Hekimlere “terörist” diyen yandaş hukukçulara yanıt: “Hukukla bağdaşır bir yanı yok”

KHK ile ihraç edilen, güvenlik soruşturması nedeniyle ataması yapılmayan ve 450 gün boyunca çalışma hakları elinden alınan hekimleri hedef alan Milat’ın haberinde hekimleri “terörist” olarak yaftalayan yandaş hukuk örgütlerine avukatlardan yanıt geldi

 

İktidarın yayınlarından Milat, KHK ile ihraç edilen ve güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek ataması yapılmayan 450 gün boyunca çalışma hakları elinden hekimleri, “Canımız tehlikede” cümlesiyle, “terörist” ilan ederek hedef aldı. Milat, bu görüşünü desteklemek için yandaş hukuk örgütleri olan Yeryüzü Avukatları Derneği Genel Başkanı Mahmut Doğan ve Hukukçular Birliği Vakfı Genel Başkanı Alaaddin Varol’un demeçlerine yer verdi.

Doğan, hekimlerin “terör”den ihraç edildiğini ileri sürerken, hekimlerin Hipokrat yeminlerini bozduğunu iddia etti. Varol ise “FETÖ’den ceza alan öğretmenlik yapamıyor ama doktorluk yapıyor. Örgüt ‘Bu adamı öldüreceksin’ diye emir verdiğinde FETÖ’cü doktor hastamı öldürür. FETÖ, Cumhurbaşkanını öldürmeyi bile göze almış bir örgüt” diyerek ihraç edilen tüm hekimleri FETÖ’cülükle yaftalamaya çalıştı.

Sendika.Org’a konuşan avukatlar ise söz konusu hukuk örgütlerinin kamuoyunu yanılttığını belirterek bu açıklamaların avukatlık mesleği ve hukukçu kimliğiyle örtüşmeyen açıklamalar olduğuna dikkat çekti.

“Asgari bir eğitim almış bir avukat böyle bir açıklama yapamaz”

Toplumsal Hukuk’tan Avukat Mehmet Ümit Erdem, “Hacamatçı zihniyet Meclis’te yapamadığını yandaşlarını gaza getirerek yapmaya çalışıyor” diyerek sözlerine başladı. Erdem şunları söyledi:

15 Temmuz sonrası bu ülkenin aydınlık yüzü olan barış akademisyenleri, eğitimciler, hekimler de tasfiye edilmeye çalışıldı. Bu şekilde evrim karşıtı müfredatı okullarda, hacamat, sülük gibi uygulamaları sağlık alanında uygulamaya çalışmaktalar. Sonuçlarını da en basitinden akademik kalite düşüklüğü ile görmekteyiz.

Bunun son adımı olarak herhangi bir ceza almamış, hakkında soruşturma açılmamış veya aklanmış hekimlerin dahi meslekten yasaklanması yönündeki amaçlarına demokratik kamuoyunun tepkisi ile -kısmen de olsa- ulaşamadılar. Bunu hazmedemeyen yandaş çevreler şimdi de hekimlerin mesleki faaliyetlerini yaparken halka zarar verecekleri algısı ile hastaları kışkırtma peşindeler.

Bu hezeyanı doğrular yönde demeç verecek hekim bulamadıklarından olsa gerek; hukukçuların ifadeleri ile halkı korkutma çabasındalar. Oysa her hukukçu bilir ki belli suçlardan ceza almış bir hekim artık hekimlik yapamaz. Burada tartışılan, hakkında mahkumiyet kararı olmayan, mevcut iktidar gibi düşünmeyen binlerce hekimdir.

Haklarında herhangi bir mahkumiyet kararı olmayan kişileri “terörist” diye yaftalamak ve hastalara zarar verebileceği çıkarımına ulaşmak hukukçuya yakışan bir tavır olmadığından; yandaş gazetenin sadece olayı değil, hukukçuların beyanlarını da çarpıttığını düşünüyorum. Yoksa asgari hukuk eğitimi almış hiçbir avukat masumiyet karinesi gibi Hukuk Fakültesi’nde 1. sınıfta öğretilen temel bir ilkeyi atlayarak bu yönde bir açıklama yapamaz.

