriye savaşının bu aşamadan sonra hiçbir mutabakat, hiçbir ateşkes anlaşması, hiçbir güvenli bölge planı, hiçbir tweet, hiçbir medya propagandası ile değişmeyecek sonucu şudur ki ABD de AKP de cihatçılar da yola çıkışlarındaki hedefleri itibariyle yenilgiye uğradı

Kimin yenildiğini, kimin yendiğini unutma

Kimisi AKP’ye yenilgi içinde bir başarı öyküsü çıkarmak istediğinden, kimisi Suriye savaşına şoven duygularla beslenen bir taraftarlık güdüsüyle yaklaştığından, kimisi anlık gelişmelere takıldığından, kimisi mücadelenin uzun erimli bir şey olduğunu kabullenemediğinden bazı hakikatleri unutuyor.

Gelin hatırlayalım.

Suriye savaşı emperyalizm destekli bir cihatçı istilası biçiminde başladı. Savaşın başında ABD emperyalizmi ve AKP iktidarı kol kolaydı. Şimdi sözümona ülkelerinin Suriye politikasını eleştiren dönemin dışişleri bakanları Ahmet Davutoğlu ve Hillary Clinton “çak” pozu veriyordu. Batılı emperyalist devletlerin dahliyle Türkiye’de operasyon odaları kuruluyor, dünyanın dört yanından cihatçılar tek yönlü bir serbest geçiş hattında Türkiye üzerinden Suriye’ye akıtılıyordu. Savaş ABD, AKP, cihatçılar şeklinde uzanan bir taşeron zinciri ile yürütülüyordu. Model alınan şey de Libya’ya yönelik başlatılan NATO istilasıydı. Şam’da rejimin devrilmesi ve Türkiye aracılığıyla ABD emperyalizmiyle uyumlu bir İslamcı iktidarın kurulması hedefleniyordu.

Suriye savaşının bu aşamadan sonra hiçbir mutabakat, hiçbir ateşkes anlaşması, hiçbir güvenli bölge planı, hiçbir tweet, hiçbir medya propagandası ile değişmeyecek sonucu şudur ki ABD de AKP de cihatçılar da yola çıkışlarındaki hedefleri itibariyle yenilgiye uğradı.

Onları yenilgiye uğratan da Suriye’deki bu emperyalizm destekli cihatçı istilasına karşı koyan Arap ve Kürt halklarının direnişidir. Şam’ın devrilmeyişi, Rojava’nın açığa çıkışıdır.

***

Rusya’nın Esad yönetimini, ABD’nin ve Batı Avrupa’nın YPG’yi desteklemeye başlaması ancak Suriye’nin bu iki asli unsurunun kendilerini savaş meydanında ispatlaması sonrasında gündeme gelmiştir.

Rusya ve ABD kendi emperyalist ajandaları ile sahaya inmişse de Şam’ın ve Rojava’nın emperyalistlerle kurdukları ilişki bir zorunluluk eseridir ve kategorik olarak da ABD-Türkiye ilişkisinden farklıdır. Kürtler ve Şam kendi aralarındaki çelişkilere rağmen, çıkar çatışmalarına ve çıkar örtüşmelerine sahip iki rakip emperyalist gücün desteğini birbirleri karşısında el güçlendirmek için kullansa bile birbirleriyle çatışmak için kullanmamıştır. Şam ve Rojava arasında diyalog hali sürekli korunmuştur.

***

Öte yandan Şam’ın ve Rojava’nın birbirlerini gözeten direnişi, ABD emperyalizminin hakimiyet krizini derinleştiren, NATO müttefikleri arasında sorun yaratan sonuçlar üretmiştir.

ABD-YPG ittifakı gibi hiçbir konjonktürel/taktiksel ittifakın, hiçbir emperyalist planın, hiçbir öznel yanılgının değiştiremeyeceği gerçek de budur.

İkilinin birbirine yakınlaşması ve vardıkları anlaşmalar da bu krizi derinleştiren, ABD emperyalizmini yalpalamalara sürükleyen, asıl işbirlikçisi AKP iktidarının hareket alanını da daraltan sonuçlar üretmiştir.

***

Türkiye-ABD, Türkiye-Rusya arasındaki mutabakatlar sonucunda gelinen aşamada AKP iktidarı yayılma planlarında artık sınıra dayanırken Kürt hareketinin de elinin zayıfladığı görülmektedir.

Ancak Türkiye’nin askeri varlığının ve AKP destekli cihatçıların gayri meşru sayıldığı, Suriyeli Kürtlerin de kendi topraklarını emperyalizm destekli cihatçı istilasına karşı koruyan meşru güçler olarak görüldüğü akılda tutulmalıdır. Suriye’nin geleceğini istilacılar değil, ülkelerini istilaya karşı savunanlar belirleyecektir. Elbette emperyalist hesapların, bölge devletlerinin statükoyu korumaya yönelik direncinin ve yeni saldırı risklerinin ağırlığı altında. Ancak bunlar da kısa sürede sonlanmayacak bir mücadelenin konusudur ve bunu ortadan kaldıracak bir sihirli değnek yoktur.

Bir sihir var ise o da şimdilerde çoğunluğun unutturmak istediği ya da yok saydığı, halkların kardeşliğinde, direnişinde ve özgücündedir.

Bu yazı Yeni Yaşam gazetesi ile eşzamanlı olarak yayımlanmaktadır.