KESK’li kadınlar TİS görüşmeleri öncesi taleplerini duyurdu

KESK üyesi kadınlar, 2020-2021 yılları için imzalanacak toplu iş sözleşmesinde yer almasını istedikleri taleplerini kamuoyuna duyurdu

KESK’li kadınlar TİS görüşmeleri öncesi taleplerini duyurdu

KESK’in kadın MYK üyeleri bugün (26 Temmuz) genel merkezde gerçekleştirdikleri basın toplantısında kadınların toplu iş sözleşmesi (TİS) taleplerini kamuoyu ile paylaştı.

KESK Kadın Sekreteri Gülistan Atasoy, 5 milyon kamu emekçisini ve emeklisini etkileyen TİS görüşmelerinin 1 Ağustos’ta başlayacağını hatırlatarak görüşmelerin kadın emekçiler açısından da önemli olduğunu belirtti.

Memur Sen’in gündem ve önceliklerinin emekçilerinki ile aynı olmadığını belirten Atasoy, Memur Sen’in kadın taleplerini de görmezden gelen bir tutum içerisinde olduğunu söyledi. Memur Sen’in tekçi ve cinsiyetçi yaklaşımıyla emekçilerin gerçek sorunlarına masada çözüm üretebileceğini beklemediklerini ifade eden Atasoy, “Demokrasi kültüründen, haktan hukuktan, adaletten, emekçiden uzaklaşanlara, kadınların söz hakkından ve varlığından korkanlara sesleniyoruz: ‘Kadınların yeri evidir’ anlayışıyla bizi kamusal alanlardan koparmaya çalıştığınız politikalarınıza karşı emeğimize,bedenimize ve kimliğimize sahip çıkmaya devam ediyoruz!” dedi.

“Kadın temsiliyeti sağlanmalı”

Atasoy, KESK’li kadınların 2020-2021 yılları için imzalanacak TİS’de yer almasını istedikleri talepleri sıraladı:

  • Grevli, gerçek bir toplu sözleşme yasası yapılmalı, kadınların görüşmelerde temsiliyeti sağlanmalıdır. TİS görüşmelerinde taleplerimiz ayrı bir başlıkta ve gündemle ele alınmalı, mutabakat metninde de aynı şekilde tek başl��k altında toplanmalıdır.
  • ILO standartları ve kamu emekçisi kadınların fiziksel ve sosyal koşulları dikkate alınarak, çalışan hamile kadına doğum öncesi 8 hafta, doğum sonrası 24 hafta olmak üzere en az 32 hafta ücretli doğum izni verilmelidir. Doğum sonrası ücretli-ücretsiz izin, üt izni kullananlar sosyal ve özlük hak kaybı yaşamamalıdır.
  • Kadınlara ve LGBTİ+ lara uygulanan ayrımcılık, şiddet, taciz, mobbing son bulmalı, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir çalışma yaşamı ve ortamı sağlanmalıdır.
  • En fazla kadın emekçilerin olumsuz etkilendiği esnek ve güvencesiz istihdam biçimleri son bulmalıdır.
  • 20 hizmet yılını dolduran kadın emekçilere talepleri halinde emeklilik hakkı tanınmalıdır. Kadınlara çifte mesaisi, doğum vs. göz önünde bulundurularak yıpranma payı ve erken emeklilik hakkı sosyal güvenlik sistemine dâhil edilmelidir.
  • Cinsiyet ve cinsel yönelim ayrımcılığının ortadan kalkması için okul öncesinden itibaren tüm kademelerde ”Toplumsal cinsiyet”eğitimi zorunlu olmalıdır.
  • İş yerlerinde  ‘’Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Ayrımcılık ve Mobbing” başlıkları hizmet içi eğitim konuları haline getirilerek tüm kamu çalışanlarının yılda en az bir kez bu eğitimleri alması sağlanmalıdır.
  • Nüfusu 50 bini geçen belediyelerde şiddete ve istismara uğrayan kadın ve çocuklar için uluslararası standartlara uygun sığınma evleri açılmalı, bu hizmetlerden trans kadınların da yararlanması sağlanmalıdır.
  • Kadınların iş yerlerinde maruz kaldığı cinsiyete dayalı her türlü şiddet, ayrımcılık, taciz ve mobbingi  önleyici mekanizmalar oluşturulmalıdır.Kadın beyanı soruşturma başlatılması için yeterli olmalıdır
  • Boşanan,boşanma aşamasında olan, mobbinge, şiddete, tacize ve istismara  uğrayan kadın emekçilerin tayin talebi herhangi bir belge ibrazı istenmeksizin  kabul edilmelidir
  • 8 Mart’ta tüm kamu çalışanı kadınların ücretli izinli sayılması için yasal düzenleme yapılmalıdır.

“Kreş talebinde ısrarcıyız”

Kamu çalışanlarının en temel sorunlarından birinin de kapatılan kreşler olduğunu belirten Atasoy, “Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki , kadınların  ücretli istihdamda var olmasının önündeki en büyük engellerden biri  kreşlerin olmayışıdır. Ancak çocuk bakımı, yalnızca kadınların değil  bir ebeveyn ve devlet sorumluluğudur. AKP hükümetleri boyunca kreş sorunu ek maliyet unsuru olarak görülmüş, özel kreşlerin teşviki arttırılmış ve muhafazakâr anlayışla çocuk bakımı yalnızca kadınların sorumluluğuymuş gibi gösterilerek kamu kreşleri tek tek kapatılmıştır. 2017 yılında imzalanan ve kamuoyuna müjde olarak sunulan TİS mutabakat metninde ise ‘olanaklar dâhilinde kreş açılır’ gibi muğlak bir ifadeyle konu savuşturulmuş  ve bağıtlanan pek çok madde gibi hayata geçirilmemiştir” dedi ve kreş talebinde ısrarcı olduklarının altını çizdi.

Atasoy, kamu emekçisi kadınları hangi sendikaya üye oldukları farketmeksizin ortak sorunlar karşısında örgütlü kadın mücadelesine katılmaya çağırdı. “KESK’li kadınlar olarak, demokratik, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan bir çalışma yaşamının inşası için kararlı mücadelemize devam edeceğimizi buradan bir kez daha belirtiyoruz. Tüm kamu emekçisi kadınları da bizimle yan yana durmaya,  toplu sözleşme görüşmelerinde bizleri yok sayanlara karşı, grevli gerçek toplu sözleşme hakkını birlikte savunmaya ve mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi.

Sendika.Org