Beyaz Saray’dan sızanlar: Yetişkinlerin aptal bir ergenle imtihanı – Cenk Ağcabay

Trump Amerikan egemen sınıfının en gerici, en yırtıcı, en aç gözlü unsurlarından biridir ama ona yönelen muhalefet gericilikte, aç gözlülükte, militarizmde Trump’tan daha geri değildir

Amerikalı gazeteci Bob Woodward’ın Salı günü yayımlanacak yeni kitabından “seçme” parçalar, Washington Post ve New York Times gazetelerine kitap piyasaya çıkmazdan önce sızdırıldı. Woodward’ın kitabı Trump’ın Beyaz Saray günleri hakkında ve yazarın iddiası kitapta aktarılanların doğrudan Beyaz Saray kaynaklarından edinildiği yönünde. Kitaptan “seçilen” parçalar doğal olarak hemen manşetleri kaplamaya başladı. Son birkaç ayda seçimlere “Rusya müdahalesi” soruşturması üzerinden daha fazla sıkıştırılmaya başlayan Trump’a yönelik en sert saldırılar geçtiğimiz ay eski CIA Başkanı Brennan’dan gelmişti. Brennan’ın Trump’ı “Rusya bağlantısı” nedeniyle vatan hainliği ile suçlamaya varan sözlerinin ardından gelen yeni dalga “savaş kahramanı büyük vatansever” Senatör John McCain’in ölümü vesilesiyle gelişti. Faşist bir katilin “ulusun çekirdek değerlerinin simgesi” olarak kutsandığı bu büyük kampanya politik olarak doğrudan Trump’ı hedef alıyordu. Haksız, emperyalist bir saldırı savaşında ülkesini savunan mazlum Vietnam halkının üzerine bombalar yağdıran faşist bir katil “ulusun değerlerinin simgesi” olarak kutsanırken, New York Times gazetesi, John McCain’in Amerikan halkı için Vietnam’da yaşamını tehlikeye attığı günlerde Trump’ın savaştan “kaytararak” Amerika’da para peşinde koştuğunu yazıyordu. Çok yüksek bir olasılıkla kadrosunda Vietnam Savaşı döneminde Amerika’da yükselen savaş karşıtı harekete katılmış bol miktarda yönetici barındıran liberalizmin yıldızı New York Times yürütülen kampanya çerçevesinde, Trump’tan Vietnam Savaşı’ndan “kaytarmasının”, “büyük vatansever” gibi Vietnam halkının üzerine bombalar yağdırmamasının hesabını soruyordu.

Bu kampanyanın en önemli ayağı McCain için düzenlenen büyük törendi. Bu törende McCain’in naaşı başında konuşma ayrıcalığına erişenler “Amerikan ulusunun değerlerini simgeleyen” isimlerden seçilmişti. Bunlardan birisi 1960-70’ler dünyasında Latin Amerika halklarının yükselen devrimci mücadelesini ezmek için ABD emperyalizmi ve yerel oligarşiler tarafından kullanılan faşist diktatörlüklerin, ayaklanmaları bastırma savaşlarının mimarlarından eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger idi. Konuşmasında, McCain ailesinin istediği en büyük ödülün her zaman “Amerikan ulusuna hizmet etmek” olduğunu söyleyen Kissinger, McCain ailesinin “büyük vatanseverliğinin” doğrudan tanığı olduğunu dile getirdi. Vietnam Savaşını sonlandırmak için müzakerelerin başladığı günlerde başkana konuyla ilgili raporlar sundukları bir toplantıda, o dönem Hanoi’de esir olan John McCain’in babasının ABD Ordusu Pasifik Komutanı olarak toplantıda bulunduğunu aktaran Kissinger, başkanın esir olan oğlu hakkındaki özel sorusuna amiralin “onun için sadece dua ediyorum” şeklinde yanıt verdiğini aktardı ve bu sahneyi, ailenin “ulusa hizmetten dolayı herhangi bir ayrıcalık istememesinin” bir sembolü olarak sundu. Senatör McCain’in her zaman ABD dış politikasının “herkes için adalet ve özgürlük” ilkesine dayanması gerektiğini savunduğunu belirten Kissinger, bu ilkelerin aynı zamanda Amerikan ulusunun sahip olduğu ulusal bilincin çekirdek değerleri olduğunu dile getirdi. Amerikan emperyalizminin kanlı tarihi, onun önemli temsilcileri Kissinger ve McCain’in çok iyi bilinen pratikleri, “herkes için adalet ve özgürlüğün” Latin Amerika halklarını, Vietnam halkını daha doğrusu ABD emperyalizmine tabi olmayı reddeden halkları kapsamına almadığını açık olarak ortaya koyuyor.

