İklim değişikliği ve hayvanların ve bitkilerin zorunlu göçü – Dr. İsmail Kılınç

İklim değişikliği nedeniyle 2050 yılına kadar dünyamızda biyoçeşitlilikte %15 ila %37 arasında kayıp yaşanacak

ugur-bocegiİnsanoğlu yaşadığı çevresini yaşanamaz hale getiriyor. Çevredeki değişiklik iklim değişikliğine neden oluyor (sera etkisi) ve iklim değişikliği de yeniden çevreyi olumsuz etkiliyor. Kimileri -özellikle çok uluslu şirketler- bu çevre değişikliğine neden olup fırsat ve kâr peşinde koşarak geleceği umursamazken, kimileri de bu değişikliğin kurbanı olarak, yüzyıllardır atalarının da yaşadığı çevreyi terk etmek zorunda kalıyorlar.

Sayıları her yıl artan bu insanlara çevre ve iklim sığınmacıları adı veriliyor. Sadece insanlar göç etmek zorunda kalmıyor. Son yıllarda hayvanlar ve bitkiler de iklim ve çevre değişikliğinin kurbanı olarak yaşadıkları çevreden kopup başka ülkelere ya da daha yükseklere kaçıyorlar. Gittikçe ısınan dünyamızda bu kaçış düşünüldüğünden daha da hızlı gerçekleşiyor.

2050 yılına kadar yüzde 37 kayıp yaşanabilir

Zorunlu göçün yanında kimi hayvan ve bitkiler de yaşamlarını sürdüremeyip kaybolmak tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlar. İnsan, hayvan ve bitki göçüyle birlikte kimi hastalıklarında göçtüğünü ya da göçülen yerde yeni hastalıklarla karşılaşıldığını da unutmamak gerekiyor. Bunun yanı sıra, ekvator bölgesi ve aşağılar sıcaktan kavruluyor ve bu değişiklik besicilik ve ekimde de değişikliğe neden oluyor. Örneğin, Kenya’da çiftçiler daha dayanıklı olan keçiyi tercih ediyorlar. Hatta deve yetiştirmeye bile başlayanlar var.

İklim değişikliği nedeniyle 2050 yılına kadar dünyamızda biyoçeşitlilikte %15 ila %37 arasında kayıp yaşanacak. Bu dünyamızın yaşadığı ilk çevre göçü değil kuşkusuz. Ama, ilk kez insan doğal afetler sonucu değil de kendi yarattığı çevre değişikliği nedeniyle göç etmek zorunda. Afrika’da Sahra’nın bir zamanlar yeşil olduğu ve hayvanlarla dolu olduğu biliniyor. Burada önemli olan ısınmanın hızı ve insan eliyle çevrenin bozulması ve çevrede önemli engeller yaratması (asfalt yollar, tarım, kent, baraj gibi). Aynı şekilde, eski devirlerle ve kıtaların kaymasıyla ilgili yapılan araştırmalarla ilk palmiyelerin sıcak ve kuru iklime sahip ekvatorda değil, kuzeyde, Kuzey Amerika ve Avrasya’nın birleşik olduğu Laurasie’de bulunduklarını gösteriyor. Palmiye 100 milyon yıl önce kuzeyden gelmiştir.

İnsan zoruyla göç ettirilen hayvanlar

Hayvan ve bitkilerin göçünde iki farklı yol var. Bunlardan birincisi yazının konusu olan zorunlu göç ve iklim değişikliği sonucu çevrenin yaşanılamaz hale gelişi. İkincisi ise insanın bilinçli olarak hayvan ya da böceklere uyguladığı destekli göç. Bu ikincisi ender olsa da mevcut ve kimi örnekleri de var. Bir tür kara kurbağası şeker kamışına zarar veren böceklere karşı kullanılmak üzere Avustralya’ya getirilir ve kıtada öyle yayılır ki yerel hayvan ve böceklerin yerini alarak ekosistemi tehlikeye atar. Gemi ya da diğer ulaşım araçlarıyla bir kıtadan diğerine giden uğur böcekleri ya da bal arılarını ve kurtçukları yiyen eşek arılarının çevreye verdiği zararlar da vardır. Bitki bitiyle mücadele için Asya’dan getirilen uğur böcekleri bereli meyveleri sevdiğinden, üzümleri yiyerek şarabın tadını etkileyebilmektedir. Aynı şekilde, Asya’dan getirilen sazan balıkları bugün Missisipi nehrinde o kadar çoğalmışlardır ki planktonların çoğunu kendilerine ayırıp başka balıkların yaşamını engellemektedirler ve Chicago gölüne gitmelerini engellemek için de elektrikli çitler inşa edilmektedir.

