Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi: “Sınır dışılara son!”

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, başta Suriyeliler olmak üzere göçmenlere yönelik artan ırkçılık, şiddet ve baskı dalgasına karşı Kadıköy'de eylemdeydi

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi: “Sınır dışılara son!”

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi, başta Suriyeliler olmak üzere göçmenlere yönelik artan ırkçılık, şiddet ve baskı dalgasına karşı Kadıköy Süreyya Operası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

Kitlesel katılımın olduğu eylemde “Sınır dışılara son” pankartı açıldı ve sık sık “Hepimiz göçmeniz, ırkçılığa geçit yok”, “Sınırlar öldürür, dayanışma yaşatır”, “Sınır dışıları derhal durdurun”, “Komşuma dokunma, kardeşime dokunma” ve “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı.

“Keyfi ve siyasi politikalara indirgendi”

Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi’nden Özgül Saki, mültecilerin sınır dışı edilmesinin son bulmasını isteyerek basın açıklamasını okudu. Saki, göçmenlerin zorla kamplara gönderilmelerine, iş yerleri baskınlarına tepki göstererek, “Bu gelişmeler yaşanırken yabancı ve ırkçı nefretini yayıldığına tanık etmekteyiz” diyerek şunları söyledi:

Halihazırdaki kayıt ve sığınma sistemi göçmenlerin uzun vadeli bir statüye erişmelerinin önünü tıkayarak onları ya kayıtsız durumuna düşürüyor ya da “geçici” bir statü ile belirsizliğe mahkum ediyor. Hükümetin Suriyeliler için benimsediği “misafir” söylemi, hak arama yollarının önünde büyük bir engel oluşturuyor. Biz göçmenlerin siyasilerin merhametinde değil hukukun koruması altında olması gerektiğine inanıyoruz.

“Sorumlulardan biri Avrupa Birliği”

Son dönemde giderek artan ve kitlesel hal alan sınır dışı etme uygulamalarının, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri ile belirlenen “geri gönderme yasağı”nın açık bir ihlali olduğunu belirten Saki, sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiye’den sınır dışı edilen kişilerin birçoğu, siyasi, mezhepsel, cinsel ve etnik kimlikleri dolayısıyla hayati tehlike altında oldukları veya savaşın halen devam ettiği yerlere gönderiliyorlar. Çatışma, ekonomik koşullar ya da bireysel tehditlerden dolayı insanların geri gönderilmesi yaşam güvencesini tehlikeye sokuyor. Bizler herkesin hareket özgürlüğünü savunuyoruz!

Türkiye��nin uygulamalarının tüm dünyada geçerli olan göçmenlere yönelik güvenlik odaklı politikaların bir parçası olduğunu belirten Saki, göçmenlerin Türkiye’deki bu güvencesiz konumunun başlıca sorumlularından bir diğerinin de Avrupa Birliği (AB) olduğunun altını çizdi.

“Kimse sebepsiz göç etmez”

Gerek hükümet gerek muhalefet tarafından yapılan açıklamalar nedeniyle göçmenlerin hedef haline geldiğini kaydeden Saki, şu ifadeleri kullandı:

Göçmenlere koşulsuz çalışma izni sağlanmalı. Yapısal düzenlemeler hayata geçirilmeli. Tüm emek örgütlerini dayanışmaya çağırıyoruz. Dayanışma mahkum edilemez. Bizler birbirimizi ihbar etmeyeceğiz, aksine bir arada duracağız. Ulusal ve etnik kimliklerin ötesinde sınırsız, sınıfsız, sürgünsüz bir dünya inşa edeceğiz. Hangi siyasi eğilim veya medyadan gelirse gelsin ırkçılığı teşhir ediyor ve reddediyoruz. Irkçılıkla mücadele etmeye çağırıyor, göçmenlerin hapsedici tüm baskılara derhal son verilmelidir. Kimse sebepsiz göçmez.

Göçmenleri hapsedici, ayrıştırıcı, hareket, yaşama, çalışma özgürlüklerini kısıtlayıcı tüm baskıcı uygulamalara derhal son verilmesi gerektiğini belirten Saki, “Bizler, ‘Sınır dışılara son!’, ‘Birlikte yaşamak istiyoruz’ diyenler olarak bu taleplerin arkasında duruyor ve gerek Türkiye gerekse de uluslararası kamuoyunu göçmenlerle dayanışmayı güçlendirmeye davet ediyoruz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Sendika.Org