Ayrıcalıklı üyelik – Özgür Müftüoğlu(Evrensel)

Geçtiğimiz gün elime geçen bir broşürden bazı alıntılar yapmak istiyorum. Bakalım bu broşürün ne tür bir kuruma ait olduğunu tahmin edebilecek misiniz?

Broşürün kapağında: ” ……….. Üyesi Olmak Ayrıcalıktır. Nasıl mı?” diye bir soru yöneltilmiş. Daha sonraki sayfalarda şöyle devam etmiş:
“Şehir dışına çıktığınızda evinizi aratmayacak misafirhane ve konaklama yardımlarına sahip olursunuz.”
“Türkiye’nin neresinde olursanız olun, kapısını çaldığınızda sizi samimiyetle karşılayıp ağırlayacak ve her türlü yardımda bulunacak şube ve temsilciliklere sahip olursunuz.”
“Türkiye’nin her yerinde sağlıktan eğitime, ulaşımdan tarıma, adliyeden maliyeye kadar bütün resmi kurumlarda bir arkadaş grubuna sahip olursunuz.”
“Tüm Türkiye’de il ve ilçelerde teşkilatlanmış 400 bini aşkın üyeden oluşan …………. ailesinin bir ferdi olursunuz.”
“Hukuka aykırı uygulamalar ve idari problemlerinizde sizi sonuna kadar savunacak, davanızı davası bilecek, ücretsiz hukuki hizmet ve hukuki yardım verecek her bölgede avukatları olan bir ……….. sahip olursunuz.”
“Başka hiçbir yerde bulamayacağınız fiyatlar ve kolay ödeme imkanlarıyla tatil yapma fırsatına sahip olursunuz.”
“Başınıza gelebilecek kazada 5 bin YTL tazminat alabileceğiniz ve primleri …….mız tarafından ödenen ferdi kaza sigortasına sahip olursunuz.”
“………mızın düzenlediği şölen, piknik, konferans, panel, konser, seminer gibi sosyal faaliyetlere katılabilirsiniz.”
“Türkiye genelinde bir çok alışveriş merkezinde üye kimliğinizi göstererek özel indirimlerden faydalanırsınız.”

Evet. Kendisine üye olanlara bu son derece cazip olanakları vaadeden nasıl bir kurumdur acaba tahmin edebildiniz mi? Ayrıcalıklı insanlara ayrıcalıklar tanıyan bir VIP klüp mü, yoksa müşterilerine ayrıcalık sağlayan bir banka veya sigorta şirketi mi?

Önce ben de bu broşürün müşteri çekmeye çalışan bir banka, bir mağaza ya da bir klübe ait olduğunu sandım ama yanıldım. Çünkü, kendisine üye olanlara yukarıdaki cazip olanakları vaat eden bir sendikaydı. Evet evet yanlış okumadınız, üyelerine tüm bunları vaat eden broşür, Türk Kamu Sen’e bağlı Türk Sağlık-Sen’e aitti.

Broşürde bir sendika çağrışımı yapan tek bir vaade yer verilmişti o da “Üyelerinin mesleki, sosyal, ekonomik ve özlük haklarından asla taviz vermeden, her platformda kararlılıkla mücadelesini sürdüren, söylem ve eylemleriyle sizin sesinizi haykıran bir sivil toplum örgütünün üyesi olursunuz” ifadesiydi.

Neresinden tutsanız “sendika” kavramına bütünüyle aykırı bu broşürü hazırlayan sendika ve onun bağlı olduğu konfederasyonun temsilcileri, bugün tüm kamu emekçileri adına yapılan toplu görüşmelerde tek yetkili durumunda. Buna karşılık, bir dönem yürüttüğü fiili, meşru mücadele ile Türkiye’de kamu emekçi sendikacılığının ortaya çıkmasını sağlayan, üyelerinin bir çoğu bu mücadele nedeniyle sürgünler, gözaltılar, cezaevleri görmüş, gaz bombaları solumuş olan KESK yöneticileri ise hala yüzde 2,38-2,39 zamların tartışıldığı toplantı salonlarında yer alma peşinde (aksine beyanlarda bulunsalar da).
Neden böyle oldu? Neden KESK, yaklaşık 20 yıllık mücadelesinde promosyoncu-sivil toplumcu bir “sözde” sendikanın karşısında böyle bir duruma düştü?

Acaba, zaman zaman da olsa KESK’in varolma nedenini, yani sınıf olma bilincini unutup da o promosyoncu-sivil toplumcu sendikalara benzemek istemesinin bunda etkisi olabilir mi?

e-posta: [email protected]