AKPM Türkiye’yi yeniden “denetim süreci”ne aldı

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Türkiye’yi 2004 yılından sonra yeniden “denetim sürecine” almayı kararlaştırdı. Gerekçe olarak Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliği kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi gösteriliyor. Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise kararın “siyasi saiklerle” alınmış “haksız bir karar” olduğu belirtildi

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Strasbourg’da, demokratik kurumların Avrupa standartlarında işlememesini gerekçe göstererek Türkiye’nin 2004 öncesi olduğu gibi yeniden siyasi ve hukuksal planda denetime alınması yönünde karar verdi. Karar, 45’e karşı 113 oyla kabul edildi, 12 parlamenter ise çekimser kaldı. Alınan kararla Türkiye denetim sürecinden çıkartılıp yeniden alınan ilk Avrupa ülkesi oldu.

OHAL ile demokratik kurumların işleyişi bozuldu

“Türkiye’de Demokratik Kurumların İşleyişi” başlıklı rapor ve beraberindeki kararlarda, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL altında alınan önlemler nedeniyle demokratik kurumların işleyişinin “ciddi anlamda” bozulduğu savunuluyor.

AKPM Türkiye raportörleri Marianne Mikko (Estonya) ve Ingebjorg Godskesen (Norve��) imzalı belgede, Türk hükümetinin OHAL altında Türk Anayasası ve uluslararası hukuk kurallarının ötesine geçerek “orantısız” önlemler aldığı ifade edilmekte. Örnek olarak Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile on binlerce devlet memurunun işine son verilmesi gösteriliyor.

İfade ve basın özgürlüğü ile yargının bağımsızlığı konularına dair alınan kararda, gazetecilerin tutuklanması ve muhalif gazetecilere yönelik baskınların “demokratik bir toplumda kabul edilemez” olduğuna vurgu yapılıyor. 154 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasıyla Türkiye’de meclisin işleyişinin “baltalandığı”,  bu kapsamda çok sayıda milletvekili tutuklu bulunan HDP’nin 16 Nisan referandumu için kampanya yürütemediği, bunun da “demokratik tartışmayı kısıtladığı” vurgulanıyor.

16 Nisan referandumu ile kuvvetler ayrılığı ve yargının bağımsızlığı konusunda şüpheler doğdu

Kararda 16 Nisan referandumu konusundaki “kaygılar” da dile getirilmekte. Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi halinde, özellikle “kuvvetler ayrılığı” ve “yargının bağımsızlığı” konularında soru işaretleri doğacağı mesajı veriliyor. Tüm bu gerekçeler temelinde Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliğinden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getiren ülke olmaktan çıktığını belirtilip “denetim sürecine” alınması isteniyor.

OHAL derhal sona erdirilsin

Venedik Komisyonu’nun raporunda anayasa değişikliğinin “ülkeyi otoriter ve tek adam rejimine götürebileceği” belirtilmişti.

Karardada Ankara’dan; OHAL uygulamasına derhal son vermesi, KHK yayımlamayı ve toplu işten çıkarmaları durdurması, suçları kanıtlanmamış tutuklu parlamenterler ve gazetecileri serbest bırakması, OHAL inceleme komisyonunu işletmesi, adil yargıyı güvence altına alması ve basın ve ifade özgürlüğü için adım atması isteniyor. Bu taleplerin ne derece yerine getirildiğinin 2018 içinde gözden geçirilecek.

AKPM, Anayasa değişikliği ve 16 Nisan referandumu hakkında Venedik Komisyonu tarafından bu yıl Mart ayında hazırlanan ve bu değişikliğin “ülkeyi otoriter ve tek adam rejimine götürebileceği” mesajı içeren görüş raporuna atıf yapan ek bir belge de hazırladı.

Türkiye denetim sürecinden çıkarılıp tekrar dahil edilme konusunda bir “ilk”

Denetim süreci kapsamında, Avrupa Konseyi üyesi bir devletin demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında ne derece Avrupa standartlarında olduğu ölçülüyor. Türkiye, AKPM bünyesinde 1990’lı yılların başlarında oluşturulan denetim sürecine 1996 yılında dahil edilmiş, gerçekleştirdiği reformlar sayesinde koşullu olarak Haziran 2004’te bu süreçten çıkarılmış ve “post-monitoring” olarak adlandırılan “denetim sonrası sürece” dahil edilmişti.

