Çorbamı kaşıklıyorum, “İstanbul’a sahip çıkıyorum”

Çorba kaşıklamakla İstanbul’a sahip çıkmak birbirinden oldukça alakasız görünüyor. Peki AKP niye böyle bir reklam videosuna ihtiyaç duydu?

Çorbamı kaşıklıyorum, “İstanbul’a sahip çıkıyorum”

Son zamanlarda sosyal medyada dolaşan AKP’nin propaganda videosuna hepimiz denk gelmişizdir. Videoda, bir erkek “Ben İstanbul’a sahip çıkıyorum” diyor, sonra  insanların bir şeyler yediği bir büfe görüyoruz, ekranda “İstanbul’a sahip çıkana” yazıyor, insanlar yemek yemeye devam ediyor, tekrar bir yazı: “İstanbul da sahip çıkar.” Üzerinde “İstanbul’a sahip çık” yazılı tişörtlerle başka başka insanlar “Biz de İstanbul’a sahip çıkıyoruz” diyor. Sonra o erkek tekrar ekranda beliriyor ve “Siz de İstanbul’a sahip çıkın” diyor, reklam bitiyor.

Birkaç kere izlesek de çorba kaşıklamakla İstanbul’a sahip çıkmak birbirinden oldukça alakasız görünüyor. Peki AKP niye böyle bir reklam videosuna ihtiyaç duydu? Önce neden bu esnaf, sorusundan başlayalım.

“Biliyorsunuz, İmamoğlu…”

İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, HaberTürk’te bir canlı yayına katılmış ve bu programda kendisine “FETÖ ve PKK ile ilgili bir mesajınız var mı” sorusu yöneltilmişti. İmamoğlu da “Gelin beraber yönetelim diyorum sayın cumhurbaşkanına” demişti. Sonrası malum, yandaş medya, troller bu videoyu soruya karşılık “Gelin beraber yönetelim diyorum” sözlerine kadar makaslayarak dolaşıma soktu. Videonun bu şekilde servis edilmesinden soruyu yönelten Mehmet Akif Ersoy da rahatsız olmuş olacak ki hemen bir yazı kaleme aldı.[1]

Ertesi gün İmamoğlu, seçim çalışmaları kapsamında bir büfeye girdi. Orada kasanın ardında duran kişi, yandaş basının servis ettiği makaslı video üzerinden İmamoğlu’nu eleştirdi. İmamoğlu, videonun tamamını izletmeye çalışsa da söz konusu kişi izlemedi. Ortam gerildi, en son İmamoğlu o zatın yanağına dokunarak çıktı. Bu sefer de yandaş basın “İmamoğlu birisini tokatladı” dedi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da hiç tereddüt etmeksizin “Biliyorsunuz İmamoğlu bugün bir genci tokatladı” diyerek suyu bulandırmaya devam etti. Birkaç gün sonra 2 Haziran’da İstanbul’a Sahip Çık Plaformu’nun YouTube sayfasında “İstanbul’a sahip çıkana İstanbul da sahip çıkar” videosu yayımlandı ki “İmamoğlu’nun tokatladığı” zat bu reklam videosunda oynayan zat ve insanların çorbalarını kaşıklayarak İstanbul’a sahip çıktığı büfe de onun büfesiydi.

Medyatikleştirilen ve ödüllendirilen bilgisizlik

İlk olarak AKP’li yöneticiler adımlarını atarken dikkatli olmak zorunda olduğu bir süreçten geçiyor. Binali Yıldırım bir konsere gidiyor, Soylu memleketine; buralarda “Her şey çok güzel olacak” sloganlarıyla karşılanıyorlar. Sahibinin sesi A Haber, İstanbul’da vapurda bir haber için görüntü alırken halk birden aynı sloganlarla A Haber ekibini dumur ediyor. Eski Başbakan ve eski TBMM Başkanı Yıldırım simit dağıtsa da, hayranlarına yanaklarını öptürse de İmamoğlu’yla karşılaşan herhangi bir AKP’li seçmen (ya da seçmen grubu) onu “Her şey daha güzel olacak” sloganıyla protesto etmiyor. Hal böyle olunca da AKP, seçime giderken kendi basını tarafından medyatikleştirilen bu kişiyle video çekip dolaşıma soktu. Medyatikleştirilen yalnızca söz konusu zat değil, aynı zamanda da “eksik ve yanlış bilgiyle muhalefet etmek” oldu. Aynı şekilde AKP tarafından ödüllendirilen tavır da buydu. Ödül ise “suni kahramanlık.”