Amerikan Savaş Partisi’nin ideolojik seferberliği

McCain’in naaşı başında konuşmak için seçilenlerden bir diğeri, açtığı saldırı savaşlarıyla Ortadoğu’yu kana bulayan eski Başkan George W. Bush idi. Bush McCain’in yaşamını “Amerika’nın büyüklüğünden ve cesaretinden yazılmış epik bir öykü” olarak karakterize etti. Bush’un sözleriyle, “o cesaretiyle kendisini esir alanları korkuttu ve vatandaşlarına ilham verdi.” Bush’a göre McCain, “özgürlük aşığıydı” ama sadece bu kadar da değildi; “o doğal haysiyete saygı duyuyordu, herkesin haysiyetine saygı duyuyordu. Haysiyeti ülke sınırlarıyla sınırlamıyordu.” Bush’a göre, McCain’in bu üstün niteliklerinin kaynaklarından birisi mensubu olduğu seçkin aileydi. Diğeri ise yine ailesiyle bağlantılı olarak ABD Ordusu’ydu. Bush’a göre, ABD Ordusu dünya tarihinde yeni bir ahlaki değeri temsil ediyordu; bu değerler cesaret ve nezaketten oluşuyordu. McCain kahraman bir ordu mensubu olarak bu değerleri özümsemişti. Bush’a göre, bu değerlerle yoğrulmuş McCain, baskı altındaki tüm muhaliflere karşı sahip olduğu değerlerden gelen ahlaki bir sorumluluk duyuyor, hiç durmadan bu değerler için çalışıyordu. Bush’un tam ifadesiyle, “her yerdeki muhalifler için çalışıyordu, Rusya’daki, Kuzey Kore’deki, Çin’deki muhalifler için”. Amerikan emperyalizminin aşağılık çıkarları için Ortadoğu’yu kana bulayan bu faşist katilin McCain’e dizdiği övgüler de son derece yerindeydi. Kendisi de en az McCain kadar başarılı olmuş, Ortadoğu’da Amerika’nın “büyüklüğü ve cesaretinden” epik bir öykü yazmıştı, kuşkusuz McCain için ne kadar üzülse az.

McCain için konuşan bir başkası, McCain’in kaybettiği başkanlık seçiminde rakibi olan ve kazanan Obama’ydı. Obama, seçim kampanyasında George W. Bush’un kanlı mirası Afganistan ve Irak savaşlarını katı bir şekilde savunan McCain karşısında “umut”, “barış” gibi sloganları öne çıkararak seçimleri kazanmış ve iki dönemlik iktidarında kararlı bir ABD emperyalizmi savunucusu olduğunu seçim sürecinde öne çıkardığı değerlere ihanet ederek tam olarak ortaya koymuştu. Obama McCain’in naaşı başındaki konuşmasına, “Buraya olağanüstü bir adamı, bir savaşçıyı, bir devlet adamını, bir vatanseveri, Amerika’da en iyi olan ne varsa tümünü kendinde cisimleştiren birini anmak için geldik” sözleriyle başladı. Obama McCain’e övgüler yağdırdığı konuşmasında, onunla bazı konularda anlaşamadıklarını ama Amerika’nın bir ulus olarak dünyada oynaması geren rol konusunda aynı noktada buluştuklarını dile getirdi.

