Bir dostun ölümü -Kerem Eksen*

Hrant Dink, sizinle tanışma fırsatım olmadı hiç. Sadece bir kez dinleyici olarak katıldığınız bir toplantıda yakından gördüm sizi. Toplantının son kısmında söz alıp heyecanlı bir konuşma yapmıştınız. Hassas ve duygusal bir insan olduğunuzu, hatta yeri geldiğinde alınganlığa da meyledebileceğinizi düşünmüştüm. Yanılmış olmam muhtemel; tanışmamış olmamıza verin lütfen.

Bu fazlasıyla kişisel gibi görünen yazıyı yazmamın temel bir nedeni var sevgili Hrant Dink. Lafı uzatmadan söylesem iyi olacak: sizin ölümünüzü, yakın bir dostumun ölümü gibi yaşamaktan kendimi alamıyorum. Ve bu yüzden burada gayet iyi bildiğiniz ve bize hep sözünü ettiğiniz şeylerden, yani Türkiye’deki düşünsel ve kültürel krizden, ifade özgürlüğünden ya da faşizmden bahsetmeyeceğim.

Evet, ölümünüze bir dostumun ölümüne üzüldüğüm gibi üzüldüm. Ve bu üzüntünün hakkını verebilmek için dostluğun ne anlama geldiğini düşünmek zorunda hissediyorum kendimi.

Bir dostluğun sayısız tarifinden biri şu olabilir kanaatimce: iki insan arasında taşlı ve dikenli bir yolun açılması. Evet, dostluğu düşününce zorlu bir yol geliyor aklıma. Belki bir dağ başında çobanların yıllar boyu aşındırarak açtıkları bir patikaya benzetmeli bu yolu. Her iki tarafın da sürekli gidip geldiği, karanlık saatlerde birbirini bulup kaybettiği engebeli bir patikaya…

İtiraf etmeliyim, bu patika metaforu en çok bir dostun ölümünü düşündüğümde canlanıyor zihnimde. Bir dost öldüğünde dayanılmaz olan şeyin, güzel anların geride kalmasından çok, yürüdüğümüz patikanın bir ucunun sonsuzluğa açılması olduğunu düşünüyorum. İki insanın arasında kurulan ve durmadan kat edilen o yol, o andan, o ölüm anından itibaren sonsuza doğru uzayıp gidecektir artık. Belki de bir dostun ölümünde, hayatta kalan tarafın kaldıramayacağı şey budur: Zaman içinde gide gele kurduğu o patikaya baktığında, uzayıp giden o sonsuz boşluğu görecektir.

Siyasetin Patikaları

Söyledim ya, asla tanışmadım sizinle. Ve bütün bu anlattıklarımın dostluğumuzun hesabını vermeye yetmediği ortada. O yüzden müsaadenizle bu dostluğun temelinde yatan şeyden, yani en genel ve en güzel anlamıyla siyasetten bahsetmem gerekiyor.

Siyasetin sayısız tarifinden biri şu olabilir belki: siyaset, yeryüzünde özgürce dolaşacağımız yeni patikalar açmaktır. Düşünce ancak bu patikalarda gelişip genişleyecek, imkânsız gibi görünen şeyler ancak böyle mümkün kılınacaktır. Gene yıllar içinde aşındıra aşındıra açılan taşlı yollardan söz ediyorum elbet. Ve tabii ki, siyasetin bu tanımı aklıma düştüğü anda, kendimi yeniden dostluğun alanında, sizinle farkında olmadan kurmuş olduğumuz o dostluğun açtığı yollarda buluyorum. Sakın, diyorum, geniş anlamıyla siyaset, dostlukları arttırmanın ve büyütmenin bir yolu olmasın?

Hrant Dink, ölümünüzden sonra sizin siyasetin en güzel patikalarında yürümüş olduğunuzu düşündüm hep. Tüm zorluklara rağmen yeni yollar açmaya çalıştınız ve bunu başardınız. Daha önemlisi, bu patikalarda yürümek isteyenleri bir dost gibi karşıladınız. Sizin yollarınızda siyaseti düşünmek, sizinle dost olmak anlamına geldi ister istemez. Ve siyasetin patikaları, dostluğunuzun patikalarından ayrı düşünülmez oldu.

Dedim ya, ölümünüz tıpkı bir dostunki gibi sarstı beni. Şimdi sizin geçtiğiniz bir patikada yürürken, kafamı kaldırıp uzağa bakmaya korkacağımı hissediyorum. Uzakta artık sizi göremeyecek olmaktan, sadece baş döndürücü bir sonsuzlukla karşılaşıvermekten korkuyorum. Sesime kimsenin cevap vermeyeceğini, patikanın ucundan kimsenin çıkagelmeyeceğini düşünüyor ve buna dayanamıyorum.

Sonra düşünüyorum Hrant Dink. Dostluğu ve siyaseti baştan düşünüyorum. Sizinki gibi dostların arşınladığı patikaların hiçbir zaman dehşetengiz boşluklara açılmadığını düşünerek kendimi avutuyorum. Evet, siz sonsuzluğa yürüyüp gittiniz. Ama yürüdüğünüz patika, sadece dostluğun değil, aynı zamanda dostça siyasetin açtığı bir patikaydı. Ve şimdi anlıyoruz ki, dostlar bir gün sonsuzluğa yürüseler de, siyasetin açtığı patikalar yaşayanların dünyasını kat edip durur, asla boşluğa açılmazlar. Şimdi dostum öldüğü için ağlıyorum. Ama biliyorum, yarın kafamı kaldırıp aramızdaki patikaya baktığımda sadece sonsuzluğu görmeyeceğim. Biliyorum, sesim yankı bulacak. Biliyorum, karşıdan başkaları gelecek, bakacak. Biliyorum, dost olacağız.

* Seyyar Sahne tiyatro grubu adına
[email protected]

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur