Her dönemde haklı kalmak – Burak Cop (Karşı)

Hasan Cemal’i birkaç gün önce Artı Bir TV’de izledim. Can Dündar yine “Hasan Abi”sini konuk etmişti.

Cemal’in itibarını tamir etmeye yönelik bir program gibiydi.

Başbakan’ın, 2011’den kalma bir ses kaydı internete düşmüştü. Erdoğan o dönemde Kanal 24’ün başında bulunan Akif Beki’yi aramıştı. Aralarında Cemal’in de bulunduğu bir grup gazetecinin kanaldaki bir programda söylediklerinden memnuniyetsizliğini dile getiriyordu.

Başbakan bir cümlesinde “Hasan Cemal gibi adam çelişkide bulunuyor” demiş, başka bir cümlede ise “Bu adamlardan bize bir şey olmaz ya” diye konuşmuştu.

Bu ses kaydında Dündar’ın çarpıcı bir şey olarak sunduğu, “Beyefendi”nin Cemal’e yönelik muhalefetiydi.

Erdoğan “Bu adamlardan bize bir şey olmaz” derken en azından Cemal’e haksızlık etmiş. Cemal’in, AKP iktidara geldikten birkaç ay sonra, bu partiye “yanlamaya” başladığını unutmuş.

2003-2004 yıllarında pek çok liberalin bunu yapması için tutarlı gerekçeleri vardı: AB üyelik süreci ve Kıbrıs konusunda gösterilen çaba.

Dolayısıyla 2002’de İsmail Cem’in kurduğu YTP’ye büyük ümit bağlayan Cemal’in bu manevrası bir yere kadar anlaşılabilirdi.

Ancak Cemal’in AKP’ye desteği bununla sınırlı kalmadı. 2005’te AB reformları durdu. 2004-2006 arasında mevcut diktatörlük döneminin altyapısını hazırlayan kanunlar çıkarıldı.

 

Hep AKP’yi desteklediler

Cemal ve benzerleri AKP’yi desteklemeye devam ettiler. 2008’de siyasi davalar başladı. Gün geçtikçe bu davalardaki hukuksuzluklar belirginleşti.

Hadi Ergenekon ve Balyoz’da yargılananlar “ulusalcı” idi, Cemalgiller onları sevmiyordu. KCK operasyonlarında DTP’li siyasetçiler ellerinde plastik kelepçeyle tek sıra halinde dizildiğinde de iktidarda AKP vardı. Bu olaydan kısa süre önce DTP kapatıldığında da iktidarda AKP vardı. O AKP, kapatılma kararına karşı çıkmadı.

1 Mayıs’larda emekçiler cop ve gaza boğulurken, üniversite öğrencileri baskılarla boğuşurken, medyada kıyım başlamışken iktidarda AKP vardı ve Cemalgiller AKP’yi desteklemeyi sürdürdü.

Bugünkü duruma gelmemizde önemli bir dönemeç olan 2010 referandumunda Cemal ve benzerleri ‘evet’i destekledi.

Aynı sene piyasaya çıkan ‘Türkiye’nin Asker Sorunu’ kitabıyla AKP’nin meşruiyetinin güçlenmesine kendince katkı verdi.

 

Her devirde haklı olan o…

Mevzubahis kitaptan şahsen faydalandım. Cemal’in kitaplarını okumak, yazılarını okumaktan daha zevkli. Ayrıca o kitapta Cemal AKP’nin amigoluğunu yapmadı, doğruya doğru.

Ama Türkiye’deki demokrasi sorununu “askeri vesayet”ten ibaret görüp, onun yıkılması yolunda yapılan her şeye eyvallah dediğiniz zaman memleketin şu gün bulunduğu noktaya gelmesinde pay sahibi olmuş oluyorsunuz.

Hadi toy olsa neyse… Cemal’in benim yaşımdan fazla gazetecilik geçmişi var.

Ve nasıl bir özgüvense her devirde haklı olan o. Kendi ifadesiyle; “Ben değişmedim, Erdoğan değişmeye başladı”.

Özeleştiri hiç mi yapmıyor? Hakkını yemeyelim. “Devrimci” geçmişinin muhasebesini yaptığı bir kitap, Cumhuriyet’teki yayın yönetmenliği dönemine dair adeta itirafçılık yaptığı bir kitap… 28 Şubat dönemindeki anti-Erdoğan yazıları hakkında da 2010 basımı kitabında yarım ağızla bir özeleştiri…

Cemal her on yıllık döneme ilişkin bir kitap yazıyor ve arınıyor. Geçmişin bagajından kurtuluyor.

Ve Cemal yine güçlenmekte olana meylediyor. T24’teki yazısında oyunu CHP’ye ve Sarıgül’e vereceğini yazmış. 2002’de CHP’ye, 2002 sonrasında bağımsız adaylara oy verdiğini yazmış.

Yani “Ben aslında hiçbir zaman AKP’ye oy vermedim” demeye getiriyor.

“Hasan Abi”, gelmişsiniz 70 yaşınıza. Bıraksanız mı artık bu işleri?

Kim bilir belki de bu işi bırakma vaktiniz geldi.