Yapılan tüm konuşmalarda ortak olan ve en fazla dikkat çeken unsurlar, McCain’in ölümünün Amerikan Savaş Partisi tarafından büyük bir ideolojik seferberlik için kullanıldığına işaret ediyor. Amerikan emperyalizminin haksız-gerici savaşlarında vücut bulan militarizm bir yandan McCain’i kutsayıp, diğer yandan açık ya da örtük biçimlerde Trump’a saldırarak Amerikan halkına “ulusun çekirdek değerleri” olarak pazarlanıyor. Woodward’ın kitabından seçilen parçalar bu kampanyanın sonunda manşetlere yerleşti. Beyaz Saray içinden alındığı iddia edilen bilgiler, aktarılan diyaloglar son derece dikkatle seçilmiş ve besbelli ki ABD’de Kasım ayında yapılacak seçimlerde Trump’ı ciddi biçimde hırpalamayı amaçlıyor. Kitaptan özellikle Trump’ın yakın çevresindeki önemli isimlerle ilgili parçaların önplana çıkarılarak sunulması, Trump ve ekibi arasında bir çatışma yaratmaya dönük bir hedefin varlığına da işaret ediyor. Özellikle önplana çıkarılan isimlere ve bu isimlerin sarf ettiği sözlere bakıldığında bu hedef net olarak görülebiliyor. Önplana çıkarılan ögeler bir araya geldiğinde bütünsel bir tablo oluşuyor ve bu bütünsel tabloda cahil, beyinsiz, saygısız, yalancı, narsist ve korkak Trump şeytanı karşısında akıllı, sorumlu, bilgili, cesur ve dürüst yani “Amerika’nın çekirdek değerlerini temsil eden” Amerikan generalleri ve Wall Street patronları bulunuyor.

“O bir aptal”

Kitapta aktarıldığına göre, Beyaz Saray Genel Sekreteri emekli General John F. Kelly yaptıkları toplantılarda Trump’ın sergilediği davranışlara ve Trump’ın ortaya attığı düşüncelere sürekli öfkeleniyormuş ve Trump için “o bir aptal” diyormuş. Kelly, Beyaz Saray’ı “raydan çıkmış deliler ülkesi” olarak tanımlıyor ve neden orada olduklarını sorguluyormuş. Trump, bir başka “savaş kahramanı” ABD Savunma Bakanı emekli General Mattis’e Kore Yarımadasındaki askeri varlığın nedenini soruyor ve hükümetin kaynaklarını Kore Yarımadası için kullanmasını sorguluyormuş. Mattis, bunu 3. Dünya Savaşı’nı engellemek için yaptıklarını söylüyor ama Trump’ı ikna edemiyormuş ve Trump’ın arkasından onun “algısının ortaokul öğrencisi gibi” olduğunu söylüyormuş. Suriye’de kimyasal silah kullanıldığını öğrenen Trump hemen Mattis’i arıyormuş ve Beşar Esad için “Lanet olsun, onu öldürelim! (Suriye’ye) girelim ve öldürelim” diyormuş. “Konuyla acilen ilgileneceğim” diyen Mattis, telefonu kapattıktan sonra yardımcısına “bunların hiçbirisini yapmayacağız, çok daha ölçülü olacağız” diyerek Suriye’ye yönelik bir hava saldırısı opsiyonlarını gündeme alıyormuş. Bir Wall Street patronu olan Gary Cohn, Trump’ın ekonomi başdanışmanıydı ve daha sonra görevinden istifa etti. O, Güney Kore’yle ticari anlaşmadan çekilmeyi öngören bir mektubu imzalamaması için Trump’ın masasından çalıyormuş ama Trump bunun farkında olmadığı gibi o mektubu bir daha sormuyormuş. Hikayeler böyle gidiyor…