Her yıl 1,7 km uzağa…

Evet, iklim değişikliği nedeniyle kuzeye doğru enlem değiştiren hayvan ve bitki türlerinin sayısı artmakta ve göç hızları da artmakta. Science dergisinde yayınlanan bir araştırma, 2000 tür hayvan (böcek, kuş, sürüngen, balık ya da memeli) ve bitkiyle ilgili iklim değişikliği sonuçlarını bize veriyor.

York Üniversitesi’nde doktora yapan ve Tayvan Sinica Akademisi’nde araştırmacı olan İ-Ching Chen ve meslekta��ları, önceki araştırmalara göre hayvan ve bitkilerin sıcaklıktan üç kez daha hızlı kaçtıklarını ortaya koyuyor, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da. Ortalama olarak, incelenen türler ekvatordan yaklaşık 16,9 km.lik bir hızla (her on yılda) uzaklaşıyorlar ve yükseklik olarak da (on yılda bir) 11 metre kazanıyorlar!

Araştırmalar kısmi olsa da sonuçlar şaşırtıcı. Kınkanatlıların, kelebeklerin, kuş ya da kimi ağaç ve bitkilerin zoraki göçleri birçok araştırmanın konusu olmuştur. Fransa’da Loire nehrinin güneyinde ormanlara zarar veren çam tırtılının bugün Paris yakınlarına kadar geldiği gözlemlenmiştir. İ-Ching Chen’in araştırması daha geniş bölgeleri kapsamakta ve iklim değişikliğiyle olan bağlantıyı ortaya koymaktadır. Tüm türler iklim değişikliğine aynı hızla yanıt vermemektedir. Kelebekler, örümcekler ya da tespih böcekleri on yılda 70-100 kilometre kuzeye doğru göç ederken, kimi örümcekgiller ve kuşlar ise bu mesafenin altında kalmaktadır. Bunun nedeni de biyolojik ritimleri olabilir.

Uzağa, daha uzağa…

Yellowstone ulusal parkında 1900 yıllarında 2377 metrede yaşayan bir kemirgen (Amerika pikası) bugün yaşamına 2895 metre yükseklikte devam etmektedir. Bir İngiliz kelebeği 21 yılda 217 kilometre yol kat etmiştir. Yine İngiltere’de yaşayan bir örümcek türü 25 yılda kuzeye doğru 320 kilometre yol almıştır. Kuşkusuz, iklim değişikliği dışında başka etmenlerde söz konusudur. Daha önce sözünü ettiğimiz insan destekli göç dışında, hayvan ya da bitkilerin yaşadığı ortamın tahrip edilmesi ya da ortadan kaldırılması sonucu zoraki göçe tabii olmalarıdır. Amazon ormanlarının tarıma açılması, kentleşmenin yaygınlaşması, yol ağının genişlemesi gibi olaylar zorunlu göçe de neden olmaktadır ki bu olay iklim değişikliğinden çok daha önemli sonuçlar doğurmaktadır. Sonuçta, iklim değişikliği gibi bu da insanoğlunun neden olduğu bir olaydır.

Sonuçta, iklim değişikliği kimi hayvan ya da bitkilerin yaşamlarını sürdürmek için göç edip yeni iklim koşullarına uyum sağlamasına neden oluyorsa da, kimileri de bundan etkilenmekte ve en azından zorunlu göçe maruz kalan hayvan, böcek ve bitkilerin %10’u kaybolmaktadır.  Kaybedenler kadar kazananlar da olsa, sonuçta insanlık kaybetmektedir.