Türkiye’nin Avrupa Konseyi düzeyinde “sabıkalı demokrasiler” listesinden çıkması AB ile üyelik müzakerelerine başlamasında önemli rol oynamıştı. Türkiye’nin, denetim sürecine yeniden alınmasıyla süreçten çıkarılıp yeniden dahil edilen ilk Avrupa ülkesi oldu.

Kararın onaylanmasıyla, Türkiye 1949 yılından bu yana üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nde, içinde Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Bosna-Hersek, Gürcistan, Moldova, Rusya, Sırbistan ve Ukrayna’nın bulunduğu demokrasi ligine geriledi.

Karar Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini ne derece yerine getirdiği konusunda AB içinde yeni bir tartışma yaratma potansiyeline de sahip.

Kerestecioğlu: Avrupa’nın bugüne kadar askeri ve ticari endişelerle sorumluluğunu yerine getirmemesi Türkiye’de ciddi insan hakları ihlallerine yok açtı

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu’nun Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM)’nin Türkiye’nin denetim sürecine geri dönmesini tasarısının oylandığı oturumda konuşma yaptı. Kerestecioğlu:

Her şey seçim kazanmak ve Başkanlığa giden yolu açmak için “savaşı” seçmeleriyle başladı. Yöneticiler, 7 Haziran’da seçimlerini kaybettikleri için “barış yerine savaşı” tercih ettiler.

O günden sonra yöneticiler, 6 milyon oyu görmezden gelerek seçilmiş temsilcilerimizi tutukladılar. Bugüne kadar askeri darbeler tarafından defalarca gerçekleştirilen muhalefeti yok etme politikası, sivil ellerinde, olağanüstü hal altına, KHK’larla uygulamaya kondu.

Bugün Türkiye’de çoğunluk egemenliği demokrasi olarak dayatılıyor. Ancak demokrasilerde yargı ele geçirilemez, güçler ayrılığı göz ardı edilemez, ifade özgürlüğü terk edilemez, özgür medya imha edilemez, sivil toplum fethedilemez, demokratik değerlere dokunulamaz.

Dahası, bugün Türkiye’de Erdoğan’ı destekleyen bir çoğunluğun olduğunu iddia etmek de mümkün değil! Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Raporunda da belirtildiği gibi, hiç adil olmayan bir kampanya sürecinden ve çok ciddi biçimde şaibeli bir referandumdan sonra bile, Anayasa değişikliği Türkiye’de yalnızca % 51 destek bulabildi.

Aslında, bugüne kadar Avrupa’nın askeri ve ticari konulardaki endişeleri ve mülteci antlaşmaları nedeniyle kendi sorumluluğunu yerine getirmemesi de, Türkiye vatandaşlarının daha ciddi insan hakları ihlallerine maruz kalmalarına ve yalnız hissetmelerine neden faktörlerden biridir.

Dışişleri Bakanlığı karara tepki gösterdi

Dışişleri Bakanlığı “AKPM Genel Kurulu’nda izlenmesi gereken yerleşik usullerin dışında siyasi saiklerle alınan haksız kararı şiddetle kınıyoruz” açıklamasında bulundu. Açıklamada “Türkiye’nin 3,2 milyondan fazla mülteciye kucak açarken aynı anda birden fazla terör örgütü ile mücadele ettiği, Avrupa’nın güvenlik ve istikrarına katkı sağladığı unutulmamalıdır ” denildi ve karar “Avrupa’nın üzerinde yükseldiği ortak ve demokratik değerleri hiçe sayan, stratejik vizyondan yoksun basiretsiz bir tutumu yansıtmaktadır” değerlendirmesinde bulunuldu.

İslamofobiyi, yabancı düşmanlığını  körükleyen popülist yaklaşımın siyasi operasyonu olarak değerlendirilen kararların, başta FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine hizmet edeceği savunuldu.

Kararla Türkiye’nin AKPM ile ilişkilerini gözden geçireceği belirtildi.

AB Bakanı Ömer Çelik de yaptığı açıklamada “AKPM tarafından alınan kararın Türkiye’nin gerçekleriyle ilgisi yok. Dolayısıyla yanlış buluyoruz. Bu karar, Avrupa Parlamentosu için de Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi için de tarihi bir hatadır” dedi.

Sendika.Org, Deutsche Welle Türkçe