Amerika’nın yönetici elitinin önemli isimleri Trump’ın kurduğu yeni yönetim belli olduğunda yazdıkları bir dizi yazıda, dünyaya ve Amerikalılara “rahat olun korkacak bir şey yok” mesajları vermişlerdi. Yazılardaki ortak temel vurgu, “öngörülemez bir ergen” olarak tanımlanan Trump’ın Beyaz Saray’da “yetişkinler”in sıkı kontrolü altında tutulduğuydu. Trump’ı sıkı kontrol altında tutan “yetişkinler”, Amerika’nın son çeyrek yüzyıldaki Ortadoğu savaşlarında üst düzey görevlerde bulunmuş eski Amerikan Ordusu generalleri Kelly, Mattis ve McMaster idi. Bu üç general Amerikan yönetimindeki önemli noktaları paylaşıyordu. Amerikan yönetici elitinin önemli isimleri, Kelly’nin “neden buradayız” sorusunun yanıtını o zaman bu açıklıkta vermişti. Trump vesayet altına alınması gereken “öngörülemez bir ergendi”, Amerika’nın yönetici eliti onun verebileceği zararların önüne üzerinde bir “askeri vesayet” kurarak geçmişti. Yazılarda vurgulanan başka bir nokta, Amerikan iş dünyasından, Wall Street’ten Trump yönetimine girmiş isimlerin sunduğu güvenlikti, bu unsurlar Trump’ın doğru bir çizgide kalmasının diğer garantörleriydi. Kitaptan seçilerek yayınlanan parçalar açık biçimde “yetişkinler” ve bir Wall Street üyesinin süreç içinde sergiledikleri yüksek performansı göstermeyi amaçlıyor, bunun altı çizilmeli.

Korkak Trump’a karşı vatansever McCain

Trump’a “Rusya bağlantısı” iddiasıyla başkanlığı kazandığı ilk günlerden beri yürütülen kampanyaların, McCain’in ölümü vesilesiyle başlatılan bu yeni kampanyanın, kamuoyunda “yetişkinler”e atfedilen önem ve verilen değerin tümünün ortak hedefi Amerikan egemen sınıfının emperyalist-militarist yönelimlerinin meşrulaştırılması, egemen sınıf çıkarlarına dayanan hedeflerin halka kendi hedefleri olarak sunulması ve benimsetilmeye çalışılmasıdır. Trump Amerikan egemen sınıfının en gerici, en yırtıcı, en aç gözlü unsurlarından biridir ama ona yönelen muhalefet gericilikte, aç gözlülükte, militarizmde Trump’tan daha geri değildir. Trump’a yönelik muhalefetin bugüne dek sesini en fazla yükselttiği başlıklar, göçmenlere yönelik uygulamalar, Rusya’ya karşı yeterince sert bir tutum alınmaması, Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim ile zirve düzenleyerek “bir diktatörün meşrulaştırılması”, Suriye’deki askerleri bir an önce çekme isteğinin dillendirilmesidir.

Haksız bir savaşta mazlum halkların üzerine bomba yağdıran bir savaş suçlusunun böylesine kutsanması, Ortadoğu’yu kana ve ateşe boğmuş ordunun generallerinin böylesine yüceltilmesi Amerikan egemen sınıfının gelecek yönelimlerinin ve yeni savaş hazırlıklarının göstergeleridir. Amerikan egemen sınıfı emperyalist hakimiyet stratejisi doğrultusunda Japon halkına karşı kullandığı atom bombalarını halka “savaş zayiatının artmasını engelleme eylemi” olarak satmıştı. Şimdilerde, Asya-Pasifik’te askeri hakimiyet kurmak için senelerdir durmaksızın bölgeye yığdığı askeri varlığını Woodward’ın kitabında aktarıldığı gibi “3. Dünya Savaşını önlemek” şeklinde sunarak bir kez daha halkı gerici savaşları için doktrine etmeye çalışıyor. ABD’nin Kore Yarımadasındaki askeri varlığını ancak Trump gibi cahil, ortaokul seviyesinde algıya sahip beyinsizlerin sorgulayacağını ima ediyorlar. Trump’ın Vietnam Savaşı’ndan kaçtığını bu nedenle gerçek “vatansever” olamayacağını vurgularken, McCain üzerinden emperyalist katliamları halka “büyük vatanseverlik” olarak satıyorlar. Savaşın ideolojik hazırlığı bundan daha iyi nasıl yapılır ki?