Hüzünlü Bir Tatmin Duygusu – Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet)

Geçen hafta iki haber, Irak savaşına ve neo-liberalizme karşı çıkanlarda hüzünlü bir tatmin duygusu yarattı. İş işten geçtikten sonra, neo-conlar, ” Irak’ın bu hale gelmesini beklemiyorduk ” diyormuş. Financial Times da, “kamu çıkarı” diye bir şey olduğunu anımsamış.

Keşke, biz yanılmış olsaydık. Irak savaşı çabucak sonuçlanmış, tüm Ortadoğu’ya örnek bir demokrasi kurulmuş, yaklaşık 650 bin insan canından olmamış olacaktı. Neo-liberaller haklı çıkmış olsaydı, dünyada refah yükselmiş, ekonomik istikrar güçlenmiş, küresel ısınma sorunu piyasa güçleri tarafından bir çözüm yoluna sokulmuş olacaktı; geçen hafta yayımlanan iki bilimsel raporun açıkça gösterdiği gibi, bir küresel felaketin eşiğine gelmemiş olacaktık.

‘Neo-culpa’

Irak savaşı, Amerikan parlamento seçimlerinde en önemli konuydu. Bu nedenle, Vanity Fair dergisi, savaşın hazırlanmasında, ABD halkına satılmasında belirleyici rol oynayan, Richard Perle, Kenneth Adelman, Michael Rubin, David Frum, Michael Ledeen , gibi önde gelen neo-con ideologlarla son duruma ilişkin birer söyleşi yapmış. Latince “mae-culpa” (benim suçum) sözcüğüne atıfla ” neo-culpa ” başlığıyla yayımlanan söyleşilerde, neo-con ideologların, şimdi sorumluluktan kurtulmaya çabaladıkları görülüyor.

Richard Perle , başlangıçta başarıdan o kadar emindi ki CNN’ye, ” Bir yıl sonra Bağdat’ın bir meydanında Bush ‘un heykeli dikilirse hiç şaşırmam ” diyordu; ” demokratik reform açısından Irak çok iyi bir aday idi “. Şimdi Perle, Vanity Fair yazarına, ” Şahit olduğumuz gaddarlık gerçekten dehşet verici. Hunharlığın bu dereceye ulaşacağını öngöremediğimi kabul etmek zorundayım ” diyor ve ekliyor, “kesin yenilgi henüz kaçınılmaz değil ama, ABD hızla bu noktaya doğru gidiyor”. Ama, Perle “savaşı savunmuş olduğunu, ama yönetmediğini” ileri sürerek sorumluluk kabul etmiyor; dahası, “Eğer o günlere geri dönsem, belki de bu kez, savaşı savunmam, gelin başka seçenekleri göz önüne alalım derdim” diyor.

Şubat 2002’de, Washington Post ‘taki yorumunda ” Saddam ‘ın askeri gücünü yenmek ve Irak’ı kurtarmak, panayırda piyasa yapmaya benzeyecek” diyen Kenneth Adelman , şimdi, Bush yönetimi için, “Ben o zaman karşımda dünyanın en yetenekli ulusal güvenlik kadrosu var diye düşünüyordum. Ancak gerçekte, II. Dünya Savaşı sonrası dönemin en beceriksiz kadroları olduklarını kanıtladılar” diyor. O da, sorumluluk kabul etmiyor. Tüm suç, beceriksiz bürokratlarda ve tabii Bush yönetiminde. Rubin ve Frumda projeyi değil, uygulayıcıları suçluyorlar. Michael Ledeen’e göre, Irak’a yönelik saldırı “gerekli ve gecikmiş bir savaştı” ( National Rewiev, 06/08/02). Şimdi ” Ben zaten savaşı desteklememiştim ki ” diyor. Belli ki fareler batan gemiyi terk ediyorlar.

Ah ‘kamu çıkarı’, meğerse varmış

Önce İngiltere hükümetinin, küresel ısınmayla ilgili, olarak hazırlattığı Stern raporu, sonra da Science Magazine ‘de yayımlanan ve balık stoklarının hızla tükenmekte olduğunu gösteren bilimsel araştırmalar karşısında, kimi neo-liberaller, “kamu çıkarı” kavramını anımsamak zorunda kaldılar. Bir Financial Times başyazısı diyor ki, “Financial Times Adam Smith ‘in büyük bir hayranıdır. Ancak, iki konuda, dünyanın ikliminin ve okyanuslarının korunması alanında, özel çıkarların kamu çıkarına hizmet etmediğini ve genellikle ona karşı işlediğini kabul ediyoruz”. Diğer bir deyişle Financial Times, “serbest piyasanın” dünyadaki canlıları tehdit eden en büyük tehlikelerden biri olduğunu kabul ediyor, bu alanlarda devletin ekonomik yaşama müdahale etmesini, düzenlemesini ve denetlemesini istiyor.

Demek ki kamu çıkarı diye bir şey var ve korunması gerekiyor. Peki, 25 yıldır, kamu alanı tasfiye edilir, her şey, sağlık, eğitim, hatta su, genetik kodlar dahi metalaşır, insanlığın kaderi serbest piyasa ilişkilerine, teslim edilirken, gezegen yaşanmaz hale getirilirken neredeydiniz?.. Bilim adamları bu konuda sizi sürekli uyarırken…

Kıssadan hisse: Bir an evvel, iş işten geçmeden, kamu çıkarı tanımını anımsayıp ormanlar, insan sağlığı, eğitim, su, gıda stokları ve temel hizmetler, hatta emeklilik, gibi alanlarda hemen tedbir almaya başlayalım. Gerekli finansmanı da 25 yıldır, iyice parazitleşen, dünyada serbestçe avlanarak yeterince servet biriktiren mali sermayeyi vergileyerek sağlamaya başlayalım. Serbest piyasa ayetullahlarına kulaklarımızı kapatalım. Zaten, bu güne kadar, insanlığa çok vakit kaybettirdiler, çok pahalıya mal oldular.

[email protected]
http://erginyildizoglu.blogspot.com
Kaynak: Cumhuriyet