Hatay sınırında kırmızı pazartesi – Vecih Cuzdan

Hatay Yayladağı’nda esnaftan yoldan geçen vatandaşa kadar konuştuğumuz herkes cihatçıların Mart ayında Keseb’e tekrar saldıracağını söylüyor. İlçedeki manzara bu söylentinin hiç de temelsiz olmadığını ortaya koyuyor

yayladagi-hacı-huseyin-merkez-camii-onunde-cihatcilar

Kent merkezindeki Hacı Hüseyin Merkez Camii önünde selefi sakallı ve askeri kıyafetli cihatçılar…

Aralık ayı sonlarından itibaren AKP destekli cihatçı çetelerin düşük yoğunluklu çeşitli saldırılarına maruz kalan, Rojava’nın Afrin Kantonu ile Suriye yönetimi kontrolündeki Ermeni kasabası Keseb’in hedefte olduğunu yazmıştık.

Cihatçıların daha önce Mart 2014’te hedef aldığı Keseb sınır kapısı ve kasabası söz konusu olduğu için sınırın karşı tarafındaki Hatay’ın Yayladağı ilçesinin nabzını yoklamak istedik. Sendika.Org olarak Şubat ayı başlarında ilçeye giderek bölge halkıyla yaşananları konuştuk, son durumu yerinde gördük.

İlçede esnaftan yoldan geçen vatandaşa kadar konuştuğumuz birçok kişi Mart ayında Keseb’e tekrardan saldırılacağını söylüyor. İlçedeki manzara bu söylentinin hiç de temelsiz olmadığını ortaya koyuyor.

Cihatçılar gündelik hayatın parçası

Yayladağı’nın hemen karşısında yer alan Lazkiye ili kırsalında etkin olan ve AKP’nin desteklediği grupların başında gelen Bayırbucak Türkmen çeteleri ise kentte varlığını fazlasıyla hissettiriyor. İlçe merkezi başta olmak üzere kentin birçok farklı noktasında askeri kıyafetli ve selefi sakallı bu kişiler gündelik hayatın bir parçası. Sınırı geçip çatışıyor, geri dönüyorlar. Çatışma bölgelerine Yayladağı’ndan lojistik destek veriyorlar.

Lazkiye kırsalında Suriye ordusu ile cihatçı çeteler arasındaki çatışmalarda ölenlerin cenazeleri Yayladağı’ndaki Suriyeli Türkmenlerin dernekleri aracılığıyla Türkiye’ye getiriliyor.

Saldırılan karakola siper ve hendek

Geçtiğimiz yıl 21 Mart’ta cihatçı çetelerin Yayladağı’nın sınır köylerinden geçerek Keseb’e düzenledikleri saldırının görüntülerini Çapul TV’de yayımlamıştık. (bkz. “Çapul TV: Cihatçıların Keseb saldırısına dair özel görüntüler”)

suriye-keseb-sinir-karakolu

Suriye’nin Keseb sınırındaki bir sınır karakolu. Çapul TV’nin yayımladığı görüntülerde bu karakolun Türkiye’den geçen cihatçılarca hedef alındığı görülüyordu. Şimdi yine bir saldırı beklentisiyle çevresine siper ve hendek kazılmış durumda.

Bu saldırı sonucu Keseb’de çetelerin bir süreliğine ele geçirdiği sınır karakolunun çevresinde şimdilerde Suriye ordusunun kazdığı siperler var. Karakol, Yayladağı sınır köylerinden rahatlıkla görülebiliyor.

Bölgenin en yüksek noktası olan Kel Dağı’nın zirvesine kurulan radar üssü ise tam faaliyete geçmiş ve cihatçıları kovalarken Türkiye sınırına yaklaşması halinde, angajman kuralları bahanesiyle düşürülecek Suriye uçakları için hazır ve nazır.

23 Mart 2014’te Suriye ordusuna ait bir MIG-23 savaş uçağı Keseb üzerindeyken TSK tarafından düşürülmüştü.

Ayrıca bu üsse giden yolların yapım çalışmaları sürerken, üsse yakın köylere yeni askeri noktaların inşasının planlandığı söyleniyor.

keldag-nato-radar-ussu-yolu

Kel Dağı zirvesindeki radar üssü için Yayladağı’nın sınıra yakın köylerinde devam eden yol yapım çalışmaları

AKP hükümeti, cihatçı çeteler üzerinden “bir taşla iki kuş vurma” düşüncesiyle Suriye ordusu kontrolündeki Keseb ile YPG kontrolündeki Afrin’i hedefine koyarken, özellikle savaşın kuzey cephesinde süreklilik istiyor.

Bu arada on binlerce aktif cihatçının Türkiye’ye yerleştirildiği milletvekilleri tarafından dile getiriliyor. Emniyet, milyonlarca mermiden oluşan özel mühimmatlar ithal ediyor. MİT, IŞİD’in Türkiye’de yeni saldırılar düzenleyebileceğine yönelik raporlar hazırlıyor. Buna rağmen MİT kontrolündeki Suriye kasabası Azez üzerinden cihatçılara mühimmat taşınmaya devam ediyor.

Yayladağı’nda cihatçı katillerin herkesin gözü önünde, bir şey gizlemeden dolaştığını gördük. Herkes bu çetelerin AKP tarafından desteklendiklerini, Alevilere ve Hristiyanlara yönelik yeni katliamlar planladıklarını, savaşın ateşinin Türkiye sınırları içine de sıçrayacağını biliyor. Aynı Gabriel Garcia Marquez’in, bütün kasabanın önceden bildiği bir cinayeti olağanüstü bir olağanlık içinde seyrettiği Kırmızı Pazartesi romanında olduğu gibi.