“Dernek ve vakıf yöneticilerinin söylediği sözlerin hepsi yanlış”

Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Murat Yılmaz, her iki örgütün de iktidarın baktığı yerden baktığını belirterek “Dolayısıyla bir hukukçuya yakışmayacak şekilde beyanlarda bulunmuşlar” dedi. Binlerce kişinin ihraç edilmiş olduğuna fakat bu kişiler hakkında herhangi bir soruşturma olmadığı, hukuki takibat yapılmadığını; açılan soruşturmalarda da takipsizlik ya da beraat kararı bulunduğunu belirten Yılmaz şunları söyledi:

Dolayısıyla kamuoyunda bilerek bir algı operasyonu, yanlış yönlendirme yapılıyor. Çünkü diyorlar ki “Düşünün ki bir terörist, FETÖ’cü, DHKP-C’li, PKK’li kişi bunlar ceza aldığı halde doktorluk yapacaklar bize bakacaklar.” Yanıltıyorlar. Hekimler hiçbirisi ceza almış değil. Ceza almış olsa bunun kanuni sonucu olarak zaten doktorluk yapamıyorsunuz; ne özelde, ne kamuda, ne de herhangi başka bir yerde. Çünkü bu haklar ellerinden alınıyor. Ancak bir kişi hakkında, bir sağlıkçı hakkında, bir doktor hakkında beraat, takipsizlik kararı olduğu ya da soruşturma olmadığı için mesleğini yapabilir. Çünkü mesleklerini icra etmelerine engel bir cezai müeyyide var. Ne de meslek örgütleri olan Türk Tabipler Birliği tarafından meslekten ihracını gerektirir, mesleğini yapmasının önünde engel bir disiplin cezası ya da meslekten çıkarma kararı yoktur.

Haliyle bugün Milat gazetesine dernek ve vakıf yöneticisi tarafından söylenen sözlerin hepsi yanlıştır. Bir defa bu insanlar masumdur, masumiyet karinesi gereği haklarında bir karar verilmediği için bu şekilde suçlanamazlar. Kamuoyu yanıltılıyor. Hekimler haklarında bir ceza olmadığı sürece istedikleri özel hastanede çalışabilirler, mesleklerini icra edebilirler. Hipokrat yeminleri gereği de kimseye zarar verecek değillerdir.

Bahsi geçen hukuk örgütleri işi sulandırmış durumda. Sağlıkta Şiddet Torba Yasası’nda bulunan 5. Madde konusunda toplumsal bir tepki üzerinden geri adım atılmasında gocunarak bunu yeniden ısıtmaya çalışıyorlar. Hatta orada “Hastayı öldür dese bu adam öldürür” diye. Böyle bir şey yok. Bu tarz söylemler bir hukukçuya, hukuk derneklerine, vakıflarına yakışmıyor. Mesele neyse onu ortaya koymak lazım. Mesela bir kişi çalışabiliyorsa özelde, mesleğini icra edebiliyorsa bilin ki onun hakkında bir mahkumiyet yok, soruşturma yok; ya bir takipsizlik kararı verilmiştir ya da beraat kararı verilmiştir. Dolayısıyla söylenenler doğru değil.

“Hukukla bağdaşır bir yanı yok”

İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel ise bu açıklamaların hukukla bağdaşır bir yanının olmadığını söyledi:

Biz hukukçular bir mahkeme kararıyla kesin olarak mahkum edilmemiş insanları herhangi bir suçlamak konusunda ölçülü davranmak zorundayız. Böyle bir mahkumiyet kararı olmadan da sorumluluk yüklemek hukukçulukla ilgili bir yaklaşım değildir. Böyle bir ithamın ise hukukla bağdaşır bir yanı yoktur.

İlgili haber:

Sendika.Org