Ben inanmıyorum, ya siz? – Ruhat Mengi (Vatan)

Her gün okuduğunuz, duygularımı, düşüncelerimi paylaştığınız için artık biliyorsunuz; ben kimselere inanamaz bir ruh haline ulaşmış durumdayım.

Öyle çok aldatmaca, saptırmaca, kaydırmaca, reklâmlamaca, saflamaca ile karşılaştık ki bünyem doyma noktasında artık. Daha fazlasını almıyor.

O nedenle bir süre kimse benden bir şeylere inanmamı beklemesin… Sağlık Bakanı Recep Akdağ başta olmak üzere…

Ne demiş Sağlık Bakanı: “Kanseri Çernobil değil, sigara, alkol ve sağlıksız beslenme tetikledi…”

Demek ki çocuklardaki kanser vakalarında artışın nedeni (!) de buymuş. Çocuklar sigara ve alkole başlamış olmalılar. Ve elbette bunu ailelerinden gizli yapıyorlar…

Herhalde sigara ve alkol kullanmayanlarda görülen kanserin nedeni de içenlerle konuşuyor, görüşüyor olmaları.

Demek ki şehirlerde kırmızı bölgeler yaparak içki içilen mekanları buralara taşımak istemelerinin nedeni de halkı içkiden, dolayısıyla kanserden korumak içinmiş. Belki içkili kulüpleri, eğlence yerlerini silahlı askerlerle basmaları, kapatmaları da aynı nedene dayanıyordu.

Öte yanda; Türk Tabipler Birliği’nin kısa süre önce yaptığı araştırmada “Hopa’da son 3 yılda meydana gelen ölümlerin %48’inin nedeninin kanser olduğu” ortaya çıkmış.

Türk Tabipler Birliği Başkanı Prof. Gencay Gürsoy “Türkiye’de sağlık istatistiklerinin yeterli olmadığını Sağlık Bakanı’nın da çok iyi bildiğini” söyledikten sonra şu açıklamayı yapmış:

“Çernobil’den etkilenen diğer ülkelerde ‘kanserin arttığı’ yolundaki yayınlar ortadayken Türkiye’nin Çernobil’den etkilenmediğini söylemek için insanın gönlünün biraz fazla rahat olması gerekiyor.”

ÇAYDA DA RADYASYON YOKTU (!)
Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Önder Okay ise “Bakan’ın açıklamasının tesadüf olmadığını, bu konuşmayı ‘kurulması planlanan nükleer santral için’ bir lobi faaliyeti olarak gördüğünü” söylemiş.

Bakan Recep Akdağ bu açıklamayı hangi nedenle yapmış olursa olsun (ki kendilerine göre çok gerekli bir neden mutlaka vardır) çocuk ve yetişkinlerde son yıllardaki kanser olayları artışını bire bir bilen bu doktorlardan daha inandırıcı olması mümkün değil.

Hele de Çernobil olayından sonra Karadeniz bölgesinde radyasyonlu çay içerek halkı radyasyon olmadığına inandırmaya kalkan Sağlık Bakanı da görmüş bir ülkede.

Ne Çernobil gibi ciddi ve burnumuzun dibinde bir nükleer santral patlamasını küçümseyerek ve insanları aldatarak; hiç değilse bir önlem alınmasını ve Rusya’nın büyük bir tazminat ödemesini sağlamayanlar, ne Tunceli’de “defalarca uyarılmalarına rağmen” asfalt yapımını geciktirerek iki polisin mayınlarla ölmesine neden olanlar, ne en güzel ve tarihi bölgelerimizi santrallere kurban edenler… Hiçbiri suçlu değil.

Tek suçlu biziz.

“Seçmeyi, görev istemeyi ve yapmayanı cezalandırmayı” bilmeyenler!