Fındık kurtları yine iş başında (Vatan)

Vatan Gazetesi’nden Yavuz Semercioğlu’nun 08.10.2005 tarihli bu haber-yazısını şu anda gündemde olan fındık alımları ve üreticiyi zor durumda bırakan oyunlar hakkında aydınlatıcı bilgiler verdiği için tekrar yayınlıyoruz.

Avrupalı alıcılarla düşük fiyat bağlantısı yapan tüccar lobisi, gazetecileri kullanarak fındık fiyatını düşürmeye çalışıyor

Fındık fiyatlarını düşürme lobisi hareketlendi. Kendilerine kullanacak gazete de buldular: Sabah…

Yazık.

Sabah gazetesi ki, 2003 yılında (benim de içinde yer aldığım ekonomi servisi kanalıyla) yürüttüğü kampanya ile findik fiyatlarının tarihi seviyelere çıkmasına destek verdi ve Türkiye’nin milyarlarca dolar döviz kazanmasına yol açtı. (Abarttığımı sananlar findik üreticileri ve meslek örgütleriyle konuşabilir.) Dün, köşe yazarı Fatih Altaylı’nın yazısını Sabah’ın birinci sayfasına koyanlar, ne yazık ki (bilmeden olduğuna eminim) fındık fiyatlarını düşürme lobisine destek verdiler!

Dersimiz fındık!

Bu hızlı girişten sonra, findik olayını biraz deşelim… Kendimiz soralım, kendimiz yanıtlayalım.

* Fındıkta dünya piyasalannı kim belirler?
Türkiye…

* Neden?
Dünya üretiminin yüzde 75’i Karadeniz bölgesinde gerçekleşir.

* “Teorik olarak fiyatı Türkiye’nin belirlemesi lazım” denebilir mi?
Teorik olarak evet..

* Pratikte kim belirler?
Rekolteye bağlı olmakla birlikte, Avrupalı alıcılar, onların Türkiye’deki uzantıları olan büyük tüccarlar fiyatı belirler. Hükümetler ise “ihracatçı kimliğini kullanan tüccarların” ve onların etkilediği “gazetecilerin” etkisinde kalarak, Türkiye’nin aleyhine karar verirler. Yalanlarla insanları kandırırlar. En büyük yalan fiyat yükseldiğinde çikolata üreticilerinin bademe, findik üretiminin de başka ülkelere kayacağıdır…

* Fiyat belirleme sistemi nasıl işler?
Avrupalı alıcı, Türk tüccarla bir sene öncesinden findik fiyatı konusunda anlaşır ve kapora verir. Örneğin kentali (100 kilo) 300 dolardan anlaştıklarını farz edin. Bu işleme “alivre” denir. Alivreci tüccarlar genelde fiyatın beklenmedik artışından zarar eder. Fiyatın düşmesini tercih ederler. Örnekten gidersek, alivreci, fiyat (kentali) 330 dolara çıktığında zarar, 250 dolara indiğinde büyük kâr eder.

* Alivreci olarak tanınan kişiler kimdir?
Genelde ihracatçı olarak gözükürler. Örneğin Cüneyd Zapsu, Türk fındığının en büyük alıcısı olan Nutella’nın bir dönem temsilcisiydi. Nutella’nın fındık alım şirketi Ferrero’nun Türkiye temsilciliğini yapanları yakından tanımaz olur mu? Kenan Oltan var… Mustafa Poyraz var…

* Başka?
İstanbul Fındık İhracatçılar Birliği Başkanı Ufuk Özongun’u unutmamak lazım. Kendisi en büyük findik ihracatçısı Progıda’nın yüzde 30 ortağıdır.

* Diğer ortağı kim?
Diğer ortak, Hamburg merkezli Pisani and Rickertsen GmbH.

* Alivreciler kötü insanlar mı?
Elbette değil. Ancak onların para kazanması düşük fiyata bağlıdır.

* Onlar fiyatın yükselmeyeceğine inanarak ticaret yapıyor. Başkaları fiyat yükselecek diyorlarsa, fındık toplasın, para kazansınlar…
Pratikte hiçbir işe yaramaz. Konuştuğumuz rakamlar çok büyük. Hiçbir tüccar peşin 200-300 trilyon lira harcayarak findik toplayamaz. Bu nedenle Fiskobirlik’in fiyat politikası önemlidir ve vazgeçilemez. Fiskobirlik fiyati belirleme gücünü elinde tuttuğu sürece, dünya findik fiyatını Türkiye belirler.

* Fiskobirlik de parası kadar konuşsun. Zarar etmesin denilemez mi?
Hayır denilemez. Fındık Türkiye’nin en büyük katma değerli (hatta sıfır ithal girdisi olan) ürünüdür. Çikolatanın vazgeçilmez katkı maddesidir. Fındık fiyatının yüksek seviyelerde tutulması, Karadeniz insanına daha çok kaynak aktarımıdır. Türkiye’nin döviz açığına ciddi katkıdır. Fiskobirlik zarar etmesin demek, bunlardan vazgeçmek anlamına gelir. Üstüne üstlük, Fiskobirlik siyasilerin oyuncağı yapıldığı için zarar etmiştir.

