Limanlar ve hava neydanları seçimlere kurban ediliyor-Yunus Akıl(BTS)

24 Ocak 1980 kararlarıyla ülkemizin gündemine giren özelleştirme kavramı ile ülkemizin en önemli kurum ve kuruluşlarının yabancı sermayeye peşkeş çekilmesi devam ediyor.

Özellikle kamuoyunun seçimlere kilitlendiği bu dönemde sırasıyla Mersin Limanı, İzmir Limanı, PETKİM, Antalya Havaalanı ve Sabiha Gökçen Havaalanı ardı ardına özelleştirilmiş, ulaşım ve enerji alanındaki diğer kamu kurum ve kuruluşlarının özelleştirme hazırlıkları ise hızlandırılmıştır.

Bu kurum ve kuruluşların hepsinin ortak özelliği:
stratejik öneme sahip olmaları siyasilerin söylemlerini yalanlarcasına yıllık milyonlarca dolarlık kar etmeleri taliplilerinin Uluslar arası sermaye grupları olmasıdır.

Ülkemizin en önemli kurumlarının özelleştirme adı altında peşkeş çekilmesini özelleştirme İdaresi Başkanı yaptığı bir açıklamada başarı olarak kabul ediyor ve özelleştirmede dünya birincisi olmamızla övünerek, Özelleştirmede şimdi sıranın enerji ve ulaşıma geldiğini söylüyor. Daha sözünü tamamlayamadan da bu ülkenin emekçilerinin alın terleriyle yapılan, toplumun büyük fedakârlıklara katlanarak kurduğu en önemli liman ve hava meydanları birer birer elimizden çıkıyor.

En son 9 Temmuz günü Savunma Sanayi Müsteşarlığı bünyesindeki Sabiha Gökçen Hava limanı KDV dâhil 2.279 milyon Euro (3.1 milyar $) bedelle Limak- GMR Infrastructure Malaysia Airport ortaklığına 20 yıllığına işletme hakkı devir edilerek özelleştirilmiştir.

İhale öncesi Sabiha Gökçen Havalimanı yetkililerince bu uluslar arası hava limanın değerinin 4 milyar doların üzerinde olduğunu açıklamıştı. Buna göre bile bu özelleştirme ile devletin 1 milyar doların üzerinde bir kaybı söz konusudur.

Diğer yandan Sabiha Gökçen Havalimanı üç yıl ödemesiz özelleştirilmiştir. Bunun anlamı şirket kazandığı paranın bir kısmıyla bu özelleştirme bedelini ödeyecektir.

Ancak gerçek zarar bundan mı ibarettir?

Elbette ki bu sorunun cevabı tek ve nettir…

Kamu yararı gözetilmeden yapılan bu özelleştirmede de diğerlerinde olduğu gibi kamu zararı bu rakamın kat be kat üstündedir.

Çünkü bu havalimanı diğer havalimanlarından farklı olarak hizmetleri bütünlüklü olarak kendisi vermektedir. Örneğin 4200 araçlık otopark ve 80 yataklı otel bulunan alanda; kargo, antrepo, duty free vb. pek çok hizmet verilmektedir. Ayrıca bu alanda bu gün için haftada %3-4 karla 2500 ton yakıt satılarak yaklaşık 100 bin uçağın yakıt ikmali yapılmaktadır.

Alanda her yurtdışı yolcudan 12 €, yurt içi yolcudan ise 3 Euro gelir elde edilmektedir. Öte yandan havaalanını kullanan her dış hat uçağından 600 € , iç hat uçağından ise 50-60 € tutarında bir ücret alınmaktadır.

Tüm bunlar üst üste konulduğunda havalimanı yetkililerinin beklentisi yıllık 500 milyon $’ı aşmaktadır. Yani ihale süresi boyunca minimum 10 milyar $’lık bir gelir projeksiyonuna ulaşılmaktadır.

İşte saklanan ve başarı olarak lanse edilen yani yüzleşilmesi gereken gerçek budur.

Bu özelleştirmede neo liberal politikaların daha rahat uygulanması için yapılmıştır. Ülkemiz ulaşım ve havacılık sektörünün ihtiyaçları yerine IMF ve Dünya Bankasının temsil ettiği küresel güçleri memnun etmek için yapılmıştır.

Yani siyasilerin övündükleri gibi bu özelleştirme ile yabancı sermaye girişi olmayacak tam tersine küresel güçlere sermaye transferi sağlanacaktır.

Dayatılmak istenen neo liberal politikaları reddeden ve Kamu yararı gözetilmeden yapılan özelleştirmelere karşı mücadelesini sürdüren sendikamız Sabiha Gökçen Havalimanının özelleştirmesinin iptal edilmesi içinde gerekli çalışmaları yapacak ve konuyu yargıya taşıyacaktır.

Basınımıza ve Kamuoyuna duyurulur.

BTS Genel Başkanı
Yunus AKIL