Erdoğan’ın 6 yıllık hayali: Sağlıkta ‘ileri’ özelleştirme

AKP’nin “Hedef 2023” sloganıyla “Dev şehir hastaneleri geliyor” diyerek sunduğu proje ile devlet hastaneleri kalkacak, sağlık hizmetinin tamamı sermayeye teslim edilecek

Sağlık Bakanlığı, 22 Ekim’de hazırladığı “Kamu Özel İşbirliği Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması Hakkında Kanun Tasarısı’nı” 7 Aralık’ta Meclis Başkanlığı’na gönderdi. Meclis Başkanlığı tarafından Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu’na gönderilen tasarı, daha sonra Meclis Genel Kurulu’na gelecek.

2012 Konya Ekonomi Ödüllerinin 18 Aralık’ta düzenlenen törenine katılan Başbakan, 6 yıllık hayali olan Şehir Hastaneleri Projesi’ni yargı kararları yüzünden bir türlü hayata geçiremediği söyleyerek dert yandı. Erdoğan’ın kendisinden “bu fakir” diye bahsettiği konuşmasında gündeme getirdiği Şehir Hastaneleri Projesi’nin, Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan Kamu Özel İşbirliği Modeli Kanun Tasarısıyla hayata geçirilmesi planlıyor.

Kamu-özel işbirliği derken?

Kamu-özel ortaklığı, devletin bir özel şirket grubu ile en fazla 49 yıla kadar sözleşme yaparak ortaklık kurmasına dayanan bir model. Sözleşmeyle kamu hizmeti verilecek tesisler (hastane, okul, otoyol vb.) özel şirketler tarafından inşa edilecek. Şirketler bu yatırımın karşılığında sözleşme süresi boyunca devletten kira bedeli alacak. Ayrıca yerleşke içinde ana hizmet dışındaki hizmetler de şirketlere devredilerek şirketlerin kâr elde etmesinin önü açılacak.

Kamu hastanelerinin tüm arazilerinin ihaleye açılmasıyla, devlet hastaneleri kaldırılarak yerine “şehir hastaneleri” inşa edilecek. İhtiyaç duyulan sağlık tesisi, özel sektör tarafından finanse edilip, Kamu Hastaneler Birliği’nin idaresine verilecek. Yüksek Planlama Kurulu’nun onayının ardından şehir hastanelerin imar planını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapacak.

Kamunun değil sermayenin yararı

Kamu-özel işbirliğiyle; kamu yararı gözetilerek sunulması gereken eğitim, sağlık, barınma ulaşım gibi en temel hizmetlerin doğrudan sermayedarlara devredilmesinin önü açılacak. Böylece sağlık çalışanları sermayedarların kurdukları hastanelerin (ticarethanelerin) daha çok kâr elde etmesi için çalışan işçiler, sağlık hizmeti alan hastalar ise ticarethanenin müşterileri haline getirilecek.

Her hizmetin bedeli var

Hastayı müşteri yapması için hazırlanan taslakta çok sık kullanılan ifadelerden biri de “hizmet bedeli”. Yaptıkları yatırım karşılığında devletin şirketlere ödeyeceği para sadece kira bedeli olmayacak. Tasarıya göre, hastanelerde görüntüleme, laboratuar, bilgi işlem, güvenlik, temizlik, yemekhane gibi aklınıza gelen tüm hizmetler yine bu şirketlere bırakılacak, bunlar için de şirketlere “hizmet bedeli” adı altında paralar ödenecek.

Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) verdiği bilgilere göre bugüne kadar yapılan sekiz ihalede 3 milyar 880 milyon TL sabit yatırım öngörülüyor. Buna karşılık ihaleyi alan şirketlere sadece “kira” adı altında 25 yılda yaklaşık 26 milyar 500 milyon liralık bir meblağ ödenecek. Şimdiye kadar Kayseri, Ankara-Etlik, Ankara-Bilkent, Elazığ, Yozgat, Manisa, Konya-Karatay, İstanbul-İkitelli, Mersin, Adana, Gaziantep, İzmir-Bayraklı, Bursa “Şehir Hastanesi-Entegre Sağlık Kampüsü” ihaleleri tamamlandı. 8 ayrı ilde farklı yatak kapasiteleri ile fizik tedavi iyileştirme, psikiyatri ve yüksek güvenlikli adli psikiyatri hastaneleri ihalesi de tamamlanmak üzere. Ayrıca Eskişehir, Kocaeli ve Isparta ihale süreci devam ediyor. Yüksek Planlama Kurulu’na Antalya, Denizli, Diyarbakır, Maraş, Samsun, Urfa, Tekirdağ illerinin yanı sıra İzmir, İstanbul içinde yeni projeler de sunuldu. TTB, yapılan 13 ihale ile belirlenebildiği kadarıyla önümüzdeki 25 yıl için 50 milyar liranın üzerinde bir kamu borcu oluşacağını söylüyor.

Erdoğan’ın dert yandığı yargı kararları

Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Kamu Özel Ortaklığı Daire Başkanlığı tarafından daha önce de  sağlık kampüsleri projesi yapılmak istenmiş ancak TTB’nin açtığı davalar sonucunda projeleri yürütmesi durdurulmuştu. Danıştay 13. Dairesi, Ankara Etlik, Ankara Bilkent ve Elazığ’daki “Kamu Özel Ortaklığı” yöntemiyle açılan sağlık kampüsü ihalelerinin yürütmesini durdurulmasına ve söz konusu ihalelerin anayasaya aykırı olduğuna dair kararını 8 Ağustos 2012 tarihinde açıkladı.

Bursa Tabip Odası tarafından “Entegre sağlık kampüsü çalışmalarında meslek kuruluşlarının, üniversitelerin görüşlerinin alınmadığı, yer seçiminin hatalı olduğu, tarım alanlarının korunmadığı gerekçeleriyle iptal edilmesi” talebiyle Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan dava şehir hastaneleri projesine geri adım attırılmıştı. Bursa Ziraat Mühendisleri Odası’nın da müdahil olduğu davada 25 Eylül’de karar açıklandı. Karara göre Büyükşehir Belediye Meclisi’nin yer seçimini belirleyen kararın yürütmesi durduruldu, sağlık kampüsünün de yer aldığı imar planını iptal etti.

Sendika.Org