Siyasilerin findık dikim alanını sorumsuzca büyütmesi yüzünden fiyatlar da istikrara kavuşmamıştır. Bu üreticinin suçu değildir. Üstelik şu anda böyle bir durum yoktur ve dünya findik tüketimi artmaktadır.

Zapsu niye yanılttı?

Sabah gazetesinde çalışırken, 2003 yılı fındık alım sezonu öncesinde bir kampanyaya başlamıştık. (Fındığın yüzde 80’i Eylül ve Ekim aylarında pazara iner. O tarihlerde Fiskobirlik fiyatı ile pazardaki fiyatı arasında Fiskobirlik aleyhine yüzde 20 fark oluşur. Altaylı’nın iddia ettiği gibi Fiskobirlik’ten daha ucuz fiyata mal alan tüccar, malı Fiskobirlik’e değil, Avrupalı’ya satar.)

Fındığın yok yılı olmasına rağmen, tüccar fındığı bir sene öncesinde olduğu gibi kentali 226 dolardan satın almak istiyordu. Devreye biz girdik. DYP girdi. AKP’den Nurettin Canikli gibi sağduyu sahibi insanlar girdi. Turgay Ciner ikna oldu ve sevgili Savaş Ay, A Takımı’nı Giresun’da yaptı. Ay iyi hatırlayacak, fındık tüccarları ne diyordu o gün, “Aman fiyatlar artmasın. Avrupalı mal almaz.”

Sadece onlar mı? Elbette değil. Hükümetin fındık politikasını belirleyen Zapsu, Sabah’ın bu kampanyasından rahatsız olmuştu ve ekonomi müdürlerini Conrad Otel’e çağırdı. Hürriyet’ten Vahap Munyar, Milliyet’ten Murat Sabuncu, Vatan’dan Ercan İnan ve Radikal’den Ruhi Sanyer ve pek çok kişi oradaydı.

Cüneyd Zapsu, fındık konusunda ne kadar uzman olduğunu anlattıktan sonra, “Aman fiyat yükselmesin, üretim başka ülkelere kayar. Bu çikolata üreticilerini iyi tanırım, çikolatalarına badem koyarlar” iddiasında bulundu.

O gün fındığın fiyatı 300 dolardı, sonra 400 oldu, 500 oldu, 800 oldu ve şimdi 1000 dolara yaklaştı. Fındık ihracatı düşmedi.

İki şey oldu. Birincisi alivreciler zarar etti, Zapsu ve arkadaşlarının iddiaları çürük çıktı. Ama Zapsu, hükümetin bu kez, Fiskobirlik’in elindeki geçmiş yıl rekoltesini çok düşük fiyata satmak için kararname çıkarmasını sağladı. Unutulmuştur ama AKP’li Canikli, bu kararı “Yarın bu yüzden Ali Babacan Yüce Divan’lık olacak” diye yorumlamıştı.

Başka ne oldu?
Türkiye ilk kez daha az fındıkla, tarihinin en büyük döviz girdisini elde etti.

“Şimdi Fiskobirlik, düşük fiyatla alım yapsın” diyenler, Fiskobirlik yönetiminin kulağının çekilmesini isteyenler yine aynı oyunun parçası oldular. Fiskobirlik fiyatı düşürdüğünde, piyasadaki fiyat daha da diplere inecek.

Bu yetmedi. Bazıları, “Fiskobirlik’in parası bitti, haciz gelecek” diye spekülasyonlar yaparak, üreticinin kafasını karıştırıp, pazarda daha düşük fiyatla alım yapma fırsatı kolluyorlar. Bunlar her yıl yapılan oyunlar. Benim üzüldüğüm eski gazetem Sabah’ın Altaylı kanalıyla buna alet edilmesi…

Erdem: Fındık artık gerçek değerinden işlem görecek

Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Fiskobirlik) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Erdem, fındığın önümüzdeki günlerde gerçek değeri üzerinden piyasada işlem görmeye başlayacağım söyledi. Erdem, Sabah gazetesinde yer alan birlik hakkında “îş bilmezlik batırıyor” başlıklı köşe yazısındaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını
belirtti. Ürün alımları için yapılan kredi bağlantılarının bozulmaya ve fındık fiyatının düşürülmeye çalışıldığını savunan Erdem, şöyle devam etti:

“Yazıda yer alan rekolte, dünya fiyatı ve Fiskobirlik fiyatı tamamen yan
lıştır. Dünya fındık tüketiminin 450 bin ton dolayında olduğundan bahsediliyor. Halbuki son 5 yılın ortalamasına göre dünya fındık tüketimi 700 bin ton seviyesindedir. 2005 ürünü fındığın üçte ikisi pazara inmiştir. Geriye kalan miktar oldukça yetersizdir. Rakamlar açık ve net ortadadır. Bu yıl ihraç etmeye fındık bulamayacağız. Ne yaparlarsa yapsınlar, fındık önümüzdeki günlerde gerçek değeri üzerinden işlem görmeye başlayacaktır.”

Erdem, Fiskobirlik’in dünyanın en büyük fındık kuruluşu olduğunu ve izledikleri doğru politikalarla Türk fındığı ve üreticisinin teminatı olduklarını kaydederek, “Birliğin ve üreticinin hakkını sonuna kadar korumaya kararlıyız” diye konuştu.

Haber: Yavuz SEMERCİ