O ülke bu ülke; haberler pazardan, aktardan – Hatice Eroğlu Akdoğan

Şu sıra herkesin kafasında aynı sorular canlanıp, aynı yorumlar dilleniyor. Fethullah’ın darbe girişimini kendisine “Allahın bir lütfu” olarak gören iktidar darbe girişimine karşılık, tam bir darbe çıkararak operasyonlarına devam ediyor. Bir operasyonu konuşmaya kalkışırken, bir yenisi devreye girerek diğerini hükümsüz hale sokabilmekte

cumhuriyet_31ekim_1

Her TV ekranı karartıldığında, her radyo susturulduğunda, her ajans, gazete ve derginin kapısına kilit vurulduğunda olaylarla fokurdayan ülkemiz ve toplumsal hayatından sesler de nitekim kesilmiş, bastırılmış oluyor. Şu süreçte geriye kalan TV ekranlarından haber bültenlerini izleyenler, bir etrafında olanlara bakınıyor bir de spikerin aktardıklarına. Evlere şenlik! Gazetcilik, habercilik yellere verilmiş. Hakkıyla ve haliyle sermayenin medyası da üç maymun oyunuyla sahne almakta. Geleceğimizi ilgilendiren şeylere karşılık penguen belgeseliyle halkın gözü yeniden perdelenmekte.

Sahi öznesi ve nesnesi bu ülkenin insanlarından oluşan, bir türlü hız kesmek bilmeyen sorunlardan kaynaklı olaylar nereye gitti, nasıl yok hükmüne büründü? Her zamanın konusu açlığı, işsizliği bir yana koyalım da gün be gün artan şiddetli baskılar arasındaki kan ve gözyaşının düştüğü Türkiye, bu dünyada değil de uzayda bilinmeyen bir yerde mi bulunuyor yoksa? Tamam Musul’a konmak, El Bab’a ulaşmak istiyorsunuz da buralara erişmek isteyip de geçtiğiniz topraklarda kaynayan kazandan yayılan ateşin sıcaklığından kaçmak, gerçekleri görmezlikten gelmek gazeteciliğin, haberciliğin hangi ilkesiyle örtüşür hale geldi?

Şu sıra herkesin kafasında aynı sorular canlanıp, aynı yorumlar dilleniyor. Fethullah’ın darbe girişimini kendisine “Allahın bir lütfu” olarak gören iktidar darbe girişimine karşılık, tam bir darbe çıkararak operasyonlarına devam ediyor. Bir operasyonu konuşmaya kalkışırken, bir yenisi devreye girerek diğerini hükümsüz hale sokabilmekte. Ve gelinen aşamada “faşizm budur” demeye gerek kalmıyor. Artık faşizm, bu ve bundan önceki süreçleriyle birlikte yoğunlaşıp yurtseverleri, demokratları, devrimcileri siyasal arenadan silme çalışmalarının sürgit adı oluyor. Geriye faşizmin sesi, suskunluğun, örgütsüzlüğün rengi bir ses kalıyor ki o da gerçek habercilikten elini eteğini çekmiş olan merkez akım da denilen sermayenin, iktidarın medyası oluyor.

Solu yok etmek için yanıp tutuşuyorlar

AKP’nin bir yetkilisi geçtiğimiz günlerde “Geleceğin Türkiye’sinde sola yer yok” demişti. Siz bakmayın onların FETÖ adını koydukları ortakları ile kavga ettiklerine. İşte onlar, gelecekte yer yok dedikleri sol yanı yok edip, toplumu tek yanlı davranmaya, tek yönlü düşünmeye alıştırmak amacıyla yanıp tutuşuyorlar. İçinde yerel basının da olduğu haber merkezleri teker teker değil bir kararname ile listelenerek kapatılıyor. Dolayısıyla hayatın sesleri, renkleri üstelik fokur fokur kaynayan bir ülke kazanının içindeyken kesiliyor ve kayboluyor.

Öteden beri diş biledikleri Cumhuriyet Gazetesi’ne beklenen baskın da nihayet yapılıyor. Olanları görmezden gelen medya, muhabirlerini domates biber haberleri için pazara, manava; kışın içilecek çaylar için aktara; nerenizden güzelleşeceğinize dair de güzellik salonlarına  yolluyor. Ortaya öyle bir bülten çıkıyor ki işte o evlere şenlik! Bambaşka bir ülkede ya da yeryüzünden ayaklarınız kesilmiş gibi uyuşup mayışıyorsunuz.

Bakın, üç maymun medyanın bizim için hazırladığı haber izlencesine: Bir; Önce Saray’dan o gün çıkan sözler, görüntüler. Sıra sıra muhtarlar, yargıçlar, rektörler kanun hükmünde kararlara alkış tutarken. Sonra “varlığımızı onlara borçluyuz” dedikleri askerlere ait cenaze haberleri. Medyanın timsah gözyaşına karşılık onların ana babalarının çaresiz acı göz yaşları eşliğinde uğurlanması. Yalnız haberlerin aktığı o aralarda haber kayması yaşayabilirsiniz, lütfen dikkat! Eğer RTE bir toplantıda filan konuşmaya başlamışsa ekrandaki haber ortasından tak diye kesilmiş, ekrana Saray haberi canlı olarak girmiş olabilir, “ne alaka şimdi” diye kendinizi fazla zorlamayın. Ayrıca hoşlanmadığınız bu haber darbesinden kurtulmak için başka kanala boşuna geçmeyin. Çünkü onlar da aynı canlı yayına geçmiş, size kaçacak, başka bir kanal, başka bir tv bırakmamışlardır. Önce cumhurun başından, sonra cumhurun başının partisinden, devamında diğer partilerden aşıklar atışması örgüsünde haberlerle siyasal gelişmeler tamam…Tabi bir de sosyal medyada popüler olup, çoktan haber olup bitmiş bir videonun devreye sokulmasıyla kendi anahaber bültenleriyle bir de böyle maytap geçilmiş olur.

Manavdan, pazardan yükselen haberlerin arkası

Sıra geldi haber verimi yüksek ülkenin adi cinayet haberlerine. Bu da özenle seçildiği için her kanalda aynı sırada, aynı önemde. Demek ana haber başlayalı yirmi dakika oldu. Geriye kaldı bir yirmi ya da kırk dakika. Muhabirler akşama kadar kimi manavda, kimi aktarda, kimi güzellik salonlarında dolaşıp, haber olmayan yeni haberler peşindeydiler. Bakalım neler yaratmışlar, neler. Kırmızı kırmızı domatesler, bir bardak suyunun saçları nasıl canlandırdığı söylenen turuncu turuncu havuçlar, sarı sarı mandalinalar, balığın yanına olmazsa olmaz dedikleri yeşil salatalarla ilgili bomba haberler akşam bültenini nasıl da canlı dinamik renklere boyadı öyle. Mandalinaları nasıl sarartıyorlarmış, elma ağaçları bakın neden sökülüyormuş, elma tarladaki ucuzken pazarda neden pahalıymış, narenciye tırları Rus sınırından neden döndü, soframızdaki zehir hangisi, kadınlar kaz ayaklarından hangi kremle kurtuluyorlarmış…

Medyada manavdan, pazardan yükselen haberlerin arka yanı memleketin içinde sürdürülen gözaltı, ev baskınları, açığa almalar, kayyum atamalar, tutuklamalar ve daha neler neler tamam. Tek yanlı medya, tek yanlı ses.