Suni kahraman ve çiğ bir dayanışma

AKP tarafından bilgisizliği nedeniyle “suni kahraman” olarak ödüllendirilen bu kişinin diğer ödülü ise reklam filminin çekildiği mekân, yani İmamoğlu’nun “esnafı tokatladığı” büfe. İnsanların yemek dağıttığı, yediği, içtiği haliyle bir seçimin propaganda videosundan daha çok ticari bir reklam özelliği taşıyor.

Bu noktada, reklam filminin mesajı daha çok bir iç mesaj özelliği taşıyor: “Bize sahip çıkan vatandaşımızın dükkânı bakın ne kadar dolu!”

Ekonomik krizin yaşandığı, esnafların kepenk indirdiği bir süreçten geçerken geleneksel yöntemlerle kitlenin rızasını alamayan AKP, kendisini destekleyen bu esnafla beraber küçük bir “tanıtım” videosu çekiyor. Tabii bu AKP’nin bir yandan kendi kitlesine bir “parti içi dayanışma” propagandası da. Bu nedenle “Ben İstanbul’a sahip çıkıyorum” ile “Siz de sahip çıkın arasındaki kesitte çorbalar kaşıklanıyor. Bir nevi, kendisini destekleyen, basına servis ettiği şeyi olduğu gibi kabul eden bir esnaf kardeşine yardımda bulunan hatırşinas bir AKP’li İstanbullu profili çizilmeye çalışılıyor.

Yıldırım, AKP’nin beklediği etkiyi yaratabilmiş durumda değil. İmamoğlu’na karşı tepkilerin o kadar da güçlü olmadığı bir noktada AKP kendisine, bu videoyla beraber suni bir “kahraman”  yaratmaya çalışıyor. Suni kahramanın mekânı ise doluluğuyla “bizim yerimizdir, gidiniz yiyiniz” mesajıyla şişiriliyor.

“Çorba kaşıklamak” AKP’yi kurtarır mı?

AKP, yoksulları politikalarının arkasında saflaştırma yeteneğini ekonomik krizle birlikte kaybediyor. Bu krizin sorumlusu elbette kendisi ve yoksul emekçi halk yararına çözüm getirmeye de niyeti yok. Fakat diğer yandan sermayeye istediklerini veremeyecek durumda ki sermaye de umudunu kesiyor gibi görünüyor. Yabancı sermayenin güvenini korumak için bakanının cebine, dinleyicilere dağıtılmak üzere kişi başına 350’şer dolar olmak üzere para koyup Yargı Reformu Paketi’ni anlatmaya gönderiyor. Ne ABD ne Rusya ne de AB, AKP’ye sağlam iktidar pozunu koruyabilmesi için istediği desteği veremiyor, AKP de artık aradaki gerilimleri iç politikaya tahvil etmekte zorlanıyor. Öte yandan Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç gibi isimleri Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu’na alıyor fakat Ahmet Davutoğlu yeni parti kuruyor.

Tüm bu koşullar altında hatırşinas AKP’linin “çorba kaşıklayarak” İstanbul’a “sahip çıkamayacağı” açık.

Eh hâlâ yalanın iktidar tarafından etkin bir silah olarak kullanıldığı ortadayken, “gerçeği daha yüksek sesleme söyleme” görevi devrimcilerin önünde duruyor. Çünkü bu reklam filminin ortaya çıkış süreci ve filmin kendisi, kutuplaştırmanın, AKP kontrolü altındaki medya sayesinde hâlâ etkin bir siyaset yöntemi olduğuna işaret ediyor.

Diğer yandan AKP, halkla kurduğu ilişkiyi “bize oy verirsen sana hizmet”ten “bize destek olursan sana dayanışma”ya çevirir gibi yapıyor. Bunun gerçek bir dayanışma olmadığını, daha çok kendini kurtarmak için yapılan bir propaganda hamlesi olduğunu görüyoruz. Ekonomik krizin derinleşeceği, işsizliğin ve geleceksizliğin artacağı öngörüsü herkes tarafından yapılırken ilerleyen zamanlarda gerçek bir toplumsal muhalefet hareketine dönüşebilecek olan gerçek bir dayanışmanın da şimdiden kurulması gerekiyor.

 

Dipnot:

[1] Ersoy bu yazısında hem İmamoğlu’nun sözlerine yer veriyordu hem de böyle bir propagandanın AKP’yi zedeleyebileceğini, ilerleyen zamanda kitlenin gerçeklere bile kuşkuyla bakabileceğini söylüyordu. https://sendika63.org/2019/05/ersoydan-montajlanan-imamoglu-canli-yayini-yorumu-ak-partiye-negatif-yansimalari-oluyor-549679/